Ctrl + K
Haberler ›

BM Genel Sekreterliği yarışında Türkiye'nin hamlesi ne anlama geliyor?

BM Genel Sekreterliği yarışında Türkiye'nin hamlesi ne anlama geliyor?
📷 Fotoğraf: BBC Türkçe Basın Arşivi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Yerine kimin seçileceğine dair yarışa Türkiye de katıldı. 31 Ekim'de adaylık başvurusunu yaptığı açıklayan Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri görevini yürüten Feridun Sinirlioğlu'na güveniyor.

BBC News, Türkçe İçeriğe götür Haberler Kategoriler Haberler Türkiye İran Savaşı Dünya Ekonomi Kadın Sağlık Bilim Teknoloji Türkiye İran Savaşı Dünya Ekonomi Kadın Sağlık Bilim Teknoloji BM Genel Sekreterliği yarışında Türkiye'nin hamlesi ne anlama geliyor? Kaynak, Fatih Aktas/Anadolu Agency/Getty Images)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Yerine kimin seçileceğine dair yarışa Türkiye de katıldı.

31 Ekim'de adaylık başvurusunu yaptığı açıklayan Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri görevini yürüten Feridun Sinirlioğlu'na güveniyor.

2025 sonunda başlayan adaylık belirlenmesi süreci artık son düzlükte. Türkiye'nin adaylık mektubu 30 Ekim'de, yedinci tur oylamaların sonuçlanmasının hemen ardından verildi.

Yedinci turda da hiçbir aday üzerinde uzlaşı sağlanamadı.

Ankara yarıştaki kilitlenmenin yeni adaylar için alan açtığı değerlendirmesini yaptı.

Peki Türkiye'nin adayı Feridun Sinirlioğlu kim ve yarışta şansı ne?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri teknik olarak BM Genel Kurulu tarafından seçilse de sürecin belirleyici aşaması BM Güvenlik Konseyi'ndeki oylamalar.

Ülkeler aday gösteriyor, adaylar üye devletlerle görüşüyor ve ardından dosya Güvenlik Konseyi'ne gidiyor.

Konsey üyeleri seçimden önce bir dizi gayriresmi "yoklama oylaması" (straw poll) yapıyor.

Üyeler her aday için "destekliyorum", "desteklemiyorum" veya "görüşüm yok" seçeneklerinden birini işaretliyor.

Bir adayın seçilebilmesi için Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz destek alması ve daimi üyelerden hiçbirinin vetosuyla karşılaşmaması gerekiyor.

Yani BM'nin veto yetkisine sahip beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın tutumu süreçte belirleyici rol oynuyor.

Türkiye'nin adaylık mektubunu iletmesinden önce yarışta yedi aday bulunuyordu.

Bunlar arasında, Kosta Rika'dan Rebeca Grynspan ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) Arjantili Başkanı Rafael Grossi gibi isimler öne çıkıyor.

BM'nin bugüne kadar hiç kadın genel sekreteri olmamasının, güçlü kadın adaylar için avantaj sağlaması bekleniyor.

Yarışın şu ana kadarki favorisi Kosta Rika'nın eski başkan yardımcısı Rebeca Grynspan oldu. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı Başkanı olarak görev yapıyor.

Kalkınma, yoksullukla mücadele ve uluslararası finans alanlarındaki deneyimi nedeniyle özellikle Küresel Güney ülkelerinde güçlü bir profile sahip.

30 Ekim'deki yedinci yoklama oylamasında, 11 destek oyu alsa da daha önce daimi üyelerden gelen olumsuz oylarla karşılaşmıştı. Bu nedenle yarışta lider olsa da kazanması kesin değil.

Kaynak, Mahmud HAMS / AFP / Getty Images)

Rafael Grossi , yarışın başında birçok diplomat tarafından favoriler arasında gösteriliyordu. Özellikle İran'ın nükleer programı ve Ukrayna'daki nükleer tesisler konusunda yürüttüğü diplomasi sonrasında dünya çapında tanınan bir isim haline geldi.

Eski Guyana dışişleri bakanı ve uzun yıllar BM nezdinde diplomat olarak görev yapan Carolyn Rodrigues-Birkett , kamuoyunda diğer adaylar kadar görünür olmasa da oylamalarda güçlü performans gösterdi.

Son oylamada Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) adayı Lana Nusseibeh'in önünde üçüncü sırada yer aldı. Ancak o da daimi üyelerden olumsuz oy alanlar arasında.

Eski BAE BM Daimi Temsilcisi olan Lana Nusseibeh , Körfez İşbirliği Konseyi (GCC)'nin desteğini almasıyla öne çıkıyor. Oylamalarda ilk sıralara yükselse de güçlü bir ivme yakalayamadı.

Adaylık süreci Kasım 2025'te başladı. Guterres'in görev süresinin sona ermesine haftalar kala yarış son aşamaya girmiş durumda.

Türkiye ise önce yarışın kilitlenip kilitlenmediğini görmek istedi.

Türkiye'nin adaylık başvurusunu yapan BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, başvuruyu, şu ana kadar mutabık kalınan bir aday çıkmaması üzerine yaptıklarını söyledi.

Anadolu Ajansı'na konuşan Yıldız, Türkiye'nin BM'nin işini kolaylaştırmak için Sinirlioğlu'nu aday gösterdiğini belirtti.

Bu seçimde adayın Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden çıkması konusundaki yerleşik uygulamaya "saygı duyduklarını, bu nedenle bugüne kadar beklediklerini" kaydetti.

Son dönemde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerde BM Genel Sekreteri adaylığının yeni bir gerilim unsuru olduğu yorumları yapıldı.

Azerbaycan Haber Ajansı (APA), 30 Ekim'de yayımladığı bir analizde, Türk medyasında Azerbaycan'ın BAE'nin adayı Lana Zaki Nusseibeh'i desteklediği yönündeki yorumları eleştirdi.

Analizde, Türkiye'nin o tarihte henüz resmi aday göstermediği belirtildi ve ülkenin BAE'ye karşı diplomatik nezaket çerçevesinde tutum gösterdiği kaydedildi.

Ancak analizde Feridun Sinirlioğlu'nun geçmişte Ermenistan ile normalleşme sürecini destekleyen diplomatlar arasında yer aldığı ve Azerbaycan'ın çıkarlarını yeterince gözetmediği öne sürüldü. Yazıda bu nedenle Sinirlioğlu'na yönelik eleştiriler de dile getirildi.

Türkiye'nin adaylığını resmen açıklamasının ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ayhan Hacızade, Bakü'nün Sinirlioğlu'nun BM Genel Sekreterliği adaylığını "memnuniyetle karşıladığını" duyurdu.

Hacızade, adayların diplomatik deneyimleri, tarafsızlıkları ve uzlaşı sağlayabilme becerileri temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Resmi biyografisine göre Sinirlioğlu, Aralık 2024'te göreve başladığı AGİT'in sekizinci Genel Sekreteri.

Sinirlioğlu, bu görevinden önce 2016-2023 yılları arasında Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi olarak görev yaptı.

2023 yılında, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından, BM Güvenlik Konseyi'nin kararıyla yetkilendirilen bağımsız değerlendirme süreci için BM Özel Koordinatörü olarak atandı.

Sinirlioğlu, 2015 yılındaki geçici hükümette Türkiye Dışişleri Bakanı olarak görev aldı, ayrıca 2009-2015 ve 2015-2016 yılları arasında Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olarak çalıştı.

Sinirlioğlu, doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden aldı.

Lisans eğitimini ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
Haberler ›

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail basınındaki analizde, ABD'deki Kongre güç değişimlerinin İran politikası ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri etkileyebileceği vurgulandı.

Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan "ABD'de Demokratik tsunami: Cumhuriyetçilerin yenilgisinden sonra İsrail'in karşı karşıya olduğu üç büyük zorluk" başlıklı analiz haberinde, seçim sonuçlarının İsrail'e muhtemel etkileri ele alındı.

ABD ara seçim sonuçlarının Washington yönetiminin İran politikasından ABD-İsrail ilişkilerine kadar birçok alanda etkili olabileceği ve İsrail-ABD ilişkisini yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekilen makalede, "Bu yenilgi, Demokrat Parti içinde İsrail, İran'la savaş ve Tel Aviv ile Washington arasındaki stratejik ilişki konusunda geniş kapsamlı değişimlerin yaşandığı bir dönemde geldi." ifadelerine yer verildi.

Makalede, seçim sonuçlarının özellikle ABD Başkanı Trump'ın İran politikasını, Kongre'deki güç dengelerini ve 2028 başkanlık seçimlerini etkileyebilecek üç önemli gelişmeyi beraberinde getirdiği ifade edildi.

Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiğine dikkati çekilen makalede, bu değişimin Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkilerin geleceği açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Analizde, İran'la yaşanan savaşın Cumhuriyetçi Parti açısından seçim sürecinde önemli bir siyasi maliyet oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.

Cumhuriyetçilere yakın medya kuruluşu Fox News'in yorumcularının dahi seçim sonuçlarının "savaş olmasaydı çok daha farklı olabileceğini" dile getirdiği aktarılan makalede, Trump'ın da İran meselesinin seçim yenilgisinde etkili olduğunu "İran'ın kayıpta payı vardı" diyerek kabul ettiği belirtildi.

Sandık çıkışı anketlerinde katılımcıların yüzde 62'sinin İran savaşına karşı olduğunu bildirdiği aktarılan analiz haberde, "Trump'a verilen siyasi mesaj açık: Amerikan halkı Orta Doğu'da uzun sürecek bir savaşa daha pek sıcak bakmıyor. Peki Başkan bu mesajı politikaya nasıl yansıtacak?" sorusu soruldu.

Analizde, Trump yönetiminin önünde iki muhtemel senaryonun bulunduğu ifade edildi. İlk senaryoya göre Trump, diplomatik girişimleri yoğunlaştırarak Tahran'la müzakerelerde taviz verebilir ve muhtemel bir anlaşmayı ABD'yi çatışmadan çıkaran "diplomatik bir başarı" olarak sunabilir.

İkinci senaryonun ise savaşın "kısa süreli ancak etkili" bir operasyonla sona erdirilmesini içerebileceği ve böyle bir adımın Trump'a "zafer" ilan etme, ABD'nin "hedeflerine ulaştığını" açıklama ve ülkesinin bölgedeki askeri varlığını hızla azaltma imkanı sağlayabileceği değerlendirildi.

Buna karşılık her iki senaryoda da İsrail'in çıkarlarının Beyaz Saray'ın öncelikleriyle örtüşmeyebileceğine dikkat çekilen analizde, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerde başlıca gerilim kaynaklarından biri haline gelebileceği ifade edildi.

Analizde, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin İsrail açısından önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yaklaşıma, İran savaşı ve ABD-İsrail stratejik ilişkisine ilişkin görüşlerin değiştiğine işaret edilen makalede, Kongre'deki yeni siyasi dengenin Washington'ın İsrail politikasına yansıyabileceği ifade edildi.

Analizde ayrıca, Demokrat Parti içinde ABD'nin İsrail'e askeri yardımının azaltılması, yardımların belirli siyasi koşullara bağlanması ve iki ülke arasındaki özel ilişkinin yeniden değerlendirilmesi yönündeki çağrıların giderek daha fazla destek bulduğu belirtildi. Daha önce parti içinde sınırlı bir kesim tarafından savunulan bu görüşlerin artık daha görünür hale geldiğine işaret edildi.

Analizde, seçim sonuçlarının İsrail açısından en önemli uzun vadeli etkilerinden birinin 2028 ABD başkanlık seçimleri olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiği belirtilen makalede, bu değişimin 2028 başkanlık yarışı öncesinde ABD'nin Orta Doğu politikasına ilişkin tartışmaları şekillendirebileceği kaydedildi.

Özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımına ve İsrail'in ABD siyasetindeki etkisine karşı yüksek sesle itiraz eden Zohran Mamdani ve Abdul El-Sayed gibi isimlerin siyasi başarılarının diğer Demokrat adaylara örnek olabileceği kaydedilen analizde, 2028 başkan adaylarının geçmiş seçim dönemlerine kıyasla İsrail konusunda daha eleştirel bir tutum benimseyebileceği değerlendirildi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
Haberler ›

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail Merkez Seçim Komitesi, 27 Ekim'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin resmi sonuçlarını onayladı.

Komiteden yapılan açıklamada, 26'ncı İsrail Meclisi seçim sonuçlarının onaylanmasına ilişkin oylamada 15 üyenin lehte, 14 üyenin çekimser, 2 üyenin ise aleyhte oy kullandığı bildirildi.

İsrail Merkez Seçim Komitesinin onayıyla resmileşen sonuçlara göre 120 sandalyeli İsrail Meclisinde, Likud Partisi lideri Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloğunun 53, Yashar Partisi lideri eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloğunun 48 milletvekiline ulaştığı kesinleşti.

Seçimlerden büyük başarıyla çıkan İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste ve Raam Partileri, İsrail Meclisinde 19 milletvekiliyle temsil edilecek.

Kesinleşmiş sonuçlara göre milletvekili dağılımı şu şekilde olacak:

Likud 27, Yashar 21, Birlikte Listesi 12, Ortak Liste 11, Demokratlar 8, Raam 8, İsrail Evimiz 7, Yahudi Gücü 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 7, Şas 6 ve Dini Siyonizm 6.

Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Solhberg, "Siyasi çalkantılar, sürprizler ve şiddetli anlaşmazlıklar, seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiği şeklindeki temel mutabakatı hiçbir zaman sarsmamıştır." ifadeleriyle seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Solhberg'in resmi sonuçları kısa süre sonra İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a sunacak ve Herzog partilerle koalisyon kurulması yetki vermeden önce için istişare toplantılarına başlayaca

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
Haberler ›

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Inter forması giyen Yann Aurel Bisseck, Şampiyonlar Ligi'nde attığı şık golle dikkatleri üzerine çekti.

Yann Aurel Bisseck, gol sevinciyle eleştirmenleri sustururken attığı golle de Jürgen Klopp'a güçlü bir adaylık mesajı verdi.

Yann Aurel Bisseck, ceza sahası yakınlarında aldığı pasın ardından bir forvet gibi kendi etrafında döndü ve topu şık bir vuruşla uzak köşeye gönderdi. Tıpkı Michael Olise'nin Bayern Münih'te yapmayı çok sevdiği gibi.

Ancak Inter Milan'ın savunmacısı, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünün kariyerinin en güzel golü olmadığını söyledi. Bisseck'e göre bu gol daha çok "ilk 7" arasına girerdi.

Buna karşılık, İtalya şampiyonunun Feyenoord Rotterdam deplasmanında aldığı 3-0'lık (2-0) galibiyetin 8. dakikasında gelen 1-0'lık gol çok daha önemliydi. Şehirdeki rakibi AC Milan'a karşı oynadığı "Derby della Madonnina"da aldığı 3-1'lik yenilginin ardından Nerazzurri mutlaka bir reaksiyon göstermek istiyordu. Bunu, gol sevincinde işaret parmağını ağzına götüren Bisseck'in de katkısıyla başardı.

"Doğru cevap bu. Acı bir yenilginin ardından böyle bir reaksiyon göstermek güzel. Asla kaybetmek istemiyoruz ama bazen oluyor. Bugün iyi iş çıkardık. İnsanların ne söylediği önemli değil" diyen Bisseck, Inter ile gelecek maçta VfB Stuttgart'ı ağırlayacak (25 Kasım).

Köln doğumlu oyuncu, performansıyla perşembe günü teknik direktör Jürgen Klopp tarafından yaklaşan Uluslar Ligi maçları için millî takıma çağrılmak adına da güçlü bir adaylık ortaya koydu. Eylül sonunda Yunanistan'a karşı Klopp yönetiminde millî takımdaki ilk 11 deneyimini yaşamış ve moral bozucu 1-0'lık yenilgide iyi performans gösteren az sayıdaki oyuncudan biri olmuştu.

O dönemde "Kendime yükleyeceğim pek bir şey yok ama bence bir maçı kaybettiğinizde kendi performansınız o kadar önemli olmuyor" demişti. Uzun boylu savunmacı, yeni millî takım teknik direktörü Jürgen Klopp'un iç sahadaki ilk maçında öne çıkan az sayıdaki isimden biriydi. 25 yaşındaki oyuncu, millî takımdaki henüz ikinci maçında kusursuz bir performans sergilemiş, ikili mücadelelerde son derece sağlam ve hava toplarında etkili görünmüştü.

Bisseck alçakgönüllülükle "Sanırım fena değildi" demişti. "Takıma yardım etmek için elimden gelen her şeyi yaptım" diye eklemişti. Ancak bu, "yeterli olmamıştı".

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
Haberler ›

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Aston Villa'dan Al Hilal'e transfer olan Ollie Watkins'in eşi Ellie, bölgedeki gerginlikler nedeniyle çocuklarıyla birlikte Birleşik Krallık'a döndü.

İngiliz forvet Ollie Watkins'in eşi Ellie, Arap bölgesinde son dönemde yaşanan güvenlik durumu ve gerginlikler nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrılıp Birleşik Krallık'a dönme kararı aldı.

Bu gelişme, İngiliz oyuncunun Aston Villa'dan 60 milyon sterlinlik bir transferle Suudi ekibi Al Hilal'e geçmesinden yalnızca birkaç ay sonra geldi.

Watkins'in eşi, " Marca " gazetesinin aktardığına göre şunları söyledi: "Bazı gelişmeler oldu, ben Birleşik Krallık'a döndüm ve bir süre burada kalmayı umuyorum. Bunun tam olarak ne kadar süreceğini bilmiyorum, ancak Suudi Arabistan'daki çatışmalar ve mevcut durum göz önüne alındığında, işler yatışana kadar burada kalmaya karar verdik."

Ve ekledi: "Yeniden bir araya gelebilene kadar çocuklarıma bir nebze normal bir hayat garanti etmek için bu adımı atmam gerektiğini hissettim."

Öte yandan Watkins, eşi ve çocuklarının önümüzdeki dönemde kendisinden uzak olmasına rağmen Al Hilal'deki kariyerine devam edecek. Oyuncu, yolculuğunu tamamlamak için Suudi Arabistan'da kalacak; kendisinin yıllık 24 milyon sterlinlik bir maaş aldığını da belirtelim.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →