Ctrl + K
Haberler ›

Kimi Antonelli: 'Garajda doğan' en genç F1 dünya şampiyonu

Kimi Antonelli: 'Garajda doğan' en genç F1 dünya şampiyonu
📷 Fotoğraf: BBC Türkçe Basın Arşivi

Babasına göre Kimi Antonelli, daha üç yaşında doğuştan yetenekli bir sürücüydü. İşte 20 yaşında Formula 1 şampiyonluğuna uzanan Antonelli'nin yaşam hikayesi.

BBC News, Türkçe İçeriğe götür Haberler Kategoriler Haberler Türkiye İran Savaşı Dünya Ekonomi Kadın Sağlık Bilim Teknoloji Türkiye İran Savaşı Dünya Ekonomi Kadın Sağlık Bilim Teknoloji Kimi Antonelli: 'Garajda doğan' en genç F1 dünya şampiyonu Kaynak, Marco Antonelli

Kimi Antonelli hen üz 10 yaşındayken babası Marco, oğlunun olağanüstü bir yarış pilotu olabileceğini ilk kez fark etti.

İkili, İtalya'nın kuzeydoğusundaki Adria pistindeydi.

Baba Marco, Lamborghini otomobil takımının pilotuydu, Kimi ise karting yarışında mücadele ediyordu.

Günün sonu gelmişti ve eski yarış pilotu Marco, oğluna "Lamborghini'yi denemek ister misin?" diye sordu.

Marco, kendisini ve Kimi aynı emniyet kemeriyle bağladı.

Baba, gaz ve freni kontrol edecekti, oğlu ise geri kalan her şeyi.

Marco, BBC Spor Servisi'ne yaptığı açıklamada "Önümde kask takmış olduğu için pisti göremiyordum. Sadece her virajdan önce yanımda bulunan işaret levhalarını görebiliyordum" diye o günü anlattı.

"Adım adım, daha hızlı, daha hızlı, daha hızlı sürmeye başladık. Sonunda, sanki yalnızmışım gibi aracı zorladım ve düzlüğün sonundaki frenleme noktasına saatte 320 kilometre hızla ulaştım, çok sert ve limitlerde fren yaptım.

"Araç çok fazla savruluyordu. Kimi savrulmayı mükemmel bir şekilde kontrol etti, sonra ben gaza bastım, Kimi savrulmayı kontrol altına aldı, vites değiştirdi ve devam etti.

O anda "Tamam, duralım, çünkü artık tehlikeli oldu" dediğini anlattı.

O sürüşün videosunu izlediğikten sonraysa, 'Belki de onda özel bir şey var' diye düşündüğünü söyledi.

Henüz üç ay önce 20 yaşına basan Kimi Antonelli, ikinci sezonunda Formula 1'e damgasını vurdu ve spor tarihinin en genç dünya şampiyonu oldu.

Bu, babasının "garajda doğdu" dediği bir çocuğun hikayesi.

Marco Antonelli, eşi Veronica ile birlikte bir yarış otomobili takımı yönetiyordu.

"Kimi 15 günlükken garajdaydı ve motorun sesini ve egzoz kokusunu duyuyordu" diye analtıyor.

Kimi üç yaşındayken Noel'de babası, Marco, Bologna Otomobil Fuarı'nda satın aldığı bir simülatörü eve getirmişti.

Marco, "Kimi her akşam araba kullanmak isterdi" diye hatırlıyor.

Marco Antonelli, kariyeri boyunca yaşadığı zorluklar nedeniyle başlangıçta oğlunun yarış pilotu olmasını istemiyordu.

"Bazen hızlısınızdır ama profesyonel bir sürücü olmak için doğru konumda değilsinizdir" diyor.

1990'larda Marco Antonelli, o dönemde Avrupa genelinde büyük bir izleyici kitlesine sahip olan DTM binek otomobil serisinde fabrika pilotu olmanın eşiğindeydi.

Alfa Romeo için test sürüşü yaptı ama daha sonra takımın patronu ayrıldı ve fırsat ortadan kayboldu.

Roberto Ravaglia ve Steve Soper gibi o dönemin yıldızlarıyla birlikte BMW'de başka bir şans daha yakaladı. Ancak yine aynı şey oldu.

Marco Antonelli, "Bu yüzden çok acı çektim" diyor ve devam ediyor:

"Ve tabii ki oğlumun da aynı durumu tekrar yaşayacağından korkuyordum. Başlangıçta oğlumun motor sporlarına olan tutkusu beni çok strese sokmuştu."

Kimi, beş yaşındayken ilk kez go-kart denedi ve yarış çizgileri, frenleme noktaları ve araç kontrolü konusunda dikkat çekici bir yetenek gösterdi.

Marco'nun "sıradan bir aile" olarak tanımladığı Antonelli ailesi, Kimi'nin Formula 1'e giden yolda tüm kategorilerde yarışması için gereken masrafları karşılayacak durumda değildi.

Marco, Kimi'nin karting ve Formula 4'te yarışarak eğitim masraflarını karşılayabileceğine karar verdi.

Ondan sonra da oğlunu GT otomobillerinden birine bindirip, bu şekilde profesyonel olabileceğini düşündü.

Ancak Kimi hemen farkını göstermeye başladı. Katıldığı her kategoride hızlıydı ve kazanıyordu.

Kimi 11 yaşına geldiğinde, adı motor sporları çevrelerinde hızla duyulmaya başlamıştı. Mercedes ismini duydu ve takımın yetenek avcısı Gwen Lagrue Kimi'yi izlemek için İtalya'ya uçtu.

Antonelli'nin rakiplerininkinden daha az güçlü bir araçla yarıştığı bir sezondu bu.

Marco, Kimi'ye bunun onun için iyi olacağını söylemişti. Sonucu değil, nasıl gelişebileceğini düşünmeli, hep elinden geleni yapmalıydı.

Marco, "Gwen, Kimi'nin bu kategoride sergilediği güç ve sürüş performansından çok etkilendi" diyor.

"Ve belki de Kimi'nin farklı bir çocuk olduğunu anladılar" diye devam ediyor.

Kimi artık Mercedes pilot akademisinin bir üyesiydi. Baba Marco para konusunda endişelenmeyi bırakıp, oğlunun tam potansiyeline ulaşmasına yardımcı olmaya odaklanabilirdi.

Mercedes, Antonelli'nin potansiyelini fark eden tek F1 efsanesi değildi.

Dört kez dünya şampiyonu olan ve 20 yaşından küçükken Formula 1 yarışı kazanan tek diğer isim Max Verstappen onu fark etmişti.

"Karting yaparken bile, öne çıkan yeteneklerden biri olduğu belliydi" diyor.

15 yaşında Antonelli, otomobil yarışlarına geçmeye hazırdı ve son hazırlık olarak vitesli karting kategorisinde birkaç yarışa katıldı. İlk yarışında pole pozisyonunu aldı. Ardından dünya finaline gitti ve yine pole pozisyonunu elde etti.

Antonelli daha sonra tamamen otomobil yarışlarına yöneldi. 2022 boyunca Formula 4'te çeşitli şampiyonalarda büyük başarılar elde etti ve aynı başarı 2023'te Formula Regional'da da tekrarlandı.

Mercedes takım patronu Toto Wolff, Antonelli'nin bir sonraki F1 pilotları olacağını, muhtemelen Lewis Hamilton'ın yerini alacağını düşünüyordu.

Yedi kez dünya şampiyonu olan Hamilton 40 yaşına yaklaşırken, Wolff, yeni nesle geçişi düşünüyordu.

2023'te Hamilton ile yeni bir sözleşme görüşmesi zamanı geldiğinde, Wolff sert bir tavır sergiledi.

Hamilton en az iki yıllık kesin bir sözleşme imzalamak isterken, Wolff bir yılık sözleşmede diretiyordu.

Sonunda, 2024 için bir sözleşme ve 2025 için bir opsiyon üzerinde uzlaştılar.

Hamilton, seçeneklerini değerlendirmeye karar verdi ve 2025'te Ferrari'ye katılmak üzere sözleşme imzaladı.

Wolff'a da bunu 2024 Ocak ayı sonlarında, sezon başlamadan önce bildirdi.

Wolff, "büyük haberi" iletmek için hemen Marco Antonelli'yi aradı.

Marco, Wolff'un "Kimi'yi Formula 1'e aldık. Ne düşünüyorsun?" dediğini anlatıyor.

"Bana sorduğunuz soru zor bir soru. Kimi'yi düşündüğünüz için elbette mutluyum ama hazır olduğundan emin misiniz?" yanıtı verdiğini anlattı.

Mercedes ekibi bir yönetim toplantısı yapıyordu. Wolff, Hamilton'ın kararını bildirmek için kıdemli mühendislerini biraraya getirdi.

Takımın mühendisler ekibi direktörü Andrew Shovlin "Seçenekleri gözden geçiriyor ve oldukça hızlı bir sonuca varmaya çalışıyorduk" diyor.

"Hepimiz Kimi ile devam etmek konusunda istekliydik, bunun biraz riskli olduğunu biliyorduk. Ama heyecan vericiydi ve o güne kadarki kariyerine bakarak çok iyi olma şansının yüksek olduğunu düşündük."

Wolff aradığında Antonelli henüz bir F1 aracı bile kullanmamıştı.

Mercedes, 2025'te F1'de yarışabilmesi için dünyanın dört bir yanındaki pistlerde birkaç yıllık araçlarla 20 günden fazla süren bir test programı düzenledi.

Shovlin ve mühendisleri onun sürüşünden hemen etkilendiler.

"Hızlanma sürati inanılmazdı" diyor Shovlin.

"Sürücülerde genellikle gördüğünüz şey, yavaş yavaş biraz daha hızlı gitmeleri ve biraz daha geç fren yapmaları.

"Daha önce ilk kez bir F1 aracı kullanırken gördüğümüz diğer sürücülerle karşılaştırırsak, o zamana kadar gördüklerimin en iyisi George Russell olmuştu. Birdenbire çok benzer birini gördük.

"Kimi ile birlikte, aracın nasıl davrandığını anlamak için birkaç deneme sürüşü yaptık ve sonra aşağı ve yukarı limitlerde sürüş yapmaya başladık.

"Gördüğünüz diğer şey ise araç kontrolleri. Viraja girerken aracın sınırlarını zorlasalar bile kontrol edebiliyorlar.

"Aynı şekilde, yaptığı hatalara baktığınızda, bunlar çoğunlukla muhakeme hataları veya deneyimsizlikten kaynaklanıyordu. Yetenek olmamasından kaynaklanan hatalar değillerdi."

Antonelli, 2024 İtalya Grand Prix'sinde bu hatalardan birini yaptı. Wolff, ona ilk F1 hafta sonu deneyimini, kendi evi Monza'daki ilk antrenman seansında yaşatmaya karar verdi.

Hem iyi hem de kötü yönleriyle muhteşem bir ilk sürüş oldu.

Antonelli ilk turda en hızlı zamanı elde etti. Ardından bir tur daha attı. O ana kadar herkesten çok daha hızlıydı, adeta uçuyordu ama ancak son viraj Parabolica'da ağır bir kaza geçirdi.

"Dünyada hiç kimse o hızdaki arabayı virajdan geçiremezdi" diyor Shovlin.

"Açıkça kafasına özel bir şey yapma fikri takılmıştı ve bu bir muhakeme hatasıydı" dedi.

Wolff, Antonelli'yi kenara çekti, her şeyin yolunda olduğunu ve endişelenmemesi gerektiğini söyledi. Ancak kaza Antonelli üzerinde önemli bir etki bıraktı.

Wolff, Antonelli ilk sezonuna girerken beklentileri yönetme anlamında net açıklamalar yaptı.

Wolff, "Kendimi o kadar güçlü bir şekilde şartlandırdım ki, 'Hem muhteşem anlar olacak hem de saçlarımı yolmak isteyeceğim anlar' dedim" diyor.

Miami'deki sprint yarışında pole pozisyonunu elde etmek de dahil, öne çıkan anlar oldu.

Ancak sezonun orta kısmı, Avrupa yarışları, hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Arka süspansiyon tasarımındaki değişiklik aracı dengesiz hale getirdi ve özgüvenini sarstı. Hızı etkileyici değildi ve çok fazla hata yaptı.

"Ondan daha iyisini bekliyorduk" diyor Shovlin.

"Mercedes'in Hamilton'dan sonra iyi bir sonuca ihtiyacı vardı. Ve tabii ki, her zaman puan getiren iki araç lazımdı.

"Kim bu gerekliliği hissetti. Monza'daki kazayı unutması zor oldu. Üzerinde büyük bir baskı yarattı."

Wolff, "parlak anlar yaşandı" diyor ancak daha sonra "dokuz yarışlık gerçekten iyi olmayan bir dönem" geldiğini anlatıyor.

"Şahsen ben hiç şüphe duymadım" diyor Wolff.

"Ama diğer insanlar şüphe duydu. Hem takım içinde hem de dışarıda."

Antrenmanlara ilk çıkışından bir yıl sonra Antonelli, Monza'daki antrenmanlarda tekrar kaza yaptı.

Wolff, "İşte o noktada 'Kimi, bunu düzeltmelisin. Bu yeterli değil' dedim". "O da 'Biliyorum' dedi."

Marco Antonelli, bu dönemde oğluyla çok konuştuklarını ve Kimi'nin "her şeyin değişebileceğini anladığını" söylüyor.

"Zor bir dönemdi ama tünelin ucunda ışık görünüyordu. Adım adım kendine güvenmeye başladı" diyor

Geçtiğimiz yılın sonbaharında F1 sezonunun Avrupa'dan ayrılmasının ardından bir değişim yaşandı.

"Birdenbire, gerçekten iyi ilerleme kaydettiğimizi hissettik" diyor Shovlin.

"Yılın sonuna doğru işaretler vardı. Hiçbirimiz bu yıl şimdiye kadar gördüklerimizi göreceğimizi düşünmemiştik ama iyi bir F1 pilotumuz olacağını tahmin ediyorduk."

Antonelli bu yıl bundan çok daha fazlasını başardı. Sezona fırtına gibi girdi ve Russell'a karşı sürekli bir üstünlük kurdu.

Antonelli, pistteki en iyi otomobille ilk 11 yarışta altı pole pozisyonu ve altı zafer elde ederek şampiyonada 50 puanlık bir fark oluşturdu.

Mercedes, sezonun ikinci yarısında önce McLaren'ın, ardından da Red Bull'un iyi performansı karşısında hakim konumunu kaybetti.

Ancak Antonelli ön sıralarda sürekli bir tehdit olmaya devam etti ve motor cezası nedeniyle 19. sıradan başladığı İtalya Grand Prix'inde Monza'daki kötü anılarını muhteşem bir zaferle sildi.

Mükemel bir sürüş sergiledi ve güvenlik aracının da yardımıyla son turlarda Russell'ı yakalayıp, efsaneler arasına girecek bir zafer elde etti.

Performansındaki bu ani değişim neredeyse herkesi şoke etti.

Marco, oğlunun "çok güçlü" bir zihniyete sahip olduğuna dikkat çekiyor.

"F4 ve Freca'da iyi sonuçlarla başlamadı ama her şeyi yeniden yapmayı başardı ve sonunda çok çalışarak şampiyonluğu kazandı" diyor.

Verstappen de "Benim için, bir yıl sonra sıçrama yapacağından ve çok daha istikrarlı bir şekilde yarışacağından hiç şüphem yoktu.

"Bu, bir sürücünün gelişim sürecinde normal. Çaylak sezonunda işler oldukça zor olabilir ama şu anda elbette inanılmaz bir iş çıkarıyor."

Kimi Antonelli babası Marco'yu överken onu "dayanağı" olarak nitelendiriyor.

Wolff da sürücünün "tipik bir İtalyan ailesine" sahip olduğunu söylüyor.

Wolff, "İlgili ve sevgi dolu insanlar" diyor:

"Kimi'nin karakteri, nezaketi, empati yeteneği, karizması ve yarış pilotu olmak için gereken zekaya sahip olmasıyla öne çıkıyor."

Mercedes, Antonelli ile bu sezon zaman zaman alevlenen duygularını kontrol etme konusunda görüşmeler de yapıyor.

Örneğin Kanada'daki sprint yarışında iki Mercedes pilotu arasındaki mücadele neredeyse kontrolden çıkıyordu.

Shovlin, "O sadece şunu söylüyor: 'Ben gencim, İtalyanım, ne bekliyorsunuz?'" diyor.

Bu söz, Antonelli'nin mizah anlayışını ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda bu kadar genç birinden hep beklenmeyecek bir olgunluğunu da gösteriyor.

Wolff, "Aslında tipik duygusal bir İtalyan stereotipine uymuyor. Arabada ne yapması gerektiği konusunda çok net. Çok fazla duygu görmüyorum. Tam bir odaklanma, tam bir konsantrasyon görüyorum" diyor.

Antonelli bu konuda tavsiye almak için bu yaz Wimbledon'da tenis efsanesi Roger Federer ile görüştü.

Antonelli, "Yarışlarım hakkında sohbet ettik" diyor.

"Eskiden nasıl oynadığı ve genel olarak hayat hakkında konuştuk.

"Baskı konusunda bana sadece tek bir yarışa odaklanmamı, kontrol edebileceğim şeylere odaklanmamı ve özellikle hata yapmama neden olabilecek duyguları kontrol etmemi söyledi."

Federer'in sözleri, Marco'nun oğluna her zaman aşılamaya çalıştığı bir şeyi yansıtıyordu.

"Ailemizde bu kavramı günlük hayatta da kullanıyoruz" diyor.

"Her günü en iyi şekilde yaşamalıyız. Projeyi en iyi şekilde tamamlamak için her bir gün çok çalışmalıyız."

2 Şubat 2024 Die Aktuelle dergisinin genel yayın yönetmeni, Schumacher ile yapılan 'yapay zeka röportajı' sonrası kovuldu 23 Nisan 2023 Haberin sonu

Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. Yapay zekayı nasıl kullandığımız hakkında daha fazla bilgi burada .

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor
Haberler ›

Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor

Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Real Madrid, transfer yarışında dev rakiplerini geride bırakarak Manchester United'ın 16 yaşındaki yeteneği JJ Gabriel'i Madrid'de antrenmanlara çıkardı.

Real Madrid, Carrington'a dönmeyi reddeden Manchester United'ın genç yeteneği JJ Gabriel'i kadrosuna katma yarışında Avrupa'nın birkaç devini geride bıraktı. 16 yaşındaki futbolcu, Old Trafford'dan ayrılışının resmiyet kazanmasını beklerken İspanya'nın başkentinde antrenmanlara başladı.

talkSPORT 'a göre Madrid, 16 yaşındaki United yeteneğini kadrosuna katmak için Barcelona, Bayern ve PSG'nin ilgisini geride bıraktı. Premier League'den rakibi Chelsea de genç oyuncuyla ilgileniyordu ancak bir başka İngiliz takımına transfer olması daha büyük yasal engeller içeriyordu.

Ekim ayında 16 yaşına giren genç oyuncu, geçen ay yaptığı transfer talebinin ardından artık yurt dışındaki bir kulübe katılmaya uygun durumda.

Gabriel, 16 Eylül'de Brighton and Hove Albion ile oynanacak Carabao Cup maçından önce takımdan ayrıldığından beri United'ın antrenman tesislerinden uzakta çalışmalarını sürdürüyor. O maçta A takımda ilk kez forma giymesi planlanmıştı. Ancak temsilcileri, burs anlaşmasını görüşmeden önce Sabah FK, Brighton ve Bournemouth maçlarında toplam en az 20 dakika oynama garantisi verilmesini şart koşarak kulüpten oyuncunun kaydını iptal etmesini istedi.

Old Trafford yetkilileri ilişkileri düzeltmek için defalarca çaba gösterse de oyuncunun ailesi ayrılma konusunda kararlı kaldı. Kaynaklar, genç oyuncunun İrlanda pasaportu taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle FIFA transferi onaylayıp United'ın tazminat alacağını teyit ettiğinde oyuncu bir Avrupa Birliği kulübüne katılabilecek. talkSPORT daha önce bu tazminatın 300 bin sterlin kadar düşük olabileceğini bildirmişti .

Eski United kaptanı Rooney, kendi oğlu Kai ile birlikte altyapı kademelerinde ilerleyen genç oyuncunun gelişimini yakından takip etti ve ayrılığın kendisini şaşırtmadığını kabul etti.

Kulübün efsane isimlerinden Rooney, daha önce talkSPORT'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “JJ'nin durumuna gelince, büyümesini izledim, [oğlum] Kai'nin takımındaydı. Dürüst olmam gerekirse herkes bunun olacağını görüyordu.

“Yurt dışında, belki İspanya'da oynama isteği vardı. Unutmamalıyız ki o 15 yaşında, hâlâ bir çocuk. Bu çok büyük bir baskı ve kararların doğru nedenlerle alınmasını umuyorsunuz.

“Brighton maçından sonra Michael Carrick'in bu konuda söylediklerini dinledim ve bence çok iyi konuştu.

“Man United'da yaşanan diğer her şeyle birlikte bu öyle büyük bir konu hâline geldi ki işin içinde bir çocuk olduğunu unutuyorsunuz.”

Gabriel, transferini tamamlamak için FIFA'dan nihai idari onayı beklerken önümüzdeki günlerde Madrid'de antrenman yapmayı sürdürecek. Dünya futbolunun yönetim organı, Manchester United'a ödenecek tazminat paketini onayladığında genç oyuncu İspanya'daki yeni akademi takım arkadaşlarına resmen katılabilecek. Bu sırada United yönetimi, gergin geçen bu süreci geride bırakıp kulüpte kalan diğer genç yeteneklerini elde tutmaya odaklanacak.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar
Haberler ›

Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar

Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Borussia Dortmund'un Bayern Münih ile 2-2 berabere kaldığı maçta gol atan Fabio Silva, takımındaki rolü ve geleceği hakkında konuşarak dikkat çekti.

Fabio Silva nadiren ilk 11'de başlıyor ve yazın Borussia Dortmund'dan ayrılmak istemişti. Ancak 24 yaşındaki hücum oyuncusu takımda kaldı ve BVB için büyük önem taşıyor.

İçki oyunu için fikir ister misiniz? Kuralı şöyle: Fabio Silva bir röportajda her "the most important" dediğinde bir tek atın. Ama dikkat, buna dayanabilecek biri olmanız gerek!

Silva, cumartesi akşamı Borussia Dortmund'un Bayern Münih ile 2-2 berabere kaldığı maçta sonradan oyuna girip gol attıktan sonra basına konuşurken, Türkçesi "en önemlisi" olan bu ifadeyi tam dört kez kullandı. Ancak forvetin karma alanda geçirdiği birkaç dakikada kendine ikinci bir favori ifade daha bulduğu anlaşıldı: "Everyone can see."

İşte bir örnek: "En önemlisi zihniyetti. Buraya şampiyonluklar için mücadele etmek istediğimizi ve hiçbir takımdan korkmadığımızı göstermek için geldik. Bence herkes, bu sezon büyük hedefler için mücadele edebilecek üst düzey bir kadromuz olduğunu görebiliyor" diyen Silva, kısa süre önce orada bulunan takım arkadaşı Nico Schlotterbeck gibi sözleriyle ifade ettiği özgüveni tavırlarıyla da yansıtıyordu.

Portekizli oyuncu Münih'te yedek kulübesinden gelerek yine mükemmel bir performans sergiledi. Topun nereye geleceğini sezmesi, topu kendisini hemen şut pozisyonuna sokacak şekilde bilinçli olarak kontrol etmesi, dar alanda dönmesi ve isabetli vuruşu: Golü, teknik açıdan seyir zevki yüksek bir pozisyondu.

"Babam bana hep ceza sahasında topun nereye düşeceğini 'koklamam' gerektiğini söylerdi. Dönen topu değerlendirmek için doğru yerdeydim. Takımıma yardım edebildiğim için mutluyum" dedi. Bu, Silva'nın bu sezon resmî maçlardaki beşinci golüydü. Geçen yılın tamamında ise üç gol atmıştı. Yalnızca beş kez ilk 11'de başlayan bir oyuncu için 13 maçta yedi gole katkı sağlaması güçlü bir istatistik.

Hatta Silva'nın gerçekten Dortmund kulüp tarihinin en iyi yedeği olduğu bile söylenebilir. Bu kategoride akla elbette öncelikle, aynı zamanda Bundesliga rekorunu elinde tutan eski BVB forveti Paco Alcacer geliyor. İspanyol oyuncu, 2018 ile 2020 arasında Dortmund formasıyla oyuna sonradan girerek 12 gol attı. Lig tarihinde hiçbir oyuncu bu şekilde daha fazla gol atamadı.

Silva ise Borussia Dortmund'daki döneminde oyuna sonradan girerek altı gol attı. Ancak elbette hiç de önemsiz olmayan "gol" ölçütü bir kenara bırakıldığında, 24 yaşındaki oyuncu Alcacer'in önüne geçiyor. Çünkü Silva sahaya adım atar atmaz bulaşıcı bir enerji getiriyor, oyuna hemen etki ediyor, sık sık pas almak için kendisini gösteriyor ve golcü ya da asistçi olarak tehlike yaratıyor. Oyuna sonradan giren bir oyuncu olarak çalışma azmi gerçekten dikkate değer.

Bu etki istatistiklere de yansıyor. Silva'nın Dortmund formasıyla çıktığı 52 resmî maçta yaptığı toplam 17 gol katkısından (sekiz gol, dokuz asist) yedisi, BVB'nin maçları Silva oyuna girmeden önceki duruma göre daha iyi bir sonuçla bitirmesini sağladı.

Oysa millî formayı bir kez giymiş oyuncunun bu sezonu Ruhr bölgesinde geçirip geçirmeyeceği hiç de kesin değildi. Silva ve yakın çevresi, onun için Wolverhampton Wanderers'a 22,5 milyon avro ödenmesinden yalnızca bir yıl sonra, yaz aylarında transferle yakından ilgileniyordu.

Geride kalan sezonun, teknik direktör Niko Kovac'ın ciddi bir gol suskunluğu yaşadığı dönemlerde bile desteğini sürdürdüğü, ilk 11'in değişmez ismi Serhou Guirassy'nin gölgesinde geçmesi, görünüşe göre Silva'yı fazlasıyla yıpratmıştı. Silva o dönemde üç gol ve yedi asistle oldukça iyi sayılabilecek on gol katkısı yapmıştı, ancak 39 resmî maçta yalnızca on kez ilk 11'de yer almıştı.

Silva, Münih'te yaklaşık üç ay önceki o dönemi bir kez daha değerlendirirken, "Transfer döneminde benimle ilgili çok fazla hareketlilik vardı, ama bu normal ve futbolun bir parçası" dedi. Fikrini değiştirmesinde Kovac ve sportif direktör Ole Book ile yaptığı görüşme etkili oldu. "Transfer dönemi kapanmadan önce harika bir görüşme yaptık. Bu kulübe verecek daha çok şeyim olduğunu hissediyordum ve bunu biliyordum. Ona verecek daha da çok şeyim var. Bu kulüp ve taraftarlar için oynamayı seviyorum. Burada mutluyum" dedi.

Silva'nın açmazı, Dortmund'da şu ana kadar oyuna sonradan girdiğinde ilk 11'de başladığı maçlara kıyasla açıkça daha iyi performans göstermesi. İlk 11'de olduğunda bazen gereğinden fazlasını yapmak istiyor, fazla düşünüyor, zaman zaman aşırı bireysel oynuyor ve kendi pozisyonlarını fazla zorlamaya çalışıyor. Geçen sezon BVB, Silva'nın ilk 11'de başladığı on karşılaşmanın yalnızca üçünü kazandı. Bu maçların dördünde Guirassy ile birlikte oynadı.

Özellikle bu ikili arasındaki uyum, devam eden sezonda belirgin biçimde gelişti. İki forvet birlikte sahada olduklarında oyundan keyif aldıklarını gösteriyor ve aralarındaki iş birliği birkaç kez çok iyi sonuç verdi. Silva, "Mesele yalnızca goller değil. Bir oyuncu olarak golcü olmaktan daha fazlasıyım" dedi. "Serhou ile sahadayken bu daha da geçerli. Birbirimizle çok iyi anlaşıyoruz. O, kendi mevkisindeki en iyi oyunculardan biri. Ondan her gün bir şeyler öğreniyorum."

Ardından yeni favori ifadesi yine ortaya çıktı ve Silva ekledi: "Herkes bazen birlikte oynayabildiğimizi ve bundan keyif aldığımızı görebiliyor." Silva, takımdaki konumunu tam da böyle özetledi: Bazen Guirassy ile birlikte oynuyor, bazen maça ilk 11'de başlıyor. Ancak BVB gibi bir kulüpte ve Gineli oyuncu gibi bir rakibi varken bu her zaman böyle olmayacak.

Silva bu durumu kabullenmiş görünüyor. İlk yılında ve sezon başındaki Süper Kupa'da da zaman zaman görülen suratsız, hafif huysuz hâli kayboldu. Sonuç da ortada: Hemen daha iyi oynamaya başladı.

"Elbette yedek kulübesinde oturmaktansa ilk 11'de oynamayı tercih ederim. Aksini söylesem yüzde 100 dürüst davranmış olmam" dedi Silva. "Hafta boyunca hep olumlu kalmaya çalışıyorum. Oynamayacağımı gördüğümde elbette ilk anda canım sıkılıyor, ama takım için önemli olabileceğimi biliyorum. Bu sezon hem ilk 11 oyuncusu hem de oyuna sonradan giren bir oyuncu olarak önemliyim."

Üstelik Kovac'ın oyuna sonradan giren oyuncuları için kullanmayı sevdiği ifadeyle "maçı bitirenlerin" şimdiye kadar çok büyük etki yarattığı görüldü. BVB'nin oyuna sonradan giren oyuncularının 12 gol katkısı, RB Leipzig ile birlikte ligdeki en yüksek sayı. Yalnızca Dortmund'un yedek kulübesinden gelen oyuncularının gole dönüşen asistleri dikkate alındığında ise sekiz maç haftası sonunda ulaşılan sekiz asist, yeni bir Bundesliga rekoru anlamına geliyor.

Sezonun hâlâ oldukça erken olan bu aşamasında bunun nereye varacağını elbette kimse bilmiyor. Ancak cumartesi günü Allianz Arena'nın iç koridorlarında, BVB cephesindekilerin bu yıl kupa kazanma konusunda umutlu oldukları hissediliyordu.

Son şampiyonluğunu üç yılı aşkın süre önce PSV Eindhoven ile yaşayan Silva, "Buraya kazanmak için geldik. Bu sezonki yaklaşımımız bu olmalı" dedi. "Takımımızda çok fazla kalite var. Bu yıl harika bir takımımız olduğunu biliyoruz. İlk 11'deki oyuncular da yedek kulübesinden gelenler de her zaman iz bırakıyor. Bu sezonki silahımız bu: Herkes birbirine kenetleniyor, herkes aynı gemide ve elinden geleni yapıyor. Çünkü taraftarlar ve kulüpteki herkes şampiyonluklar kazanmayı hak ediyor."

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"
Haberler ›

Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"

Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Şampiyonlar Ligi'ndeki Roma galibiyetinin ardından sert açıklamalarda bulunan Bruno Fernandes, hakkında çıkan spekülasyonlara ve kulüpte kriz yaşandığı iddialarına tepki gösterdi.

Manchester United'ın Şampiyonlar Ligi'nde AS Roma karşısında aldığı ezici galibiyetin ardından kaptan Bruno Fernandes, basına sert çıktı.

Portekizli futbolcu, köklü İngiliz kulübünün endişe verici krizi sırasında Michael Carrick'i kamuoyu önünde eleştirmiş, Carrick de bunun üzerine onu AFC Bournemouth'a karşı oynanan lig maçında (0-3) yedek kulübesine mahkûm etmişti. Bununla birlikte, yazın sona erecek sözleşmesi nedeniyle oyun kurucunun ayrılabileceğine dair söylentiler de çıkmıştı.

Roma karşısında 0-2 geriden gelerek alınan iç ferahlatıcı 3-2'lik galibiyetin ardından Fernandes, Amazon Prime mikrofonuna öfkesini açıkça dile getirdi. "Zordu. Medyada pek çok spekülasyon, bu kulüpte benimle teknik direktör arasında yaşanan çeşitli şeyler hakkında pek çok yalan vardı. Örneğin, aramızda sorunları açıklığa kavuşturduğumuz bir görüşme yaptığımız söylendi. Böyle bir şey olmadı" dedi.

Fernandes, Carrick'in kendisini ilk 11'den çıkarma kararının ise başka bir nedeni olduğunu söyledi. "Teknik direktör, iyi performans göstermediğim için beni yedek kulübesine koyma kararı aldı ve bu adil" diyen Fernandes, sözlerini şöyle sürdürdü: "Herkes bunun söylediklerim için bir ceza olduğunu düşündü. Öyleyse de doğru bir karardı. Kararları veren kişi teknik direktör. Bunları kabul etmeli ve yoluma devam etmeliyim. Bu, teknik direktöre duyduğum güveni değiştirmiyor."

Fernandes, yakın dönemin en iyi United oyuncuları arasında yer alıyor. Daha mayıs ayında Carrick yönetimindeki yükselişin simgesi olarak Premier League'in en iyi oyuncusu seçilmişti. 2020/21 sezonunda takıma katılmasından bu yana Red Devils formasıyla çıktığı 340 resmî maçta 112 gol ve 110 asist kaydetti.

Carrick'in hâlâ görevde olması ise oldukça şaşırtıcı. Yer yer hezimet niteliğindeki yenilgiler serisinin ardından görevden ayrılacağı aslında kesinleşmiş gibi görünüyordu. Red Devils, Şampiyonlar Ligi'ndeki bu görkemli galibiyetten önce tam on resmî maç boyunca galibiyet alamamıştı. Premier League'de ise yalnızca yedi puanlık cılız bir toplamla 17. sırada yer alıyor.

Bu nedenle, uzun yıllar United'da orta saha oyuncusu olarak forma giyen Carrick'in görevden alınacağına dair söylentiler haftalardır gündemden düşmüyor.

Son dönemde, kulüpsüz olan Antonio Conte ve Julian Nagelsmann da onun yerine geçebilecek isimler arasında gösterildi. Nagelsmann'ın RB Leipzig'e dönüşüyle de adı anılıyor. Sport Bild'in bilgilerine göre eski Almanya millî takımı teknik direktörü, mevcut teknik direktör Martin Demichelis'in bir tür "gölge adamı".

Carrick, 2021'in sonlarında olduğu gibi bu yılın ocak ayında da görevi Ruben Amorim'den önce geçici olarak devralmıştı. Mayıs ayından bu yana resmen teknik direktörlük yapıyor. Sözleşmesi 2028'e kadar geçerli.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular
Haberler ›

Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular

Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular
📷 Fotoğraf: DonanımHaber Basın Arşivi

Eski bir Epic Games çalışanı, oyuncuların kütüphanelerini bölmek istememesi nedeniyle Steam'in pazarda rakipsiz olduğunu belirtti.

Ritchie, Steam'i geliştiricilerin ve yayıncıların gelirlerinden pay alan bir platform olarak değerlendirirken oyuncuların da mevcut mağazaya fazlasıyla bağlı olduğunu öne sürüyor. Ona göre kullanıcılar, oyun kütüphanelerinin farklı mağazalara bölünmesini istemiyor ve Steam dışındaki alternatiflere mesafeli yaklaşıyor.

Epic Games'in yeni ücretsiz oyunları belli oldu: Bu hafta ne var? 3 gün önce eklendi Epic Games Store tarafında ise bu özelliklerin önemli bir bölümü hâlâ Steam'deki kadar kapsamlı değil. Epic, ücretsiz oyun kampanyaları ve belirli yapımlara özel anlaşmalarla kullanıcı çekmeye çalışsa da mağazanın sunduğu genel deneyim konusunda Steam'in gerisinde kalıyor.

Epic Games Store'un en büyük sorunlarından biri, oyunculara Steam'den ayrılmaları için yeterince güçlü nedenler sunamaması olarak değerlendiriliyor. Ücretsiz oyunlar kullanıcı sayısını artırsa da bu kullanıcıların mağazayı düzenli olarak kullanmasını sağlamak farklı bir konu. GOG ve itch.io gibi alternatif platformlar ise DRM'siz oyun dağıtımı veya bağımsız yapımlara odaklanma gibi farklı avantajlarla kendi kullanıcı kitlelerini oluşturabiliyor.

Epic Games Store'un özel oyun anlaşmaları üzerinden kullanıcıları platformuna çekme yaklaşımı ise zaman zaman tepkiyle karşılaşıyor.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →