Ctrl + K
Haberler ›

Mustafa Sarıgül: Partiler, polemikler, soruşturmalar ve yerelden ulusal siyasete uzanan kariyer

Mustafa Sarıgül: Partiler, polemikler, soruşturmalar ve yerelden ulusal siyasete uzanan kariyer
📷 Fotoğraf: BBC Türkçe Basın Arşivi

Mustafa Sarıgül, 1980'lerden bu yana sürekli gazete manşetlerinde yer almış bir siyasetçi. Son günlerde ise bir kara para aklama soruşturmasındaki iddialar nedeniyle gündemde. Peki Sarıgül kim ve nasıl bir siyasi geçmişe sahip?

Kaynak, Emrah Yorulmaz/Anadolu Agency/Getty Images

Bağımsız milletvekili Mustafa Sarıgül,1980'lerden bu yana gazetelerin manşetlerinde yer almayı başarmış bir siyasetçi.

Son yıllarda ise sosyal medyada da popülerlik kazandı.

Sarıgül bugünlerde yeniden gündemde.

Onu bu kez gündemin üst sıralarına yerleştiren ise kendisi ve aile üyeleriyle ilgili de çeşitli iddialar içeren, kendisinin iddiaları reddettiği bir kara para aklama soruşturması.

Soruşturmanın siyasi etkilerinin ne olacağı ise sürecin ilerleyen aşamalarında netleşecek.

Sarıgül'ün dünden bugüne siyasi geçmişinin ve çizgisini inceledik.

Mustafa Sarıgül 1956'da Erzincan'ın İliç ilçesinde bağlı Güngören köyünde doğdu.

Küçük yaşlarda ailesiyle İstanbul'a taşınıp eğitimine Şişli ilçesinde devam etti.

İlerleyen hayatında Şişli ve Erzincan, siyasi kariyeri açısından çok kritik yerler olacaktı.

Zincirlikuyu Yapı Teknik Lisesi'nde okudu ve ardından Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu.

TBMM'deki biyografisinde; yönetici ve iş insanı yanında öğretmen sıfatı da bulunuyor.

Üniversiteden sonra Kağıthane Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT Genel Müdürlüğü'nde çalıştı.

Gençlik yılları aynı zamanda siyasetle ilk tanıştığı yıllardı.

1970'lerin ortalarında CHP gençlik kollarında çalışmaya başladı.

Şişli ilçe örgütü, siyasi yaşamında hep önemli oldu.

4 Eylül 1978 tarihli Milliyet gazetesinin haberinin haberine göre bir gün önce CHP Şişli ilçe başkanlığına yönelik bombalı saldırıda üç kişi yaralanmıştı ve onlardan biri de ilçe gençlik kolu başkanı Sarıgül'dü.

Sarıgül, ilk evliliğini Gülsüm Hülya Köksaloğlu ile yaptı.

Kendisi, dönemin CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'nun kızıydı.

CHP'li siyasetçi, 1980 yılında ülkücü çizgideki saldırganlar tarafından işyerine düzenlenen saldırıda öldürüldü.

1981 yılında Emir Sarıgül doğdu, birkaç yıl sonra ise annesi kanser nedeniyle öldü.

1987 yılında Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) milletvekili olarak meclise girdi Sarıgül.

Yemin için kürsüye çıktığında, meclisteki en genç milletvekiliydi.

O dönem CHP'nin önemli isimlerinden ve partinin sol kanadına karşı kampanya başlatacak Ali Topuz'la yakın bir ilişkisi vardı.

Milletvekilliği döneminde çok fazla önerge ve teklif vermesiyle dikkat çekti.

Basına en çok yansıyan konulardan biri, Sarıgül'ün yeni evlenecek çiftlere 7,5 milyon TL'lik kredi verilmesi teklifiydi.

O dönemdeki haberlere göre Sarıgül'e yurdun dört bir yanından "Evlendir bizi Mustafa" mektupları gelmeye başladı.

SHP'deki liderlik yarışında Erdal İnönü'nün karşısında, Deniz Baykal'ın yanında durdu.

1991 seçimlerinde de aday oldu ancak seçilemedi.

Seçimlerden sonra Milliyet gazetesinde çıkan bir haberde, Sarıgül'ün ticari işlerine döndüğü, ekmek ve pasta fırını işletmeciliği ile otomobil bayiliği yaptığı yazıyordu.

Partiyle bağını kesmedi ancak 1992'de Şişli İlçe Kongresi'nde çıkan olaylarda bir partilinin gözü kör oldu ve Sarıgül, olaylardaki rolü nedeniyle ihraç istemiyle disipline sevk edilince, sonucunu beklemeden partiden ayrıldı.

Sarıgül 1993 yılında Aylin Kotil ile evlendi.

Kendisi, 1970'lerin sonunda CHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Aytekin Kotil'in yeğeniydi.

Çiftin nikah şahitleri de siyasetçilerdi; Onur Kumbaracıbaşı ve Murat Karayalçın.

Bu evlilikten Ömer Sarıgül dünyaya geldi.

Kotil, yıllarca Sarıgül'ün siyasi anlamda da önemli bir destekçisi olacaktı.

Kaynak, MUSTAFA OZER/AFP/Getty Images

SHP içinde İnönü'ye karşı yanında hareket ettiği Baykal'la zamanla yolları ayrıldı Sarıgül'ün.

O da Bülent Ecevit liderliğindeki Demokratik Sol Parti'ye (DSP) geçti.

Bu dönemde Hüsamettin Özkan ile yakın ilişki kurdu.

1994 seçimlerinde DSP'den Şişli Belediye Başkan Adayı oldu.

SHP ise bir önceki belediye başkanı, oyuncu Fatma Girik'i yeniden aday göstermişti. Ayrıca yeni kurulan CHP de aday çıkarmıştı.

Sonuç, az bir oy farkıyla, daha sonra hakkında yolsuzluk suçlamaları gündeme gelen ve bu suçlamaları reddederek Türkiye'den ayrılacak olan Anavatan Partili (ANAP) Gülay Atığ'nın seçilmesi oldu.

1999'da bir kez daha aday olduğunda ise kazandı Sarıgül.

Böylece 15 yıl sürecek Şişli Belediye Başkanlığı dönemi başladı.

Bu yıllarda sürekli yeni projelerle genç ve dinamik bir belediye başkanı görüntüsü çizdi.

Yaptığı çalışmaları anlatmak için "Şişli modeli" kavramını kullananlar oldu.

Cenazelerde, düğünlerde, camilerde, sokaklarda seçmenle birebir iletişim kurdu.

Hatta bu dönemde kendisine "Düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı" lakabı verildi.

Belediyenin bazı imkanlarını Türkiye'nin farklı yerlerinde de kullanarak imajını güçlendirdi.

Örneğin cenaze araçlarını ya da yardım konvoylarını Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor, Anıtkabir'e binlerce çocuk ya da vatandaş belediye otobüsleriyle taşınıyordu.

Bu yıllarda popülerliği Türkiye sınırlarına yayıldı.

Destekçileri tarafından halkla yakın ilişki kuran bir siyasetçi olarak tanımlanırken, onu eleştirenler ise popülizmle suçladı.

Kritik siyasetçiler kadar kritik iş çevreleriyle de iyi ilişkiler kurdu Sarıgül.

Siyasi kariyeri boyunca farklı partilerde görev aldı.

2001'de DSP'nin yaşadığı krize karşı İsmail Cem, Hüsamettin Özkan ve Kemal Derviş'in öncülüğünde Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) kuruluş çalışmaları başladı.

2002'de YTP kuruldu ve Sarıgül, partiye destek verdi.

Ancak parti projesi kısa sürede başarısız olunca Sarıgül de kısa süre sonra CHP'ye geçti.

Geçmişte birbirini suçlayan Sarıgül ve Baykal, rozet takma töreni sırasında bu kez birbirini övdü.

Baykal, 11 Aralık 2002 tarihli CHP Grup Toplantısı"nda, bizzat parti rozetini taktığı Sarıgül'ü, "Kendine özgü, tarzı olan bir belediye başkanı. Çok dinamik, alev topu gibi kabına sığmayan, pırıl pırıl, çok sevilen bir belediye başkanı" sözleriyle sundu.

2004 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 67 oy ile yeniden Şişli Belediye Başkanı seçildi.

Aynı seçimde CHP ise ülke çapında bir sıçrama gösterememişti.

Bu atmosferde parti içinde muhalefet bayrağını yükseltti.

Şehir şehir gezdi, meydanlarda konuştu.

Baykal ise bunun karşısında, iki yıl önce "pırıl pırıl" diye tanıttığı Sarıgül'ü, "kirli işler içinde olmak, hatta rüşveti Şişli'ye ve partiye bulaştırmakla" suçladı.

Sarıgül ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevk edildi.

Baykal, bu sefer de Sarıgül'ü bazı YDK üyelerine rüşvet teklif etmekle suçlayıp, olağanüstü kurultay kararı aldı.

Kaynak, TARIK TINAZAY/AFP via Getty Images

Zülfü Livaneli ve Hurşit Güneş yeterli delege imzasına ulaşamazken kongrede aday olarak Baykal ve Sarıgül karşı karşıya geldi.

Baykal, uzun konuşmasını ağırlıklı olarak Sarıgül hakkındaki yolsuzluk iddiaları üzerine kurmuştu.

CHP lideri yüklendikçe, Sarıgül oturduğu yerden yanıt veriyordu

Baykal kendisine, "Otur oturduğun yerde senin gırtlağın yetmez" sözleriyle tepki gösteriyordu.

Ortam gerildi, yumruklar konuştu, sandalyeler havada uçuştu.

Dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Sarıgül'den yediği yumruk nedeniyle hastanelik oldu.

Kurultayın sonunda Deniz Baykal 674 oyla (Yüzde 59,44) genel başkan seçildi, Sarıgül ise 460 (Yüzde 40,56) gibi önemli bir oy aldı.

Kurultayda yeni seçilen YDK üyelerinin oybirliğiyle partiden ihraç edildi Sarıgül.

Bir süre bağımsız kalması ardından 2008'de yeniden DSP'ye döndü.

Bir yıl sonra ise DSP'den ayrılıp Türkiye Değişim Hareketi'ni (TDH) kurdu.

Bu süreçte de Şişli Belediye Başkanıydı.

Hareketin kullandığı "Çare Sarıgül" sloganı o günlerde dikkat çekiyordu.

TDH destekçileri, Türkiye'nin dört bir yanında duvarlara, yol kenarlarına hatta taşlara bu yazıları yazdı.

Sarıgül, bir mülakatında bunu şöyle açıklıyordu:

"TDH olarak 72 ilde gençlik kolları başkanlarımız var. Her ayın ilk çarşambası, gece saat 22:00 ile 04:00 arası yazıya çıkarlar. O yazıya çıkmayan gençlik kolları başkanı ile çalışmam mümkün değil. Çünkü Sarıgül'ün hayatı, 'Halkçı Ecevit' yazmakla geçti, 'Kahrolsun faşizm' yazmakla geçti."

2013'te yeniden CHP'ye döndü Sarıgül.

Parti tüzüğünün gereği olan resmi prosedür, Sarıgül'ün 2 Kasım 2013'te verdiği "af" dilekçesinin Parti Meclisi'nde kabulüyle tamamlandı.

Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı gün Ankara'ya gelen Sarıgül'le kahvaltıda buluştu ve resmen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adaylığını teklif etti.

Sarıgül 30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde İBB adayı oldu, Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) Kadir Topbaş'a karşı iddialı bir kampanya yürüttü ancak yaklaşık yüzde yedi puan farkla seçimi kaybetti.

2014'teki yerel seçim sürecinde, kulislerde, Mustafa Sarıgül'ün oğlu Emir'i Şişli'de yerine belediye başkan adayı yapmak istediği konuşuluyordu.

Ancak, iddialara göre "babadan oğul devir" görüntüsünün parti içinde ve kamuoyunda tepkiye yol açacağı gerekçesiyle Emir Sarıgül belediye meclis üyesi oldu, başkan adayı da İnönü ailesinden Hayri İnönü aday gösterildi ve seçildi.

Seçimlerden kısa süre sonra ise İnönü ile Sarıgüller arasında mahkemeye yansıyan "tehdit ve küfür" iddiaları ortaya çıktı.

Kavganın nedeni ise İnönü'nün "emanet başkanlık" rolünü kabul etmemesinden kaynaklandığı öne sürüldü.

İddiaya göre "Seçimlerden sonra İnönü'nün hastalanarak, belediye başkanlığından ayrılması yönünde bir anlaşma sağlanmıştı".

Ancak seçimlerden sonra İnönü istifa etmeyince belediye meclis üyesi ve başkanvekili olan Emir Sarıgül'ün, İnönü'yü tehdit ettiği iddiası kamuoyuna yansıdı.

Sarıgül suçlamaları reddetse de, yaşanan iç tartışmanın ardından belediye başkanvekilliği görevinden istifa etti.

Mustafa Sarıgül, İBB yarışını kaybedince, şansını bu kez parlamentoda denemek istedi.

7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde İstanbul 2. bölgeden aday olarak yarıştı ancak seçilemedi.

CHP'den istifa edip 2019 seçimlerinde bir kez daha DSP'den Şişli Belediye Başkan Adayı oldu . Yine seçilemedi. Yaklaşık yüzde 29 oyda kalırken, CHP adayı Muammer Keskin ise yaklaşık yüzde 49 oyla birinci oldu.

Keskin ve daha önceki dönem belediye başkanı Hayri İnönü, Sarıgül'ün belediye başkanı olduğu dönemde Şişli Belediyesi'ne ait yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki taşınmazların, Sarıgül'ün mütevelli heyeti arasında yer aldığı İstanbul Şişli Vakfı bünyesindeki İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'na 1 TL bedelle devredildiği iddiasıyla konuyu yargıya taşıdı.

Sarıgül iddiayı reddetti, yargıdan ise belediye lehine kararlar geldi.

2020 yılında logosunda iki kalp işareti bulunan Türkiye Değişim Partisi'ni kurdu Sarıgül.

"Biz sağ veya sol parti değiliz" diyordu.

CHP'yi bölme suçlamalarına ise bir mülakatında "Biz CHP'yi bölmüyoruz, olmayan bir şeyi nasıl böleceksiniz?" yanıtını veriyordu.

2023'te yine bir hamle yaptı ve CHP listelerinden seçime katıldı.

AKP'nin güçlü olduğu bir kentte oy toplamasıyla ilgi çekti.

Seçimlerden sonra TDP, CHP'ye katılarak kendini feshetti.

Erzincan Milletvekili olarak Sarıgül 2026'da ise Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti'nin kurucuları arasında yer aldı.

Sarıgül ve ailesi, Ekim ayında, kara para aklama soruşturması kapsamındaki iddialarla karşı karşıya kaldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada Sarıgül'ün oğulları Emir ve Ömer ile 2008'de boşandığı eski eşi Aylin Kotil dahil 19 kişi tutuklandı.

Başsavcılık, Türkiye içinde ve dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği iddiasını araştırdığını açıkladı.

Aynı soruşturmada milletvekili dokunulmazlığı olan Sarıgül hakkında da iddialar olduğu, bunların "ayrı değerlendirilmek üzere" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği açıklandı.

İddiaları reddeden Sarıgül, soruşturma tamamlanıncaya kadar Yeni Parti'den ayrıldığını duyurdu .

Soruşturmadaki gizlilik kararı ve Sarıgül'le ilgili iddiaların ayrılıp Ankara'ya gönderilmesi nedeniyle kamuoyu, şimdilik suçlamaları derinlemesine bilmiyor.

Şimdi bu hukuki sürecin, Sarıgül'ün siyasi geleceğini nasıl etkileyeceği merak konusu.

© 2026 BBC. BBC, link verilen internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir. Link verilen internet sitelerine yaklaşımımız.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı
Haberler ›

Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı

Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı
📷 Fotoğraf: DonanımHaber Basın Arşivi

Hintli otomotiv dev Tata Motors, 3,91 milyar avroluk dev anlaşmayla İtalyan üretici Iveco'nun hisselerinin yüzde 89,42'sini satın alarak şirketin kontrolünü resmen ele geçirdi.

Otomotiv dünyasına ilişkin gelişmeleri yakından takip eden Barış, DonanımHaber okurlarına otomobil haberleri çoğunlukta olmak üzere Türkiye gündemine ilişkin içerikler de aktarıyor.

Seslendirme ve özetler yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Hintli Tata Motors , Iveco’yu satın alma sürecindeki ilk hisse devir ve ödeme aşamasını tamamladı. Hollanda merkezli iştiraki TML CV Holdings üzerinden Iveco sermayesinin yaklaşık yüzde 89,42’sine sahip olan şirket, İtalyan üreticinin kontrolünü resmen ele geçirdi. 2027 MTV ne kadar olacak? MTV zam hesaplama 23 sa. önce eklendi Tata, Temmuz 2025’te açıkladığı hisse başına 14,10 euroluk teklifini , ekim ayında 14,40 euroya yükseltmişti.

Böylece işlemin toplam değeri yaklaşık 3,91 milyar euroya çıktı. Kalan hissedarlar için teklif süreci 6 Kasım’a kadar devam edecek. Bu döneme ilişkin işlemlerin 13 Kasım’da tamamlanmasıyla Tata’nın payı daha da artabilecek.

Tata ve Iveco’nun birleşen ticari araç faaliyetlerinin yıllık 590 binin üzerinde araç satışı ve yaklaşık 21 milyar euro ciroya ulaşması bekleniyor. Satın alma, Tata’ya Avrupa’da üretim tesisleri ve güçlü bir satış ağı kazandırırken gelirlerinin büyük bölümünü Avrupa’dan elde eden Iveco’nun farklı pazarlara açılmasını destekleyecek.

Iveco’nun savunma faaliyetleri ise satın almaya dahil değil. Bu bölüm, daha önce yaklaşık 1,6 milyar euro karşılığında Leonardo’ya satılmıştı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak
Haberler ›

Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak

Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Kral Kupası son 16 turunda Al Riyadh, sahasında Al-Fayha'yı konuk ediyor. Çeyrek final biletinin aranacağı kritik maçın detayları netleşti.

Al Riyadh, Kral Kupası'nda Al-Fayha ile karşılaşıyor. İşte biletlerinizi nasıl alabileceğiniz

Kral Kupası'nda heyecan artıyor. Başkent temsilcisi Al Riyadh, son 16 turundaki kritik mücadelede bölgesel rakibi Al Fayha ile karşılaşacak. Riyad'daki Prens Faysal bin Fahd Spor Şehri Stadyumu'nda oynanacak maçta, üst ligde mücadele eden iki kulüp çeyrek finale yükselmek için sahaya çıkacak.

GOAL , biletlerle ilgili tüm önemli ayrıntıları ve biletlere nasıl ulaşabileceğinizi aktarıyor.

Al Riyadh ile Al Fayha arasındaki Kral Kupası maçı, Riyad'daki Prens Faysal bin Fahd Stadyumu'nda oynanacak. Resmî başlama saati henüz açıklanmadı.

Kral Kupası maçlarının resmî biletleri öncelikle Webook gibi resmî Suudi spor bileti platformlarında ve ev sahibi kulübün belirlediği bilet satış kanallarında satılıyor. Taraftarlar, biletleri doğrudan satış fiyatından alabilmek için ön satış ve genel satış dönemlerinde bu kanalları takip etmeli.

Resmî sitedeki biletler tükenirse GrintaHub bir seçenek. İkincil platformlarda en ucuz bileti aramak, taraftarlara bu önemli eleme maçını kaçırmamak için pratik bir yol sunuyor.

Resmî bilet satış kanallarında genel giriş biletleri yaklaşık 20 ila 40 Suudi Arabistan riyalinden başlıyor. Bu fiyatlar, turnuvanın ilk eleme turlarını yerel taraftarlar için erişilebilir kılıyor.

GrintaHub gibi ikincil satış platformlarında ise bilet fiyatları yaklaşık 60 Suudi Arabistan riyalinden başlıyor. Bu platformlar, resmî kontenjanların tükenmesi hâlinde taraftarlara mevcut en ucuz bileti bulmak için alternatif bir yol sunuyor.

Al Riyadh, Suudi Pro Ligi'ndeki son beş maçında iki galibiyet, bir beraberlik ve iki mağlubiyet aldı. Son maçında Al Qadsiah'a 6-0 yenilerek bu dönemdeki en ağır mağlubiyetini yaşadı. Al-Taawoun'u 2-1, Al Kholood'u da 2-0 yenmesi, işler yolunda gittiğinde galip gelebildiğini gösterdi. Al Fayha ile 1-1 berabere kalması ve Al Diriyah'a 1-0 yenilmesi ise takımın hâlâ istikrar aradığını ortaya koyan bu beş maçlık seriyi tamamlıyor.

Al Fayha, son beş maçında bir galibiyet, iki beraberlik ve iki mağlubiyet aldı. Son maçında Al-Faisaly'yi 4-1 yenerek Al Ahli'ye 3-2 ve Al Khaleej'e 2-0 kaybettiği karşılaşmaların ardından olumlu bir sonuç elde etti. Bu beş maçta Al Hazem ile 2-2, Al Riyadh ile 1-1 berabere kaldı; toplam dokuz gol atıp yedi gol yedi.

İki takım arasında Suudi Pro Ligi'nde 11 Ekim 2026'da Al Fayha'nın sahasında oynanan son maç 1-1 sona erdi. Al Fayha, bundan önce Mayıs 2026'da yine kendi sahasında Al Riyadh'ı 4-2 mağlup etmişti. Ocak 2026'da Al Riyadh'ın ev sahipliği yaptığı karşılaşma ise 1-1 bitmişti. Son beş karşılaşmada Al Fayha iki, Al Riyadh bir galibiyet aldı; iki maç berabere sona erdi. Bu beş maçta toplam 16 gol atıldı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet
Haberler ›

Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet

Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Kadro ve moral açısından sıkıntılı bir süreçten geçen Bayern Münih, Atletico Madrid'i deplasmanda 2-0 mağlup ederek önemli bir dönüşe imza attı.

Bayern Münih, kadro, moral ve sportif açıdan yaşadığı çok sayıda sıkıntının ardından Atletico Madrid deplasmanında aldığı 2-0'lık galibiyetle etkileyici bir dönüş yaptı. Özellikle üç nokta sevinç yaratıyor.

Deplasmanda Atletico Madrid'e karşı oynamak, Avrupa futbolundaki en zorlu görevlerden biri. Neredeyse 30 yıl boyunca bütün Alman takımları burada az ya da çok acı bir şekilde başarısız olmuştu. Ta ki birçok açıdan ağır darbeler alan Bayern Münih, Kasım 2026'nın bu salı gününde Estadio Metropolitano'da dikkat çekici bir 2-0'lık galibiyet elde edene kadar.

Münih ekibi açısından maç öncesindeki tablo daha kötü olamazdı. Son haftalarda Bayern Münih, neredeyse aralıksız olarak farklı türden kötü haberlerle sarsılmıştı. Joshua Kimmich'in babasının ölümü, teknik direktör Vincent Kompany'nin yere yığılması, özellikle hücum hattını ciddi biçimde eksilten sakatlıklar... Bunlara FC Augsburg ve Viking Stavanger karşısındaki hatalar ile cumartesi günü Borussia Dortmund'la oynanan Bundesliga zirve maçında son dakikalarda yenilen beraberlik golü gibi sportif hayal kırıklıkları da eklendi.

Ancak geçici teknik direktör Aaron Dank yönetimindeki takım, Madrid'de bir anda haftalardır kusursuz bir uyum içinde oynuyormuş ve arkasında bir galibiyet serisi varmış gibi sahaya çıktı. Bir bakıma, geçen sezonun büyük bölümündeki Bayern Münih gibi.

Maçın ardından sportif direktör Max Eberl, "Tek kelimeyle dünya çapında bir performanstı" diyerek takımını övdü. Eberl'e göre oyuncuları "ilk dakikadan son dakikaya kadar neredeyse her şeyi doğru yaptı". İyileşerek sahalara dönen kaptan Manuel Neuer ise şunları söyledi: "İlk dakikadan 93. dakikaya kadar tam bir üstünlük kurduk. Atletico karşımıza ne çıkardıysa her zaman bir yanıtımız oldu."

Münih ekibi, Atletico'ya özgü sürtüşmelere girmedi. Böylece Metropolitano'nun coşkulu taraftarları da maça iyice kapılma fırsatı bulamadı. Teknik direktör Diego Simeone'nin alışıldık duygusal tavrıyla sık sık teknik alanından sahaya yönelmesi nedeniyle Atletico'nun zaman zaman 12 kişiyle oynaması da Bayern'in dikkatini dağıtmadı. Baştan itibaren büyük üstünlük kurmalarına rağmen uzun süre pozisyon, hele gol bulamamaları da onları etkilemedi.

Beklenen golü sonunda 54. dakikada Lennart Karl attı. Üstelik bu gol, son haftalarda Bayern Münih'in diğer bütün oyuncularından daha fazla tartışılan Karl'dan geldi. Sosyal medyayı fazla kullanması, yeterince mütevazı olmaması ve daha nicesi konuşulmuştu. Onursal başkan Uli Hoeneß, 18 yaşındaki oyuncuyla "ciddi bir görüşme" yapacağını açıklamıştı. Karl şimdi yanıtını sahada verdi. Bayern Münih açısından son derece sevindirici ilk nokta buydu.

Maçın sonucunu belirleyen 2-0'lık golü ise 74. dakikada sağ bek Konrad Laimer kaydetti. Bu aynı zamanda iki yıldız Harry Kane ve Michael Olise'nin yine gol atamadığı anlamına geliyor. Laimer ile Dayot Upamecano'nun fileleri havalandırdığı Dortmund'la oynanan 2-2'lik maçta da durum aynıydı.

Kane artık üç maçtır gol atamıyor. BVB karşısında fırsatları cömertçe harcayan dünyanın en iyi futbolcusu, Madrid'de de beş şutundan sonuç alamadı. Yine de Laimer'in 2-0'ı getiren golünün asistini yaptı. Olise ise Dortmund maçını bir sakatlık yaşayarak tamamlamıştı. Buna bağlı olarak Madrid'de alışılmış çabukluğundan uzaktı. Fransız oyuncu çabalayıp sık sık topla buluşsa da driplinglerinde defalarca rakiplerine takıldı, yönünü değiştirdi ya da yere düştü.

Elbette şimdi ikisinin formu konusunda endişelenmek mümkün. Ancak son aylardaki üstün kaliteleri ve istikrarları, Kane ile Olise'nin çok yakında yeniden alışıldık performanslarına döneceklerine dair sarsılmaz bir güven veriyor. Dolayısıyla öne çıkan ikinci sevindirici nokta şu: Bayern Münih, iki büyük yıldızı en iyi formunda olmasa bile güçlü rakipleri yenebiliyor. Üstelik bunu Luis Diaz, Jamal Musiala, Serge Gnabry ve Ismael Saibari olmadan da yapabiliyor.

Gelelim üçüncü sevindirici noktaya: Üst üste yedi maçta en az bir gol yiyen Bayern Münih, Madrid'de yeniden kalesini gole kapattı. Bunda en büyük pay, Metropolitano'da Münih ekibinin en iyi oyuncusu olan savunmanın lideri Dayot Upamecano'ya aitti.

Son dönemde performansı düşen stoper partneri Jonathan Tah ise maça tutuk başladıktan sonra giderek daha iyi oynadı ve Min-Jae Kim'le girdiği forma rekabetinde yeniden kendini gösterdi. İki bek Laimer ve Josip Stanisic, savunma görevlerini ihmal etmeden hücuma büyük istekle katıldı. Bu nedenle sahalara dönen kaleci Manuel Neuer'e neredeyse hiç iş düşmedi.

Bu galibiyetle Bayern Münih, en azından şimdilik, tabloda son 16 turuna doğrudan katılım için yeterli olan sekizinci sıraya yükseldi. Münih ekibi, son haftalarda yaşadığı bütün aksiliklerin ardından Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun en büyük favorilerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Bayern Münih, 5 Haziran 2027'de final için Metropolitano'ya dönerse bu galibiyet, sezonun duygusal dönüm noktası olarak anılabilir.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti
Haberler ›

İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti

İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Segunda Division'daki maçta kaleciyle çarpışarak ağır yaralanan Tenerife forveti Jesus de Miguel, hastanede yaşamını yitirdi.

Haberlere göre Andorra kalecisi Jesus Owono, Tenerife forveti Jesus de Miguel'in trajik ölümünün ardından büyük yıkım yaşadı. 30 yaşındaki forvet, İspanya ikinci liginde iki oyuncunun uzatma dakikalarında yaşadığı dehşet verici çarpışmada ağır yaralanmasının ardından salı sabahı hayatını kaybetti.

Pazartesi günü oynanan Segunda Division karşılaşmasının uzatma dakikalarında Owono ceza sahasından çıkarak De Miguel ile sert biçimde çarpıştı. Bu müdahale 25 yaşındaki kalecinin kırmızı kart görmesine yol açarken Tenerife forveti hareketsiz kaldı. Sağlık ekipleri, ciddi baş ve göğüs yaralanmaları yaşayan futbolcuya müdahale ettikten sonra onu yoğun bakıma kaldırdı.

Sahada kalbi durduktan sonra yeniden hayata döndürülen De Miguel'in durumu gece boyunca kötüleşti. Salı sabahı hayatını kaybetti. Karşılaşma, skor 2-2 iken tatil edildi.

Tenerife, 30 yaşındaki hücum oyuncusunun ölümünü salı günü doğruladı ve derin üzüntüsünü dile getirdi. Kulüp, futbol camiasına desteği için teşekkür ederken oyuncunun yakınları için mahremiyet talep etti.

Kulübün resmî açıklamasında, “Acı içindeyiz, boğazımız düğümlendi ve bunun gerçek olduğuna inanamıyoruz. CD Tenerife olarak Jesus de Miguel Alameda'nın trajik biçimde hayatını kaybettiğini... duyuruyoruz” denildi. Açıklama, “Teselli edecek söz yok; içimizi kaplayan bu derin üzüntüyü hafifletebilecek hiçbir şey yok” ifadeleriyle devam etti.

Andorra da kısa süre sonra bir taziye mesajı yayımladı: “Kalbimiz kırık, yıkılmış durumdayız. Jesus de Miguel'in ailesine, tüm takım arkadaşlarına, dostlarına ve CD Tenerife'ye en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.”

İspanyol yayın organı AS 'a göre olay Owono'yu derinden sarstı; kaleci soyunma odasında ağladı ve dua etti. Ekvator Ginesi millî futbolcusuna yakın, adı açıklanmayan bir kaynak ise onun kişiliğini savunarak “O, başkalarını önemseyen, çok iyi kalpli biri. Kötü niyeti yok” dedi.

Andorra, müdahalenin ardında kötü niyet bulunmadığını vurguladı. Buna rağmen Owono, internette yoğun hakaretlere maruz kaldı ve Instagram profilini silmek zorunda kaldı. Başlangıçta De Miguel'in ailesiyle özel olarak iletişime geçip desteğini sunmayı planlıyordu, ancak forvetin hayatını kaybetmesi bu planları tamamen değiştirdi.

Yaşanan trajedi, iki kulüp için de sahadaki tüm konuların önüne geçti. Alaves'ten kiralık olarak forma giydiği dönemin ardından bu yaz Andorra'ya kalıcı olarak katılan Owono, sahalara dönmeye ruhen hazır olup olmamasından bağımsız olarak kırmızı kartı nedeniyle cezalı duruma düşecek.

Andorra'nın pazar günü ligde Mallorca'yı ağırlaması planlanıyor, ancak takımın maça çıkmaya hazır olup olmayacağı belirsiz. Yaşananların Owono, takım arkadaşları ve büyük üzüntü içindeki Tenerife kadrosu üzerindeki duygusal etkisi, İspanyol futbol yetkililerinin yaklaşan maç takvimini nasıl ele alacağını kuşkusuz belirleyecek.

Bal-balan terbaik adalah bal-balan yang chaos . Dan ch-nya Chelsea adalah singkatan untuk chaos. Lebih sering duduk manis main Dungeons & Dragons dan mendengarkan Majelis Lidah Berduri ketimbang nonton pertandingan.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →