Kaynak, İletişim Başkanlığı/Murat Çetinmühürdar/Anadolu Ajansı/Getty Images
Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine rağmen 29-30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi'ne katılmadı.
Bazı uzmanlara göre Aliyev'in Ankara'daki zirveye katılmaması, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki görüş ayrılıklarının yalnızca son dönemdeki tartışmalarla sınırlı olmayabileceğine işaret ediyor.
İki ülke arasında Azerbaycan'ın okullara yönelik başörtüsü yasağı ve Bakü'nün İsrail ile ilişkileri gibi farklı konularda fikir ayrılıkları var.
Peki Türkiye ve Azerbaycan arasındaki gerginliğin sebebi ne? Tartışma nasıl bu noktaya geldi?
Derin siyasi ve kültürel bağları bulunan iki ülke iktidarları arasındaki anlaşmazlık ilk olarak Eylül'de kamuoyuna yansıdı.
Tartışmanın fitilini Azerbaycan'da öğrenci ve öğretmenlere yönelik yeni bir kıyafet düzenlemesi ateşledi.
Düzenlemede ilkokul, ortaokul ve lise üniformalarının "Genel eğitimin laiklik ilkesine uygun" olması gerektiği belirtildi.
Uygulama Azerbaycan'da protesto edildi, Türkiye'de ise özellikle hükümete yakın kesimler tarafından eleştirildi.
Konuyu BBC Türkçe 'ye değerlendiren Şiriyev, Azerbaycan'ın bunu egemenliğine bir müdahale olarak gördüğünü ve "tek millet iki devlet" ilkesi kapsamında Türkiye'den içişlerine müdahale etmemesini beklediğini ifade ediyor.
Şiriyev, Bakü'nün yaklaşımını şöyle yorumluyor:
"Azerbaycan'da üst düzey bir yetkili Türkiye ile ilgili cumhurbaşkanının izni olmadan bir açıklama yapabilir mi? Yapamaz. Dışişleri Bakanlığı da yapamaz. Cumhurbaşkanı Yardımcısı da yapamaz.
"Saral'ın açıklamasını istisnai bir 'çatlak ses' gibi okumadılar. Açıklama, Ankara'daki hükümet içinde bu konuya böyle bakan insanlar olduğunu düşündürdü ve bu sebeple krize dönüştü."
Kaynak, İletişim Başkanlığı/Murat Kula/Anadolu Ajansı/Getty Images
Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mevkidaşı Aliyev telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Erdoğan'ın görüşmede "Türkiye ile Azerbaycan'ın kardeşlik hukukundan aldığı güçle iş birliğini daha ileri seviyelere taşıyacağını ifade ettiği" söylendi.
Ayrıca Erdoğan Aliyev'i 29-30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etti.
Ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral 26 Ekim'de istifa etti.
Türk yetkililer ise kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın sürdüğünü vurguladı.
Türk Devletleri Teşkilatı Kurucu Genel Sekreteri ve eski büyükelçi Halil Akıncı, Türkiye'de de benzer kılık kıyafet yönetmeliklerinin uzun yıllar uygulandığına dikkat çekiyor.
Dışişleri Bakanlığı'nın Orta Asya, Kafkasya, Slav Ülkeleri Genel Müdürlüğü'nde görev alan ve Eski Sovyet Coğrafyasından Sorumlu İkili Siyasi İşler Genel Müdürlüğü'nü yapan Akıncı, Azerbaycan hükümetinin "İnanç temelli bir çatışmayı körükleyebilecek veyahut ona yol açabilecek gelişmelere karşı son derece hassas" olduğunu vurguluyor.
"Bizdeki anlayış bunun kişisel özgürlüğün parçası olduğu yönünde, onlar ise bunu köktendinciliğin bir sembolü olarak görüyor" diyor.
Eski büyükelçi, Azerbaycan'daki tepkilerin "makul bir ortalamaya oturacağını" ve Türkiye tarafındaki "aşırı sayılan bazı davranışların törpülenmesini" beklediğini söylüyor.
Akıncı, Bakü'nün Ankara'nın gerilimi düşürmek için attığı adımları karşılıksız bırakmasını ise şu sözlerle değerlendiriyor:
"Anlaşılan daha derin bir takım şeyler var ki sayın Aliyev [TDT] Zirvesi'ne gelmedi."
Türkiye-Azerbaycan geriliminde başörtüsü tartışması haricinde Bakü'nün İsrail ile ilişkileri de gündeme geliyor.
Özellikle Türkiye'den zaman zaman Azerbaycan'ın İsrail ile bağlarına yönelik eleştiriler yükseliyor.
Azerbaycan siyasetini yakından takip eden siyaset psikolojisi uzmanı Samire Qasımlı, Azerbaycan iktidarı için İsrail ile ilişkilerin ABD ve Avrupa'nın desteğini sağlamak adına kilit rol oynadığını söylüyor.
Qasımlı, Cumhurbaşkanı Aliyev'in İsrail ile yakınlığını koruyarak bu ülkelerin desteği ile "iktidarını garantiye almayı" hedefleyebileceğini belirtiyor.
Uzman, "Ama bu Türkiye'yi yitirmek pahasına bir seçim yapmak demek değil" diye ekliyor.
Zaur Şiriyev ise Türkiye'de Azerbaycan'ın dış politika adımlarının yalnızca İsrail üzerinden okunmasını eleştiriyor.
Şiriyev, bazı çevrelerin Azerbaycan'ı Türkiye'yi kuşatan bir düzenin parçası olarak gösterdiğine dikkat çekiyor.
Bu okumaya karşı çıkan uzman, "Bence Azerbaycan-İsrail ilişkisi İsrail'in Türkiye'ye karşı sert adım atmasını frenliyor" diyor.
Şiriyev, Bakü'nün 2025'te Suriye'de çatışmazlık için Türkiye ve İsrail heyetleri arasındaki görüşmelere ev sahipliği yaptığını hatırlatıyor.
Ayrıca Azerbaycan'ın iki ülkenin 2022'deki diplomatik normalleşme sürecine de arka kapı diplomasisi yoluyla katkıda bulunduğunu söylüyor.
Ankara ve Bakü arasındaki stratejik ortaklığı ve karşılıklı savunma taahhütlerini hatırlatan uzman, Azerbaycan'ın İsrail ile böyle üst düzey ilişkileri olmadığını vurguluyor.
Şiriyev, "Azerbaycan, İsrail'i Türkiye gibi bir ortağı olarak görmüyor" diyor.
Kaynak, Balint Szentgallay/NurPhoto/Getty Images
Halil Akıncı ise Azerbaycan'ın başka bir ülke ile ilişkilerinin Türkiye ile ilişkilerinin parçası olarak değerlendirilmesinin "mantığa uygun olmadığını" savunuyor.
Emekli büyükelçi sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Mesela bizim Mısır veya Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz Azerbaycan ile olan ilişkimizin parçası haline gelebilir mi? Gelirse biz bunu kabul eder miyiz? Edilmez.
"En nihayetinde iki bağımsız devletten bahsediyoruz. Tek bir halkın iki devleti var. Devletlerin çıkarları var, ona göre de değişik ilişkileri var."
Ankara ve Bakü'yü karşı karşıya getiren unsurlar arasında bölgesel güç rekabeti de olabilir.
Samire Qasımlı, Azerbaycan'ın 2020'deki Dağlık Karabağ savaşının ardından kendini bir "orta güç" olarak tarif etmeye başladığını anlatıyor.
Qasımlı, iktidara yakın basında Bakü'nün "Kafkasların lider devleti" olarak tarif edildiğini ve Aliyev'in de bölgenin liderliğini üstlenmeyi hedefleyebileceğini söylüyor.
Zaur Şiriyev de Ermenistan ile yaşanan Dağlık Karabağ Savaşı ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Azerbaycan'ın jeopolitik öneminin arttığını belirtiyor.
Şiriyev, özellikle ikinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda Türkiye'nin Azerbaycan'a silah satışı üzerinden egemenlik tartışması yürütüldüğünü anlatıyor.
Türkiye'de bazı yorumcuların ve sosyal medya kullanıcılarının bölgenin geri alınmasını Ankara'nın lütfu ya da askeri gücüne bağlamasının Azerbaycan'da "kardeşlikten çok aşağılama" olarak görüldüğünü ifade ediyor.
Şiriyev, "Gelip de 'Biz olmasak siz de olmazsınız' dediğiniz zaman bu bir egemenlik tartışması çıkartır ve tepki çeker" diyor.
Uzman, Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri hakkında "ağabey-kardeş" benzetmesi ile ilgili şunları söylüyor:
"Azerbaycan 90'lı yıllardan itibaren bu benzetmeye karşı çıkıyordu. Çünkü düşündüğümüzde Sovyetler Birliği döneminde Moskova 'ağabey', diğer cumhuriyetler ise 'kardeşleri' gibi bir anlayış ve politika vardı.
"Azerbaycan için 'Oradan çıktıktan sonra neden kendisine yeni bir ağabey arasın' deniyordu."
Şiriyev, Türkiye ve Azerbaycan arasında din, yaşam tarzı ve ağabey-kardeş tartışması gibi meselelerin müzakere masalarında çözülecek dosyalar olmadığını söylüyor ve krizin toplumsal boyutuna dikkat çekiyor:
"Maalesef şu an devam eden gerginlik iki toplumun birbirinden daha uzaklaşmasına sebep oluyor."
Halil Akıncı ise yaşananları "yapay bir gerilim" olarak nitelendiriyor.
Akıncı, Ankara ve Bakü'nün geçmişte anlaşmazlıkları kamuoyuna yansıtmadan çözdüğünü, böylece toplumları birbirlerine karşı tahrik etmeden kaçındıklarını söylüyor.
Hükümetler arasındaki anlaşmazlığın kamuoyuna yansıdığını belirten Akıncı, "Türk dayanışmasını zedelediğini" söylüyor ve mevcut gerginlik hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Azerbaycan'da Türkiye'nin tutumunu savunanlar epey vardı. Aynı şekilde Türkiye'de de Azerbaycan haklı diyen önemli sayıda aydın vardı.
"Demek ki iki halk arasında tek millet fikri kök tutmaya başlamış. Yani bu krizin menfi sonuçlarını beklerken bir de müspet sonucu var. Bir nevi halk oylaması yapmış olduk."
Samire Qasımlı da liderler ya da hükümetler arasındaki anlaşmazlıkların iki toplumu birbirinden ayıramayacağını savunuyor:
"Çünkü Azerbaycan ile Türkiye'nin ilişkileri, iktidarların ilişkileri o kadar birbirine bağlı ki kimse bunlar birbirinden kopamaz."
© 2026 BBC. BBC, link verilen internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir. Link verilen internet sitelerine yaklaşımımız.