Ctrl + K
Haberler ›

Rekabet Kurumu fındık sektörüne yönelik sıkı takibini sürdürüyor

Rekabet Kurumu fındık sektörüne yönelik sıkı takibini sürdürüyor
📷 Fotoğraf: Bloomberg HT Basın Arşivi

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, fındık alım-satım pazarının önde gelen 6 teşebbüsü hakkında "ciddi rekabet ihlali" şüphesiyle soruşturma açtıklarını belirterek, "İncelemelerimiz sürecinde çiftçimizi mağdur eden, rekabeti ihlal eden ilave teşebbüsler tespit etmemiz durumunda onları da tereddütsüz soruşturmaya dahil edeceğiz." dedi.

Fındık piyasasına yönelik yürüttükleri çalışmaları AA'ya değerlendiren Küle, fındığın Türkiye'nin iç ve dış ticareti için stratejik bir değer olduğuna işaret etti.

Küle, Türkiye'nin dünya fındık üretiminin yüzde 70'ini karşıladığına dikkati çekerek "Başta Ordu, Giresun, Trabzon ve Düzce olmak üzere Karadeniz'in sarp yamaçlarında, yağmurda çamurda binbir güçlükle bahçesine bakan 400 bin civarında ailemiz geçimini doğrudan bu üründen sağlıyor. Fındık, o ailelerimizin evindeki ekmek, çocuklarının okul harçlığı ve bir yıllık umudu demektir.

Dolayısıyla fındık, ekonomik boyutunun ötesinde sosyal ve insani boyutuyla da bizim kırmızı çizgimizdir." diye konuştu.

Bu bilinç ve sorumlulukla, Kurum olarak geçmişten bugüne fındık sektörüne hep büyük hassasiyetle eğildiklerini bildiren Küle, pazardaki adil ve etkin rekabeti korumak için sürekli olarak sahada bulunduklarını vurguladı.

Küle, bu süreçte sadece kendilerine şikayet gelmesini beklemediklerini belirterek üreticinin hakkını korumak adına resen sektör incelemeleri başlattıklarını, taahhütlere uyum süreçleri gibi çeşitli vasıtalarla piyasayı sürekli gözetimleri altında tuttuklarını söyledi.

Üreticinin mağdur edilmemesi adına attıkları en kritik adımlardan birinin, fındık alım pazarında en büyük alıcı konumunda bulunan Ferrero'nun bu gücünü kötüye kullandığı iddiaları üzerine 2023-2024 yıllarında yürüttükleri soruşturma olduğunu belirten Küle, şunları kaydetti:

"Bu soruşturmada Ferrero'nun pazardaki davranışlarını en ince ayrıntısına kadar inceledik. Soruşturma sürecinde, pazarda hakim durumda bulunduğu değerlendirilen Ferrero bir taahhüt başvurusunda bulundu. Rekabet Kurulu olarak söz konusu taahhütlerin pazardaki mevcut rekabetçi endişeleri gidereceği sonucuna ulaştık."

Küle, bu kapsamda şirket tarafından 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan fındık alım sezonları için sunulan ilgili taahhütlerin kabul edilerek, Ferrero bakımından bağlayıcı hale getirildiğini anımsatarak, "O günden bugüne Ferrero'nun tüm adımlarını ve taahhütlere uyup uymadığını anbean izliyoruz. Üreticimizin içinin rahat olması adına bir kez daha altını çizmek isterim.

Ferrero'nun taahhütlere uymadığını veya taahhütleri dolanmaya çalışarak çiftçimizi mağdur ettiğini tespit etmemiz durumunda, şirkete çok ağır idari para cezası verilmesi gündeme gelecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Fındık üreticisinin emeğini tedarik zincirinin her halkasında korumayı amaçladıklarının altını çizen Küle, Ferrero kararı sonrasında sektörü tüm boyutlarıyla, Ordu'dan Giresun'a, Düzce'den Trabzon'a tüm üretim havzalarında, köydeki alımdan fabrikaya kadar takip etmeye devam ettiklerini bildirdi.

Küle, tedarik zincirinin tüm aşamalarını bölgesel ve yerel ölçekte değerlendirdiklerine işaret ederek "Çiftçimizin aleyhine gelişen rekabet sorunlarına karşı anında resen incelemeler başlattık." dedi.

Teşebbüslerin 2024'te kendi aralarında anlaşarak fındık alım ve satım fiyatlarını belirledikleri iddiasıyla iki ayrı soruşturma yürüttüklerini anımsatan Küle, uzlaşma süreci sonunda Trabzon'da faaliyet gösteren 21 ve Düzce'de faaliyet gösteren 10 teşebbüse para cezası uyguladıklarını dile getirdi.

Küle, kimsenin yerel düzeyde de olsa bir araya gelip üreticinin fiyatını belirlemesine müsaade etmeyeceklerini ifade etti.

Bu yıl fındık sezonunun başlamasıyla, piyasada fiyatların serbest ve adil şekilde oluşup oluşmadığını denetlemek üzere eylülde sektör genelinde bir ön araştırma başlattıklarını anlatan Küle, "Karadeniz'in batısından doğusuna kadar bölgede faaliyet gösteren başlıca teşebbüslerde kapsamlı yerinde incelemeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz bilgi ve belgeler neticesinde, fındık alım-satım pazarının önde gelen 6 büyük teşebbüsü hakkında ciddi rekabet ihlali şüphesiyle 22 Ekim'de soruşturma açtık." diye konuştu.

Küle, bu soruşturmayla, doğrudan üreticinin cebini ve refahını ilgilendiren iki temel şüphenin üzerine gittiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Soruşturmada, şu sorulara net cevaplar arıyoruz. Birincisi, 'Pazarın en büyük alıcısı ile sahadaki yerel ve orta ölçekli alıcılar arasında fiyatları düşürmeye yönelik bir bağlantı var mı?' Yani yerel alıcılar, büyük alıcının kontrolü ve yönlendirmesiyle fiyatları baskılayıp üreticiyi ucuza satış yapmaya mı zorluyor? İkincisi, 'Pazarda birbiriyle rekabet etmesi gereken alıcılar, el altından anlaşarak ortak fiyat mı belirliyor?' Yani çiftçimiz ürününü satmak için hangi kapıya giderse gitsin, önceden kararlaştırılmış aynı düşük fiyatla karşılaşıp çaresiz mi bırakılıyor?

Açtığımız bu soruşturmadan temel beklentimiz, fındık fiyatlarının masa başındaki anlaşmalarla değil, piyasanın kendi doğal akışı içinde, adil ve serbest rekabet ortamında oluşmasını sağlamaktır."

Çiftçilerin yalnız olmadığını vurgulayan Küle, üreticinin emeğine son derece saygı duyduklarını söyledi.

Fındığın gerçek değerini bulması ve geçimini bu ürüne bağlamış 400 bin ailenin emeklerinin karşılığını tam olarak alabilmeleri için ellerindeki tüm yasal araçları ve yetkileri sonuna kadar kullanmaya kararlı olduklarını belirten Küle, şu ifadeleri kullandı:

"Alım yaptıkları fındığın fiyatlarını suni şekilde düşürmek isteyen, ürünü daha ucuza satın almayı hedefleyen ve bunun için rekabeti ihlal etmeyi göze alan kim varsa karşısında bizi bulacaktır. Açtığımız soruşturmayı bu kararlı iradeyle yürüteceğiz. Açıkça söylüyorum, incelemelerimiz sürecinde çiftçimizi mağdur eden, rekabeti ihlal eden ilave teşebbüsler tespit etmemiz durumunda onları da tereddütsüz soruşturmaya dahil edeceğiz.

Değerli üreticimizin emeğinin karşılığını bulması için sektörü sıkı bir şekilde takip etmeye ve sonuna kadar çalışmaya devam edeceğiz."

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
Haberler ›

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail basınındaki analizde, ABD'deki Kongre güç değişimlerinin İran politikası ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri etkileyebileceği vurgulandı.

Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan "ABD'de Demokratik tsunami: Cumhuriyetçilerin yenilgisinden sonra İsrail'in karşı karşıya olduğu üç büyük zorluk" başlıklı analiz haberinde, seçim sonuçlarının İsrail'e muhtemel etkileri ele alındı.

ABD ara seçim sonuçlarının Washington yönetiminin İran politikasından ABD-İsrail ilişkilerine kadar birçok alanda etkili olabileceği ve İsrail-ABD ilişkisini yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekilen makalede, "Bu yenilgi, Demokrat Parti içinde İsrail, İran'la savaş ve Tel Aviv ile Washington arasındaki stratejik ilişki konusunda geniş kapsamlı değişimlerin yaşandığı bir dönemde geldi." ifadelerine yer verildi.

Makalede, seçim sonuçlarının özellikle ABD Başkanı Trump'ın İran politikasını, Kongre'deki güç dengelerini ve 2028 başkanlık seçimlerini etkileyebilecek üç önemli gelişmeyi beraberinde getirdiği ifade edildi.

Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiğine dikkati çekilen makalede, bu değişimin Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkilerin geleceği açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Analizde, İran'la yaşanan savaşın Cumhuriyetçi Parti açısından seçim sürecinde önemli bir siyasi maliyet oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.

Cumhuriyetçilere yakın medya kuruluşu Fox News'in yorumcularının dahi seçim sonuçlarının "savaş olmasaydı çok daha farklı olabileceğini" dile getirdiği aktarılan makalede, Trump'ın da İran meselesinin seçim yenilgisinde etkili olduğunu "İran'ın kayıpta payı vardı" diyerek kabul ettiği belirtildi.

Sandık çıkışı anketlerinde katılımcıların yüzde 62'sinin İran savaşına karşı olduğunu bildirdiği aktarılan analiz haberde, "Trump'a verilen siyasi mesaj açık: Amerikan halkı Orta Doğu'da uzun sürecek bir savaşa daha pek sıcak bakmıyor. Peki Başkan bu mesajı politikaya nasıl yansıtacak?" sorusu soruldu.

Analizde, Trump yönetiminin önünde iki muhtemel senaryonun bulunduğu ifade edildi. İlk senaryoya göre Trump, diplomatik girişimleri yoğunlaştırarak Tahran'la müzakerelerde taviz verebilir ve muhtemel bir anlaşmayı ABD'yi çatışmadan çıkaran "diplomatik bir başarı" olarak sunabilir.

İkinci senaryonun ise savaşın "kısa süreli ancak etkili" bir operasyonla sona erdirilmesini içerebileceği ve böyle bir adımın Trump'a "zafer" ilan etme, ABD'nin "hedeflerine ulaştığını" açıklama ve ülkesinin bölgedeki askeri varlığını hızla azaltma imkanı sağlayabileceği değerlendirildi.

Buna karşılık her iki senaryoda da İsrail'in çıkarlarının Beyaz Saray'ın öncelikleriyle örtüşmeyebileceğine dikkat çekilen analizde, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerde başlıca gerilim kaynaklarından biri haline gelebileceği ifade edildi.

Analizde, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin İsrail açısından önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yaklaşıma, İran savaşı ve ABD-İsrail stratejik ilişkisine ilişkin görüşlerin değiştiğine işaret edilen makalede, Kongre'deki yeni siyasi dengenin Washington'ın İsrail politikasına yansıyabileceği ifade edildi.

Analizde ayrıca, Demokrat Parti içinde ABD'nin İsrail'e askeri yardımının azaltılması, yardımların belirli siyasi koşullara bağlanması ve iki ülke arasındaki özel ilişkinin yeniden değerlendirilmesi yönündeki çağrıların giderek daha fazla destek bulduğu belirtildi. Daha önce parti içinde sınırlı bir kesim tarafından savunulan bu görüşlerin artık daha görünür hale geldiğine işaret edildi.

Analizde, seçim sonuçlarının İsrail açısından en önemli uzun vadeli etkilerinden birinin 2028 ABD başkanlık seçimleri olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiği belirtilen makalede, bu değişimin 2028 başkanlık yarışı öncesinde ABD'nin Orta Doğu politikasına ilişkin tartışmaları şekillendirebileceği kaydedildi.

Özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımına ve İsrail'in ABD siyasetindeki etkisine karşı yüksek sesle itiraz eden Zohran Mamdani ve Abdul El-Sayed gibi isimlerin siyasi başarılarının diğer Demokrat adaylara örnek olabileceği kaydedilen analizde, 2028 başkan adaylarının geçmiş seçim dönemlerine kıyasla İsrail konusunda daha eleştirel bir tutum benimseyebileceği değerlendirildi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
Haberler ›

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail Merkez Seçim Komitesi, 27 Ekim'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin resmi sonuçlarını onayladı.

Komiteden yapılan açıklamada, 26'ncı İsrail Meclisi seçim sonuçlarının onaylanmasına ilişkin oylamada 15 üyenin lehte, 14 üyenin çekimser, 2 üyenin ise aleyhte oy kullandığı bildirildi.

İsrail Merkez Seçim Komitesinin onayıyla resmileşen sonuçlara göre 120 sandalyeli İsrail Meclisinde, Likud Partisi lideri Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloğunun 53, Yashar Partisi lideri eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloğunun 48 milletvekiline ulaştığı kesinleşti.

Seçimlerden büyük başarıyla çıkan İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste ve Raam Partileri, İsrail Meclisinde 19 milletvekiliyle temsil edilecek.

Kesinleşmiş sonuçlara göre milletvekili dağılımı şu şekilde olacak:

Likud 27, Yashar 21, Birlikte Listesi 12, Ortak Liste 11, Demokratlar 8, Raam 8, İsrail Evimiz 7, Yahudi Gücü 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 7, Şas 6 ve Dini Siyonizm 6.

Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Solhberg, "Siyasi çalkantılar, sürprizler ve şiddetli anlaşmazlıklar, seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiği şeklindeki temel mutabakatı hiçbir zaman sarsmamıştır." ifadeleriyle seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Solhberg'in resmi sonuçları kısa süre sonra İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a sunacak ve Herzog partilerle koalisyon kurulması yetki vermeden önce için istişare toplantılarına başlayaca

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
Haberler ›

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Inter forması giyen Yann Aurel Bisseck, Şampiyonlar Ligi'nde attığı şık golle dikkatleri üzerine çekti.

Yann Aurel Bisseck, gol sevinciyle eleştirmenleri sustururken attığı golle de Jürgen Klopp'a güçlü bir adaylık mesajı verdi.

Yann Aurel Bisseck, ceza sahası yakınlarında aldığı pasın ardından bir forvet gibi kendi etrafında döndü ve topu şık bir vuruşla uzak köşeye gönderdi. Tıpkı Michael Olise'nin Bayern Münih'te yapmayı çok sevdiği gibi.

Ancak Inter Milan'ın savunmacısı, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünün kariyerinin en güzel golü olmadığını söyledi. Bisseck'e göre bu gol daha çok "ilk 7" arasına girerdi.

Buna karşılık, İtalya şampiyonunun Feyenoord Rotterdam deplasmanında aldığı 3-0'lık (2-0) galibiyetin 8. dakikasında gelen 1-0'lık gol çok daha önemliydi. Şehirdeki rakibi AC Milan'a karşı oynadığı "Derby della Madonnina"da aldığı 3-1'lik yenilginin ardından Nerazzurri mutlaka bir reaksiyon göstermek istiyordu. Bunu, gol sevincinde işaret parmağını ağzına götüren Bisseck'in de katkısıyla başardı.

"Doğru cevap bu. Acı bir yenilginin ardından böyle bir reaksiyon göstermek güzel. Asla kaybetmek istemiyoruz ama bazen oluyor. Bugün iyi iş çıkardık. İnsanların ne söylediği önemli değil" diyen Bisseck, Inter ile gelecek maçta VfB Stuttgart'ı ağırlayacak (25 Kasım).

Köln doğumlu oyuncu, performansıyla perşembe günü teknik direktör Jürgen Klopp tarafından yaklaşan Uluslar Ligi maçları için millî takıma çağrılmak adına da güçlü bir adaylık ortaya koydu. Eylül sonunda Yunanistan'a karşı Klopp yönetiminde millî takımdaki ilk 11 deneyimini yaşamış ve moral bozucu 1-0'lık yenilgide iyi performans gösteren az sayıdaki oyuncudan biri olmuştu.

O dönemde "Kendime yükleyeceğim pek bir şey yok ama bence bir maçı kaybettiğinizde kendi performansınız o kadar önemli olmuyor" demişti. Uzun boylu savunmacı, yeni millî takım teknik direktörü Jürgen Klopp'un iç sahadaki ilk maçında öne çıkan az sayıdaki isimden biriydi. 25 yaşındaki oyuncu, millî takımdaki henüz ikinci maçında kusursuz bir performans sergilemiş, ikili mücadelelerde son derece sağlam ve hava toplarında etkili görünmüştü.

Bisseck alçakgönüllülükle "Sanırım fena değildi" demişti. "Takıma yardım etmek için elimden gelen her şeyi yaptım" diye eklemişti. Ancak bu, "yeterli olmamıştı".

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
Haberler ›

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Aston Villa'dan Al Hilal'e transfer olan Ollie Watkins'in eşi Ellie, bölgedeki gerginlikler nedeniyle çocuklarıyla birlikte Birleşik Krallık'a döndü.

İngiliz forvet Ollie Watkins'in eşi Ellie, Arap bölgesinde son dönemde yaşanan güvenlik durumu ve gerginlikler nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrılıp Birleşik Krallık'a dönme kararı aldı.

Bu gelişme, İngiliz oyuncunun Aston Villa'dan 60 milyon sterlinlik bir transferle Suudi ekibi Al Hilal'e geçmesinden yalnızca birkaç ay sonra geldi.

Watkins'in eşi, " Marca " gazetesinin aktardığına göre şunları söyledi: "Bazı gelişmeler oldu, ben Birleşik Krallık'a döndüm ve bir süre burada kalmayı umuyorum. Bunun tam olarak ne kadar süreceğini bilmiyorum, ancak Suudi Arabistan'daki çatışmalar ve mevcut durum göz önüne alındığında, işler yatışana kadar burada kalmaya karar verdik."

Ve ekledi: "Yeniden bir araya gelebilene kadar çocuklarıma bir nebze normal bir hayat garanti etmek için bu adımı atmam gerektiğini hissettim."

Öte yandan Watkins, eşi ve çocuklarının önümüzdeki dönemde kendisinden uzak olmasına rağmen Al Hilal'deki kariyerine devam edecek. Oyuncu, yolculuğunu tamamlamak için Suudi Arabistan'da kalacak; kendisinin yıllık 24 milyon sterlinlik bir maaş aldığını da belirtelim.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →