Ctrl + K
Haberler ›

Küresel piyasaların radarında ABD'deki ara seçimler var

Küresel piyasaların radarında ABD'deki ara seçimler var
📷 Fotoğraf: Bloomberg HT Basın Arşivi

ABD'de 3 Kasım'da gerçekleşecek Kongre ara seçimlerinden çıkacak sonucun gelecek hafta piyasalar üzerinde etkili olması öngörülüyor.

Küresel piyasalar , ABD 'li teknoloji şirketlerinin açıkladığı bilançolardan gelen karışık sinyallerin yapay zeka yatırımlarının karlılığa dönüşüne ilişkin soru işaretlerini artırmasıyla bu hafta karışık seyrederken gözler, ABD'deki ara seçimler ve tarım dışı istihdam verilerine çevrildi.

Teknoloji şirketlerine ilişkin gelişmeler, küresel piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Claude yapay zeka modellerinin geliştiricisi Anthropic'in, hisselerini halka arz etmek amacıyla ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) kayıt beyanı sunmasıyla hafta başında teknoloji şirketlerine ilişkin iyimserlik arttı.

Ancak daha sonra ABD'li teknoloji şirketlerinin açıkladığı bilançolardan gelen karışık sinyaller, yapay zeka yatırımlarının karlılığa dönüşüne ilişkin soru işaretlerini çoğalttı.

Bu gelişmeyle küresel piyasalarda karışık seyir izlendi.

Piyasaların odağında bu hafta ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı bulunuyordu.

Fed, politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,75-4 aralığında sabit tuttu. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, gelecek sonbahardan itibaren toplantı takviminde değişikliğe gitmeye karar verdiklerini belirterek, gelecek yıl yapılacak 8 toplantıdan 1'inin genel para politikası stratejisine odaklanacağını ve bu toplantıda faiz kararına ilişkin oylama yapılması veya politika açıklaması yayımlanmasının öngörülmediğini ifade etti.

Fed Başkanı Warsh, gelecek döneme ilişkin yönlendirme yapmaktan kaçındı. ABD'lilerin yaklaşık 6 yıldır Fed'in hedefinin üzerinde seyreden enflasyonla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Warsh, "Enflasyonu düşürmek, bizim sorumluluğumuz." dedi.

Öte yandan ABD'de açıklanan makroekonomik veriler de bu hafta yakından takip edildi. ABD ekonomisi, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,4 ile beklentilerin üzerinde büyüdü. Fed'in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği, gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi ise eylülde aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,1 ile beklentilere paralel arttı.

Açıklanan verilerin ardından ABD'de enflasyonist riskler hala gücünü korurken Fed'in aralıkta faiz artışı ihtimali yükseldi.

Teknoloji şirketlerine ilişkin endişelerle yatırımcıların güvenli liman varlıklara yönelmesiyle haftalık bazda ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, 7 baz puan azalışla yüzde 4,93'e geriledi.

Dolar endeksi ise haftayı yatay seyirle 101,9 seviyesinde tamamladı.

Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere ilişkin belirsizliklerle aralık vadeli Brent petrolün varil fiyatı, bu hafta yüzde 0,5 artışla 117,6 dolara çıktı.

Fed’in aralık ayında faiz artırımına gideceğine ilişkin beklentilerin güçlenmesiyle altının onsu, haftayı yüzde 3 azalışla 3 bin 876 dolardan tamamladı. Altının onsu, 3 bin 870,3 dolarla bir yılın en düşük seviyesini de gördü.

ABD'de gelecek hafta açıklanacak tarım dışı istihdam verisinin piyasaların yönü üzerinde belirleyici olması ve Fed'in para politikasına ilişkin beklentileri etkilemesi bekleniyor.

ABD’de 3 Kasım’da gerçekleşecek Kongre ara seçimlerinden çıkacak sonucun da piyasalar üzerinde etkili olması öngörülüyor.

New York borsası, şirketlerin yapay zeka altyapı harcamalarına yönelik endişelerle haftayı negatif tamamladı.

Google'ın çatı kuruluşu Alphabet'in karı, üçüncü çeyrekte yüzde 25 düştü ve piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.

Intel'in net karı, yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 18 azalış gösterdi. Amazon'un net satışları, bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarken net karı yüzde 2,4 azaldı.

Haftalık bazda Alphabet'in hisseleri yüzde 12, Intel'in hisseleri yüzde 20,4, Amazon'un hisseleri yüzde 6,6 değer kaybetti.

Bu gelişmelerle, haftalık bazda Dow Jones endeksi yüzde 0,85, S&P 500 endeksi yüzde 0,57 ve Nasdaq endeksi yüzde 2 geriledi.

Gelecek hafta pazartesi ISM imalat sanayi PMI, salı JOLTS açık iş sayısı, fabrika siparişleri, çarşamba dış ticaret dengesi, ISM hizmet sektörü PMI, perşembe haftalık işsizlik maaşı başvuruları, cuma tarım dışı istihdam ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi açıklanacak.

Avrupa borsaları, şirket bilançolarının genel olarak iyi gelmesinin etkisiyle pozitif seyretti.

Avrupa Merkez Bankası (AMB), Orta Doğu'daki gerilimin tetiklediği enerji krizi ve yükselen fiyat baskılarına rağmen 3 temel politika faizini beklentiler doğrultusunda sabit tuttu.

AMB Başkanı Christine Lagarde, Euro Bölgesi’ndeki artan enflasyon risklerine dikkati çekerek aralık ayında yeni faiz artışının masada olduğunun sinyalini verdi. Öte yandan AMB’den yapılan açıklamada normal şartlarda görev süresi Ekim 2027'de dolacak Lagarde'ın, 7 Şubat 2027 itibarıyla görevini bırakacağı duyuruldu.

Makroekonomik veri tarafında Almanya ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde önceki çeyreğe göre yüzde 0,2, yıllık bazda yüzde 1,3 ile beklentilerin üzerinde büyüdü.

Euro Bölgesi de yılın 3. çeyreğinde yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 1,3 büyüyerek beklentileri aştı. Bölge ekonomisi, 2. çeyrekte yüzde 0,6 büyüme kaydetti. Bununla birlikte Euro Bölgesi ekonomisinin önceki çeyreğe göre yavaşlaması, bölgede ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerin devam etmesine neden oldu.

Söz konusu gelişmelerle Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 2,40, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 2,53 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 1,94, İngiltere'de FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,37 arttı.

Gelecek hafta Euro Bölgesi'nde, Almanya'da ve İngiltere'de imalat sanayi PMI, çarşamba Euro Bölgesi'nde enflasyon, Euro Bölgesi'nde, Almanya'da ve İngiltere'de hizmet sektörü PMI, perşembe İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı, cuma Euro Bölgesi'nde perakende satışlar takip edilecek.

BoE'nin enerji maliyetlerinden kaynaklı artan enflasyonist baskılardan dolayı politika faizini 25 baz puan artırması bekleniyor.

Asya borsaları, bölgedeki teknoloji hisselerindeki yükselişlerin etkisiyle Çin hariç pozitif seyretti.

Asya'da bu hafta Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz kararı piyasaların odağındaydı.

Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 1,25’te sabit tuttu. Politika faizi, 1995’ten bu yana en yüksek seviye olmayı sürdürüyor. Banka, faiz kararını 8’e karşı 1 oyla aldı. BoJ üyesi Hajime Takata, oyunu faiz artırımı yönünde kullandı.

Banka, 2013'te yüzde 2 enflasyon hedefini benimsemesinden bu yana ilk kez fiyat artışlarının genel olarak hedefle uyumlu olduğunu açıkladı. Öte yandan Japonya'da ekim ayına ilişkin Tokyo TÜFE, yüzde 2,8 ile beklentilerin üzerinde arttı. Söz konusu veri, bankaya ilişkin faiz artırım beklentilerini güçlendirdi.

Bu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,95, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 3,25, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,87 değer kazanırken Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,48 kaybetti.

Pazartesi Çin'de imalat sanayi PMI, çarşamba Çin'de hizmet sektörü PMI takip edilecek.

Yurt içinde ise satış ağırlıklı seyreden Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftalık bazda yüzde 3,22 düşüşle 10.759,56 puandan kapandı.

Dolar/TL de haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,5 üzerinde 49,9363'ten tamamladı.

Öte yandan olağanüstü tasfiyeye konu 7 fondaki 235 bin 705 yatırımcıya Cuma günü itibarıyla 29,3 milyar lira ara ödeme yapılmaya başlandı.

Gelecek hafta salı Ekim enflasyon verisi takip edilecek. Bloomberg HT anketine katılan 16 kurumun medyan beklentisi enflasyonun hafif artarak aylık yüzde 2,42, yıllık yüzde 29,59 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde. Eylül ayında enflasyon aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 olmuştu.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
Haberler ›

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail basınındaki analizde, ABD'deki Kongre güç değişimlerinin İran politikası ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri etkileyebileceği vurgulandı.

Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan "ABD'de Demokratik tsunami: Cumhuriyetçilerin yenilgisinden sonra İsrail'in karşı karşıya olduğu üç büyük zorluk" başlıklı analiz haberinde, seçim sonuçlarının İsrail'e muhtemel etkileri ele alındı.

ABD ara seçim sonuçlarının Washington yönetiminin İran politikasından ABD-İsrail ilişkilerine kadar birçok alanda etkili olabileceği ve İsrail-ABD ilişkisini yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekilen makalede, "Bu yenilgi, Demokrat Parti içinde İsrail, İran'la savaş ve Tel Aviv ile Washington arasındaki stratejik ilişki konusunda geniş kapsamlı değişimlerin yaşandığı bir dönemde geldi." ifadelerine yer verildi.

Makalede, seçim sonuçlarının özellikle ABD Başkanı Trump'ın İran politikasını, Kongre'deki güç dengelerini ve 2028 başkanlık seçimlerini etkileyebilecek üç önemli gelişmeyi beraberinde getirdiği ifade edildi.

Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiğine dikkati çekilen makalede, bu değişimin Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkilerin geleceği açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Analizde, İran'la yaşanan savaşın Cumhuriyetçi Parti açısından seçim sürecinde önemli bir siyasi maliyet oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.

Cumhuriyetçilere yakın medya kuruluşu Fox News'in yorumcularının dahi seçim sonuçlarının "savaş olmasaydı çok daha farklı olabileceğini" dile getirdiği aktarılan makalede, Trump'ın da İran meselesinin seçim yenilgisinde etkili olduğunu "İran'ın kayıpta payı vardı" diyerek kabul ettiği belirtildi.

Sandık çıkışı anketlerinde katılımcıların yüzde 62'sinin İran savaşına karşı olduğunu bildirdiği aktarılan analiz haberde, "Trump'a verilen siyasi mesaj açık: Amerikan halkı Orta Doğu'da uzun sürecek bir savaşa daha pek sıcak bakmıyor. Peki Başkan bu mesajı politikaya nasıl yansıtacak?" sorusu soruldu.

Analizde, Trump yönetiminin önünde iki muhtemel senaryonun bulunduğu ifade edildi. İlk senaryoya göre Trump, diplomatik girişimleri yoğunlaştırarak Tahran'la müzakerelerde taviz verebilir ve muhtemel bir anlaşmayı ABD'yi çatışmadan çıkaran "diplomatik bir başarı" olarak sunabilir.

İkinci senaryonun ise savaşın "kısa süreli ancak etkili" bir operasyonla sona erdirilmesini içerebileceği ve böyle bir adımın Trump'a "zafer" ilan etme, ABD'nin "hedeflerine ulaştığını" açıklama ve ülkesinin bölgedeki askeri varlığını hızla azaltma imkanı sağlayabileceği değerlendirildi.

Buna karşılık her iki senaryoda da İsrail'in çıkarlarının Beyaz Saray'ın öncelikleriyle örtüşmeyebileceğine dikkat çekilen analizde, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerde başlıca gerilim kaynaklarından biri haline gelebileceği ifade edildi.

Analizde, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin İsrail açısından önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yaklaşıma, İran savaşı ve ABD-İsrail stratejik ilişkisine ilişkin görüşlerin değiştiğine işaret edilen makalede, Kongre'deki yeni siyasi dengenin Washington'ın İsrail politikasına yansıyabileceği ifade edildi.

Analizde ayrıca, Demokrat Parti içinde ABD'nin İsrail'e askeri yardımının azaltılması, yardımların belirli siyasi koşullara bağlanması ve iki ülke arasındaki özel ilişkinin yeniden değerlendirilmesi yönündeki çağrıların giderek daha fazla destek bulduğu belirtildi. Daha önce parti içinde sınırlı bir kesim tarafından savunulan bu görüşlerin artık daha görünür hale geldiğine işaret edildi.

Analizde, seçim sonuçlarının İsrail açısından en önemli uzun vadeli etkilerinden birinin 2028 ABD başkanlık seçimleri olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiği belirtilen makalede, bu değişimin 2028 başkanlık yarışı öncesinde ABD'nin Orta Doğu politikasına ilişkin tartışmaları şekillendirebileceği kaydedildi.

Özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımına ve İsrail'in ABD siyasetindeki etkisine karşı yüksek sesle itiraz eden Zohran Mamdani ve Abdul El-Sayed gibi isimlerin siyasi başarılarının diğer Demokrat adaylara örnek olabileceği kaydedilen analizde, 2028 başkan adaylarının geçmiş seçim dönemlerine kıyasla İsrail konusunda daha eleştirel bir tutum benimseyebileceği değerlendirildi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
Haberler ›

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail Merkez Seçim Komitesi, 27 Ekim'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin resmi sonuçlarını onayladı.

Komiteden yapılan açıklamada, 26'ncı İsrail Meclisi seçim sonuçlarının onaylanmasına ilişkin oylamada 15 üyenin lehte, 14 üyenin çekimser, 2 üyenin ise aleyhte oy kullandığı bildirildi.

İsrail Merkez Seçim Komitesinin onayıyla resmileşen sonuçlara göre 120 sandalyeli İsrail Meclisinde, Likud Partisi lideri Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloğunun 53, Yashar Partisi lideri eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloğunun 48 milletvekiline ulaştığı kesinleşti.

Seçimlerden büyük başarıyla çıkan İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste ve Raam Partileri, İsrail Meclisinde 19 milletvekiliyle temsil edilecek.

Kesinleşmiş sonuçlara göre milletvekili dağılımı şu şekilde olacak:

Likud 27, Yashar 21, Birlikte Listesi 12, Ortak Liste 11, Demokratlar 8, Raam 8, İsrail Evimiz 7, Yahudi Gücü 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 7, Şas 6 ve Dini Siyonizm 6.

Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Solhberg, "Siyasi çalkantılar, sürprizler ve şiddetli anlaşmazlıklar, seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiği şeklindeki temel mutabakatı hiçbir zaman sarsmamıştır." ifadeleriyle seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Solhberg'in resmi sonuçları kısa süre sonra İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a sunacak ve Herzog partilerle koalisyon kurulması yetki vermeden önce için istişare toplantılarına başlayaca

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
Haberler ›

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Inter forması giyen Yann Aurel Bisseck, Şampiyonlar Ligi'nde attığı şık golle dikkatleri üzerine çekti.

Yann Aurel Bisseck, gol sevinciyle eleştirmenleri sustururken attığı golle de Jürgen Klopp'a güçlü bir adaylık mesajı verdi.

Yann Aurel Bisseck, ceza sahası yakınlarında aldığı pasın ardından bir forvet gibi kendi etrafında döndü ve topu şık bir vuruşla uzak köşeye gönderdi. Tıpkı Michael Olise'nin Bayern Münih'te yapmayı çok sevdiği gibi.

Ancak Inter Milan'ın savunmacısı, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünün kariyerinin en güzel golü olmadığını söyledi. Bisseck'e göre bu gol daha çok "ilk 7" arasına girerdi.

Buna karşılık, İtalya şampiyonunun Feyenoord Rotterdam deplasmanında aldığı 3-0'lık (2-0) galibiyetin 8. dakikasında gelen 1-0'lık gol çok daha önemliydi. Şehirdeki rakibi AC Milan'a karşı oynadığı "Derby della Madonnina"da aldığı 3-1'lik yenilginin ardından Nerazzurri mutlaka bir reaksiyon göstermek istiyordu. Bunu, gol sevincinde işaret parmağını ağzına götüren Bisseck'in de katkısıyla başardı.

"Doğru cevap bu. Acı bir yenilginin ardından böyle bir reaksiyon göstermek güzel. Asla kaybetmek istemiyoruz ama bazen oluyor. Bugün iyi iş çıkardık. İnsanların ne söylediği önemli değil" diyen Bisseck, Inter ile gelecek maçta VfB Stuttgart'ı ağırlayacak (25 Kasım).

Köln doğumlu oyuncu, performansıyla perşembe günü teknik direktör Jürgen Klopp tarafından yaklaşan Uluslar Ligi maçları için millî takıma çağrılmak adına da güçlü bir adaylık ortaya koydu. Eylül sonunda Yunanistan'a karşı Klopp yönetiminde millî takımdaki ilk 11 deneyimini yaşamış ve moral bozucu 1-0'lık yenilgide iyi performans gösteren az sayıdaki oyuncudan biri olmuştu.

O dönemde "Kendime yükleyeceğim pek bir şey yok ama bence bir maçı kaybettiğinizde kendi performansınız o kadar önemli olmuyor" demişti. Uzun boylu savunmacı, yeni millî takım teknik direktörü Jürgen Klopp'un iç sahadaki ilk maçında öne çıkan az sayıdaki isimden biriydi. 25 yaşındaki oyuncu, millî takımdaki henüz ikinci maçında kusursuz bir performans sergilemiş, ikili mücadelelerde son derece sağlam ve hava toplarında etkili görünmüştü.

Bisseck alçakgönüllülükle "Sanırım fena değildi" demişti. "Takıma yardım etmek için elimden gelen her şeyi yaptım" diye eklemişti. Ancak bu, "yeterli olmamıştı".

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
Haberler ›

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Aston Villa'dan Al Hilal'e transfer olan Ollie Watkins'in eşi Ellie, bölgedeki gerginlikler nedeniyle çocuklarıyla birlikte Birleşik Krallık'a döndü.

İngiliz forvet Ollie Watkins'in eşi Ellie, Arap bölgesinde son dönemde yaşanan güvenlik durumu ve gerginlikler nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrılıp Birleşik Krallık'a dönme kararı aldı.

Bu gelişme, İngiliz oyuncunun Aston Villa'dan 60 milyon sterlinlik bir transferle Suudi ekibi Al Hilal'e geçmesinden yalnızca birkaç ay sonra geldi.

Watkins'in eşi, " Marca " gazetesinin aktardığına göre şunları söyledi: "Bazı gelişmeler oldu, ben Birleşik Krallık'a döndüm ve bir süre burada kalmayı umuyorum. Bunun tam olarak ne kadar süreceğini bilmiyorum, ancak Suudi Arabistan'daki çatışmalar ve mevcut durum göz önüne alındığında, işler yatışana kadar burada kalmaya karar verdik."

Ve ekledi: "Yeniden bir araya gelebilene kadar çocuklarıma bir nebze normal bir hayat garanti etmek için bu adımı atmam gerektiğini hissettim."

Öte yandan Watkins, eşi ve çocuklarının önümüzdeki dönemde kendisinden uzak olmasına rağmen Al Hilal'deki kariyerine devam edecek. Oyuncu, yolculuğunu tamamlamak için Suudi Arabistan'da kalacak; kendisinin yıllık 24 milyon sterlinlik bir maaş aldığını da belirtelim.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →