Ctrl + K
Haberler ›

Cevdet Yılmaz'dan İSEDAK'ta Ticaret ve Enerji Güvenliği Vurgusu

Cevdet Yılmaz'dan İSEDAK'ta Ticaret ve Enerji Güvenliği Vurgusu
📷 Fotoğraf: Bloomberg HT Basın Arşivi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İSEDAK 42. Bakanlar Toplantısı'nda tarife indirimlerinin ötesine geçilerek kapsamlı ticaret zeminleri oluşturulması çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz , "İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan savaşlar neticesinde, dünya enerji fiyatlarının ekonomilerimiz üzerinde oluşturduğu baskıya şahitlik ediyoruz. Bu durum, bilhassa enerji güvenliğinin sağlanmasında kaynak ve güzergah çeşitlendirmesinin ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur" dedi.

Yılmaz, İstanbul Kongre Merkezi Üsküdar Salonu'nda düzenlenen, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi ( İSEDAK ) 42. Bakanlar Toplantısı'nın açılış oturumuna katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, İSEDAK'ın, 57 üyesi, 2,1 milyarı aşan nüfusu ve 10 trilyon dolara yaklaşan GSYH'sı ile küresel düzeyde en önemli işbirliği platformlarından olan İİT'nin önemli bir sütununu oluşturduğunu belirtti.

Dünya enerji fiyatlarının ekonomiler üzerindeki baskıyı hissettiklerini dile getiren Yılmaz, geçen yıl alınan karara binaen Sistemin daha etkin uygulanması ve kapsamının genişletilmesi için Ticaret Müzakereleri Komitesi bünyesinde yürütülen çalışmaları memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Yılmaz, "Bu noktada tarife indirimleriyle yetinmeyip, gümrük işlemlerinin kolaylaştırıldığı, dijital ticaretin desteklendiği, hizmetler ticaretinin ve yatırımların önünün açıldığı daha kapsamlı bir ticaret zeminine odaklanmalıyız" dedi.

Suriye'de 8 Aralık Devrimiyle başlayan yeni dönemde ülkenin birlik ve bütünlüğünün teminine yönelik atılan adımları memnuniyetle müşahede ettiklerini belirten Yılmaz, "Suriye halkının barış, huzur ve refah içerisinde yaşayacağı parlak geleceğinin inşasını güçlü biçimde destekliyoruz. Bu minvalde, geçtiğimiz toplantımızda ilan ettiğimiz İSEDAK Suriye Programı kapsamında helal standartlar, ticaret, mesleki eğitim ile planlama ve strateji yönetimi alanlarında projelere başlandı." değerlendirmesinde bulundu.

"Önümüzdeki yılda da bu program kapsamında Suriyeli kardeşlerimize proje desteklerini sürdürmeye kararlıyız. İsrail'in kışkırtmalarıyla İran'a yönelik saldırılar ve özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim günümüzde hem bölgemizin istikrarı ve refahını hem de küresel refahı tehdit etmeye devam ediyor. Burada da çözümün anahtarı bellidir. Diplomasi ve diyalogdan asla vazgeçilmemelidir.

Türkiye olarak arabulucuların çabalarını destekliyor, müzakere yoluyla çözüm için en üst düzeyde katkımızı sunuyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinin de bu meselenin suhuletle çözümlenmesine güçlü destek vermeleri gerektiğine inanıyoruz.

Yemen'de ise Husilerin sivillere ve sivil altyapılara yönelik saldırıları hiçbir gerekçeyle kabul edilemez. Müttefikimiz kardeş Suudi Arabistan'a bu konuda destek vermeye devam edeceğiz. Kızıldeniz'de ve Babülmendep Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin temini amacıyla uluslararası ortaklarımızla yakın işbirliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Dost ve kardeş Azerbaycan ile Ermenistan arasında süren barış ve normalleşme süreci başta olmak üzere, Kafkaslar'da istikrarı ve Orta Koridorun işlevini artırma yönündeki çabaları güçlü şekilde destekliyoruz. Afrika kıtasıyla ilişkilerimiz, Türk dış politikasının önemli sütunlarından biri olmayı sürdürüyor."

Yılmaz, iklim değişikliği, jeopolitik gerilimler ve çatışmaların tehdit ettiği küresel gıda güvenliğinin dünyada 260 milyonu aşkın insanı ileri düzeyde açlığa mahkum ettiğini vurgulayarak, "Adil ve sürdürülebilir küresel gıda mimarisine katkılarımızın bir yansıması olarak, ülkemizin en uzun süre Tarım Bakanlığı görevini deruhte etmiş olan Sayın Mehdi Eker, BM Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterilmiştir.

Sayın Eker'in İİT ülkelerinin ortak adayı olarak değerlendirilmesinin hepimizin ortak sorumluluğu olduğunun altını çizerek, İslami dayanışma ruhuyla bu çağrımıza teveccühünüze güveniyorum" diye konuştu.

Dünya ekonomisinin son yıllarda art arda gelen krizlerin gölgesinde, korumacı bir düzene dönüştüğüne işaret eden Yılmaz, büyümenin 2026'da yüzde 3 olarak geçmiş ortalamaların altında seyretmesinin beklendiğini, ticaretin ise tarihsel ortalamanın altında yüzde 3 dolayında olmasının öngörüldüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan savaşlar neticesinde, dünya enerji fiyatlarının ekonomilerimiz üzerinde oluşturduğu baskıya şahitlik ediyoruz. Bu durum, bilhassa enerji güvenliğinin sağlanmasında kaynak ve güzergah çeşitlendirmesinin ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak birçok ülke, kritik alanlardaki dışa bağımlılığı azaltmayı ve yerli üretim kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde, atacağımız en önemli adımlardan biri de İslam ülkeleri olarak aramızdaki ticareti güçlendirmek olmalıdır. Bu amaçla 2022 yılında uygulamaya koyduğumuz İslam Ülkeleri Tercihli Ticaret Sistemi, elimizdeki önemli araçlardan biri olmayı sürdürüyor.

Geçtiğimiz yıl aldığımız karara binaen Sistemin daha etkin uygulanması ve kapsamının genişletilmesi için Ticaret Müzakereleri Komitesi bünyesinde yürütülen çalışmaları memnuniyetle karşılıyorum. Bu noktada tarife indirimleriyle yetinmeyip, gümrük işlemlerinin kolaylaştırıldığı, dijital ticaretin desteklendiği, hizmetler ticaretinin ve yatırımların önünün açıldığı daha kapsamlı bir ticaret zeminine odaklanmalıyız.

Bu vesileyle Tercihli Ticaret Sistemine henüz taraf olmayan ülkeleri gerekli adımları süratle atmaya, taraf ülkelerimizi ise uygulamadaki pürüzleri gidermeye aktif katkı sağlamaya davet ediyorum. Bu bağlamda Ticaret Müzakereleri Komitesi nezdinde devam eden görüşmelerin somutlaşarak genişlemeye dair iradenin hayata geçirilmesinin öneminin altını çizmek istiyorum."

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimde karşılaştıkları güçlüklerin, İİT ülkeleri arasındaki büyük potansiyelin tam olarak değerlendirilmesine engel teşkil ettiğini anlatan Yılmaz, "Özellikle KOBİ'lerin teminat yetersizliği, yüksek finansman maliyetleri ve bilgi eksikliği nedeniyle dış ticaret imkanlarından faydalanmaları için bankalarımız, ihracat kredi kuruluşlarımız, kalkınma finansmanı kurullarımız ve ilgili İİT kuruluşlarımız arasında daha güçlü işbirliği tesisine ihtiyaç vardır.

Bakanlarımızın bugün yapacakları istişarelerde ticaret finansmanını daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirmeye yönelik kararlar almaları mühimdir. Ayrıca, işletmelerimiz arasında dijitalleşme, finansmana erişim ve işbirliği ağları kurduğumuz İSEDAK KOBİ Programına henüz dahil olmamış ülkelerimizi bu programa katılmaya bir kez daha davet ediyorum." değerlendirmesini yaptı.

Yılmaz, ticaretin önündeki bir başka önemli meselenin, helal ürün ve hizmetlere ilişkin belgelerin karşılıklı tanınması olduğunun altını çizerek, bu kapsamda, 2023 yılında temelleri atılan Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumunun daha fazla vakit kaybetmeden faaliyete geçmesi için ülkelerin gerekli desteği sağlayacağına inandığını dile getirdi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi'nden iş dünyası ve meslek kuruluşlarının daha fazla istifade etmelerinde fayda gördüğünü vurgulayan Yılmaz, "Diğer taraftan B57artı, özel sektörün potansiyelini daha üst noktada değerlendirme vizyonu ile önemli bir platform olmuştur. Kamunun yanı sıra özel sektörlerimiz arasındaki diyaloğu artıran, ortak proje ve yatırımların geliştirilmesine zemin hazırlayan bu platformun İİT içindeki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum" sözlerini sarf etti.

"Bu Çalışma Gruplarınca getirilen önerilerin hayata geçirilmesine destek olmak için 31 projeye destek sağlıyoruz. Programın uygulanmaya başladığı 2013 yılından bugüne destek sağladığımız toplam proje sayısı 209'a ulaştı. İklim değişikliğiyle mücadelede verilen taahhütleri de artık kararlı ve somut adımlara dönüştürmenin vakti gelmiştir. Türkiye olarak, iklim değişikliğinin Akdeniz Havzası ve İslam İşbirliği Teşkilatı coğrafyası dahil kırılgan bölgeler üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede en ön safta olmaya gayret gösteriyoruz.

Başkanlığını üstleneceğimiz COP31'i, iklim adaleti, sürdürülebilir kalkınma, yoksullukla mücadele ve insan odaklı dönüşüm anlayışıyla planlamış durumdayız. 11-12 Kasım'da Antalya'daki COP31 Liderler Zirvesi'ne de İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerinden en üst düzeyde katılım beklediğimizi bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Geniş coğrafyamız, genç nüfusumuz, doğal kaynaklarımız, üretim kabiliyetimiz ve girişimci insan kaynağımız, ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmek için çok önemli imkanlar sunuyor. Ticaretin önündeki engelleri azaltarak, yatırımlarımızı artırıp çeşitlendirerek ve ortak projeleri çoğaltarak bu imkanları değerlendirmeliyiz."

Yılmaz, konuşmasının sonunda 42'nci İSEDAK Bakanlar Toplantısı'nın hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açılış oturumu öncesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri İsmail Vild eş-Şeyh Ahmed ile program alanındaki İSEDAK Proje Sergisi'ni gezerek, çeşitli ülkelerde İSEDAK tarafından desteklenen projelere ilişkin bilgi aldı.

Sergide, Gazze'de yakınlarını kaybeden Filistinli üç kardeşin hazırladığı seramik eseri teslim alan Yılmaz, çocuklarla bir süre sohbet etti.

Yılmaz, daha sonra toplantıya katılan ülkelerin temsilcileriyle aile fotoğrafı çektirdi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
Haberler ›

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir

İsrail Basını: ABD Seçim Sonuçları Tel Aviv-Washington İlişkilerini Yeniden Şekillendirebilir
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail basınındaki analizde, ABD'deki Kongre güç değişimlerinin İran politikası ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri etkileyebileceği vurgulandı.

Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan "ABD'de Demokratik tsunami: Cumhuriyetçilerin yenilgisinden sonra İsrail'in karşı karşıya olduğu üç büyük zorluk" başlıklı analiz haberinde, seçim sonuçlarının İsrail'e muhtemel etkileri ele alındı.

ABD ara seçim sonuçlarının Washington yönetiminin İran politikasından ABD-İsrail ilişkilerine kadar birçok alanda etkili olabileceği ve İsrail-ABD ilişkisini yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekilen makalede, "Bu yenilgi, Demokrat Parti içinde İsrail, İran'la savaş ve Tel Aviv ile Washington arasındaki stratejik ilişki konusunda geniş kapsamlı değişimlerin yaşandığı bir dönemde geldi." ifadelerine yer verildi.

Makalede, seçim sonuçlarının özellikle ABD Başkanı Trump'ın İran politikasını, Kongre'deki güç dengelerini ve 2028 başkanlık seçimlerini etkileyebilecek üç önemli gelişmeyi beraberinde getirdiği ifade edildi.

Demokrat Parti içinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiğine dikkati çekilen makalede, bu değişimin Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkilerin geleceği açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Analizde, İran'la yaşanan savaşın Cumhuriyetçi Parti açısından seçim sürecinde önemli bir siyasi maliyet oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.

Cumhuriyetçilere yakın medya kuruluşu Fox News'in yorumcularının dahi seçim sonuçlarının "savaş olmasaydı çok daha farklı olabileceğini" dile getirdiği aktarılan makalede, Trump'ın da İran meselesinin seçim yenilgisinde etkili olduğunu "İran'ın kayıpta payı vardı" diyerek kabul ettiği belirtildi.

Sandık çıkışı anketlerinde katılımcıların yüzde 62'sinin İran savaşına karşı olduğunu bildirdiği aktarılan analiz haberde, "Trump'a verilen siyasi mesaj açık: Amerikan halkı Orta Doğu'da uzun sürecek bir savaşa daha pek sıcak bakmıyor. Peki Başkan bu mesajı politikaya nasıl yansıtacak?" sorusu soruldu.

Analizde, Trump yönetiminin önünde iki muhtemel senaryonun bulunduğu ifade edildi. İlk senaryoya göre Trump, diplomatik girişimleri yoğunlaştırarak Tahran'la müzakerelerde taviz verebilir ve muhtemel bir anlaşmayı ABD'yi çatışmadan çıkaran "diplomatik bir başarı" olarak sunabilir.

İkinci senaryonun ise savaşın "kısa süreli ancak etkili" bir operasyonla sona erdirilmesini içerebileceği ve böyle bir adımın Trump'a "zafer" ilan etme, ABD'nin "hedeflerine ulaştığını" açıklama ve ülkesinin bölgedeki askeri varlığını hızla azaltma imkanı sağlayabileceği değerlendirildi.

Buna karşılık her iki senaryoda da İsrail'in çıkarlarının Beyaz Saray'ın öncelikleriyle örtüşmeyebileceğine dikkat çekilen analizde, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerde başlıca gerilim kaynaklarından biri haline gelebileceği ifade edildi.

Analizde, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin İsrail açısından önemli sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yaklaşıma, İran savaşı ve ABD-İsrail stratejik ilişkisine ilişkin görüşlerin değiştiğine işaret edilen makalede, Kongre'deki yeni siyasi dengenin Washington'ın İsrail politikasına yansıyabileceği ifade edildi.

Analizde ayrıca, Demokrat Parti içinde ABD'nin İsrail'e askeri yardımının azaltılması, yardımların belirli siyasi koşullara bağlanması ve iki ülke arasındaki özel ilişkinin yeniden değerlendirilmesi yönündeki çağrıların giderek daha fazla destek bulduğu belirtildi. Daha önce parti içinde sınırlı bir kesim tarafından savunulan bu görüşlerin artık daha görünür hale geldiğine işaret edildi.

Analizde, seçim sonuçlarının İsrail açısından en önemli uzun vadeli etkilerinden birinin 2028 ABD başkanlık seçimleri olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

Demokrat Parti içerisinde İsrail'e yönelik tutumun değiştiği belirtilen makalede, bu değişimin 2028 başkanlık yarışı öncesinde ABD'nin Orta Doğu politikasına ilişkin tartışmaları şekillendirebileceği kaydedildi.

Özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımına ve İsrail'in ABD siyasetindeki etkisine karşı yüksek sesle itiraz eden Zohran Mamdani ve Abdul El-Sayed gibi isimlerin siyasi başarılarının diğer Demokrat adaylara örnek olabileceği kaydedilen analizde, 2028 başkan adaylarının geçmiş seçim dönemlerine kıyasla İsrail konusunda daha eleştirel bir tutum benimseyebileceği değerlendirildi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
Haberler ›

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor

İsrail'de Seçim Sonuçları Resmiyet Kazandı: Koalisyon Belirsizliği Sürüyor
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

İsrail Merkez Seçim Komitesi, 27 Ekim'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin resmi sonuçlarını onayladı.

Komiteden yapılan açıklamada, 26'ncı İsrail Meclisi seçim sonuçlarının onaylanmasına ilişkin oylamada 15 üyenin lehte, 14 üyenin çekimser, 2 üyenin ise aleyhte oy kullandığı bildirildi.

İsrail Merkez Seçim Komitesinin onayıyla resmileşen sonuçlara göre 120 sandalyeli İsrail Meclisinde, Likud Partisi lideri Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloğunun 53, Yashar Partisi lideri eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloğunun 48 milletvekiline ulaştığı kesinleşti.

Seçimlerden büyük başarıyla çıkan İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste ve Raam Partileri, İsrail Meclisinde 19 milletvekiliyle temsil edilecek.

Kesinleşmiş sonuçlara göre milletvekili dağılımı şu şekilde olacak:

Likud 27, Yashar 21, Birlikte Listesi 12, Ortak Liste 11, Demokratlar 8, Raam 8, İsrail Evimiz 7, Yahudi Gücü 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 7, Şas 6 ve Dini Siyonizm 6.

Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Solhberg, "Siyasi çalkantılar, sürprizler ve şiddetli anlaşmazlıklar, seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi gerektiği şeklindeki temel mutabakatı hiçbir zaman sarsmamıştır." ifadeleriyle seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Solhberg'in resmi sonuçları kısa süre sonra İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a sunacak ve Herzog partilerle koalisyon kurulması yetki vermeden önce için istişare toplantılarına başlayaca

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
Haberler ›

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol

Inter savunmacısı Bisseck'ten Şampiyonlar Ligi'nde jeneriklik gol
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Inter forması giyen Yann Aurel Bisseck, Şampiyonlar Ligi'nde attığı şık golle dikkatleri üzerine çekti.

Yann Aurel Bisseck, gol sevinciyle eleştirmenleri sustururken attığı golle de Jürgen Klopp'a güçlü bir adaylık mesajı verdi.

Yann Aurel Bisseck, ceza sahası yakınlarında aldığı pasın ardından bir forvet gibi kendi etrafında döndü ve topu şık bir vuruşla uzak köşeye gönderdi. Tıpkı Michael Olise'nin Bayern Münih'te yapmayı çok sevdiği gibi.

Ancak Inter Milan'ın savunmacısı, Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünün kariyerinin en güzel golü olmadığını söyledi. Bisseck'e göre bu gol daha çok "ilk 7" arasına girerdi.

Buna karşılık, İtalya şampiyonunun Feyenoord Rotterdam deplasmanında aldığı 3-0'lık (2-0) galibiyetin 8. dakikasında gelen 1-0'lık gol çok daha önemliydi. Şehirdeki rakibi AC Milan'a karşı oynadığı "Derby della Madonnina"da aldığı 3-1'lik yenilginin ardından Nerazzurri mutlaka bir reaksiyon göstermek istiyordu. Bunu, gol sevincinde işaret parmağını ağzına götüren Bisseck'in de katkısıyla başardı.

"Doğru cevap bu. Acı bir yenilginin ardından böyle bir reaksiyon göstermek güzel. Asla kaybetmek istemiyoruz ama bazen oluyor. Bugün iyi iş çıkardık. İnsanların ne söylediği önemli değil" diyen Bisseck, Inter ile gelecek maçta VfB Stuttgart'ı ağırlayacak (25 Kasım).

Köln doğumlu oyuncu, performansıyla perşembe günü teknik direktör Jürgen Klopp tarafından yaklaşan Uluslar Ligi maçları için millî takıma çağrılmak adına da güçlü bir adaylık ortaya koydu. Eylül sonunda Yunanistan'a karşı Klopp yönetiminde millî takımdaki ilk 11 deneyimini yaşamış ve moral bozucu 1-0'lık yenilgide iyi performans gösteren az sayıdaki oyuncudan biri olmuştu.

O dönemde "Kendime yükleyeceğim pek bir şey yok ama bence bir maçı kaybettiğinizde kendi performansınız o kadar önemli olmuyor" demişti. Uzun boylu savunmacı, yeni millî takım teknik direktörü Jürgen Klopp'un iç sahadaki ilk maçında öne çıkan az sayıdaki isimden biriydi. 25 yaşındaki oyuncu, millî takımdaki henüz ikinci maçında kusursuz bir performans sergilemiş, ikili mücadelelerde son derece sağlam ve hava toplarında etkili görünmüştü.

Bisseck alçakgönüllülükle "Sanırım fena değildi" demişti. "Takıma yardım etmek için elimden gelen her şeyi yaptım" diye eklemişti. Ancak bu, "yeterli olmamıştı".

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
Haberler ›

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı

Ollie Watkins'in eşi, güvenlik endişeleri nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrıldı
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Aston Villa'dan Al Hilal'e transfer olan Ollie Watkins'in eşi Ellie, bölgedeki gerginlikler nedeniyle çocuklarıyla birlikte Birleşik Krallık'a döndü.

İngiliz forvet Ollie Watkins'in eşi Ellie, Arap bölgesinde son dönemde yaşanan güvenlik durumu ve gerginlikler nedeniyle Suudi Arabistan'dan ayrılıp Birleşik Krallık'a dönme kararı aldı.

Bu gelişme, İngiliz oyuncunun Aston Villa'dan 60 milyon sterlinlik bir transferle Suudi ekibi Al Hilal'e geçmesinden yalnızca birkaç ay sonra geldi.

Watkins'in eşi, " Marca " gazetesinin aktardığına göre şunları söyledi: "Bazı gelişmeler oldu, ben Birleşik Krallık'a döndüm ve bir süre burada kalmayı umuyorum. Bunun tam olarak ne kadar süreceğini bilmiyorum, ancak Suudi Arabistan'daki çatışmalar ve mevcut durum göz önüne alındığında, işler yatışana kadar burada kalmaya karar verdik."

Ve ekledi: "Yeniden bir araya gelebilene kadar çocuklarıma bir nebze normal bir hayat garanti etmek için bu adımı atmam gerektiğini hissettim."

Öte yandan Watkins, eşi ve çocuklarının önümüzdeki dönemde kendisinden uzak olmasına rağmen Al Hilal'deki kariyerine devam edecek. Oyuncu, yolculuğunu tamamlamak için Suudi Arabistan'da kalacak; kendisinin yıllık 24 milyon sterlinlik bir maaş aldığını da belirtelim.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →