Ctrl + K
Haberler ›

ABD'de Güç Dengelerini Belirleyecek Kritik Ara Seçimler Başladı

ABD'de Güç Dengelerini Belirleyecek Kritik Ara Seçimler Başladı
📷 Fotoğraf: Bloomberg HT Basın Arşivi

ABD'de seçmenler, Kongre'nin kontrolünü ve Başkan Donald Trump'ın kalan görev süresindeki politik gücünü doğrudan etkileyecek olan ara seçimler için sandık başına gitti.

ABD'de Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminin ortasında düzenlenen Kongre ara seçimleri için oy verme işlemleri devam ediyor.

Cumhuriyetçilerin Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu elinde bulundurduğu ülkede, Demokratlar Temsilciler Meclisi ve Senato 'da kontrolü ele geçirmeyi hedefliyor.

Seçimlerde 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi'nin tamamı, 100 üyeli Senato'nun 35 sandalyesi ve 36 eyalette valilikler için oy kullanılıyor. Eyalet parlamentoları ve yerel yönetimlerdeki çeşitli görevler için de seçimler düzenleniyor.

Seçim sonuçlarının Trump yönetiminin ekonomi, ticaret, vergi ve dış politika alanlarındaki gündemini hayata geçirme kapasitesi üzerinde etkili olması bekleniyor.

ABD'de dört yılda bir düzenlenen başkanlık seçimlerinin arasında gerçekleştirilen ara seçimler, Kongre'deki siyasi güç dağılımını yeniden belirliyor.

Temsilciler Meclisi üyeleri iki yıllığına seçilirken, altı yıl görev yapan senatörlerin yaklaşık üçte biri iki yılda bir yenileniyor.

Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruması, Trump yönetiminin yasama gündemini sürdürmesini kolaylaştırabilir. Demokratların kanatlardan birinde çoğunluğu ele geçirmesi ise yönetimin yasa tekliflerinin kabul edilmesini zorlaştırabilir ve Kongre'nin denetim yetkilerinin kullanımını değiştirebilir.

Özellikle Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Trump yönetiminin politikalarına ilişkin Kongre soruşturmalarının artmasına yol açabilir. Senatodaki çoğunluğun değişmesi ise federal yargıçların ve üst düzey yönetim yetkililerinin onay süreçlerini doğrudan etkileyebilir.

ABD'de Kongre seçimleri iki yılda bir düzenleniyor. Başkanlık seçimlerinden farklı olarak ara seçimlerde Seçiciler Kurulu sistemi kullanılmıyor. Seçmenler, yaşadıkları eyalet veya seçim bölgesini temsil edecek adaylara doğrudan oy veriyor.

Temsilciler Meclisi'nin 435 üyesi, eyaletlerin nüfuslarına göre belirlenen seçim bölgelerinden seçiliyor. Her seçim bölgesinden Meclis'e bir temsilci gönderirken, üyelerin tamamı iki yılda bir yeniden seçime giriyor.

Senatoda ise her eyalet, nüfusundan bağımsız olarak iki senatörle temsil ediliyor. Altı yıllığına seçilen senatörlerin yaklaşık üçte biri iki yılda bir yenileniyor. Bu yıl 33. olağan Senato seçiminin yanı sıra Florida ve Ohio'da iki özel seçim düzenleniyor.

Seçimler eyalet ve yerel yönetimlerin sorumluluğunda gerçekleştiriliyor. Oy verme saatleri, erken oy kullanma yöntemleri ve posta yoluyla oy verme kuralları eyaletlere göre değişiklik gösterebiliyor.

Çoğu seçim bölgesinde en fazla oyu alan aday kazanırken, Alaska ve Maine gibi bazı eyaletlerde seçmenlerin adayları tercih sırasına göre sıraladığı farklı yöntemler uygulanıyor.

Oy verme işlemlerinin tamamlanmasının ardından oylar sayılmaya başlanıyor. Ancak ilk açıklanan sonuçlar resmi olarak kesinleşmiş sayılmıyor. Associated Press (AP) gibi haber kuruluşları, sayılan oyları ve henüz sayılmamış oyların dağılımını değerlendirerek seçim sonuçları resmi olarak kesinleşmeden kazananları ilan edebiliyor.

ABD'de ara seçimlerin sonucunu, Kongre'nin iki kanadı olan Temsilciler Meclisi ve Senato'da hangi partinin çoğunluğu elde edeceği belirleyecek.

435 sandalyeli Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğun sağlanabilmesi için en az 218 sandalyeye ulaşılması gerekiyor.

100 üyeli Senatoda ise Demokratların, kendileriyle birlikte hareket eden bağımsız senatörlerin desteğiyle 51 sandalyeye ulaşması gerekiyor. Cumhuriyetçiler için ise 50 sandalye yeterli olabiliyor.

Senatoda 50-50 eşitlik oluşması durumunda, Senato Başkanı sıfatını da taşıyan Cumhuriyetçi Başkan Yardımcısı JD Vance'in eşitliği bozma oyu belirleyici olacak.

Demokratların mevcut sandalye dağılımına göre Senato'da çoğunluğu elde edebilmesi için Cumhuriyetçilerden net 4 sandalye kazanması gerekiyor.

Kongre'nin iki kanadının farklı partilerin kontrolüne geçmesi halinde ise yasa tekliflerinin kabul edilmesi için partiler arasında daha fazla uzlaşmaya ihtiyaç duyulabilecek.

ABD'de ara seçim kampanyası, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde uygulamaya koyduğu ekonomi ve göç politikalarının yanı sıra İran savaşı ve Kongre seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin tartışmaların gölgesinde geçti.

Ekonomi ve hayat pahalılığı seçim gündeminin merkezine yerleşti. Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu gümrük vergileri, tüketici fiyatları ve ithalat maliyetleri üzerindeki etkileri nedeniyle tartışma yarattı. Cumhuriyetçiler vergi indirimlerini ve ekonomik büyümeye yönelik politikalarını öne çıkarırken, Demokratlar hayat pahalılığı ve sağlık harcamaları üzerinden yönetimi eleştirdi.

Reuters/Ipsos tarafından seçim öncesinde yapılan ankete göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 48'i oy tercihlerini belirleyen en önemli konunun hayat pahalılığı olduğunu belirtti. Ankette demokratik normları en önemli konu olarak gösterenlerin oranı yüzde 26, göçü öne çıkaranların oranı ise yüzde 13 oldu.

İran savaşı da seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri haline geldi. Şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın enerji fiyatlarına etkisi, özellikle benzin ve motorin fiyatları üzerinden Amerikalı tüketicilerin gündemine yansıdı.

Reuters/Ipsos anketinde katılımcıların yüzde 55'i İran'a yönelik askeri harekatın maliyetine değmediğini ifade ederken, yüzde 25'i harekatı destekleyen yönde görüş bildirdi.

Göç politikaları da seçim sürecinde tartışmalara neden oldu. Trump yönetimi sınır güvenliğini artırdığını ve düzensiz göçü azalttığını savunurken, federal göçmenlik birimlerinin operasyonları Demokratların eleştirilerinin odağında yer aldı.

Özellikle ocak ayında Minnesota'da federal görevlilerin karıştığı olaylarda iki kişinin hayatını kaybetmesi, ülke genelinde göçmenlik uygulamalarına ilişkin tartışmaları artırdı. Demokratlar operasyonların denetlenmesini talep ederken, Cumhuriyetçiler sınır güvenliği ve göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik politikalarını savundu.

Kongre seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi de seçim sürecinin önemli gelişmelerinden biri oldu. Trump'ın 2025'te Teksas'taki seçim bölgelerinin Cumhuriyetçiler lehine yeniden çizilmesi yönündeki çağrısının ardından çeşitli eyaletlerde seçim haritaları değiştirildi.

Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Teksas, Florida ve diğer bazı eyaletlerde yapılan düzenlemelere karşılık, Demokratların kontrolündeki California'da da seçim bölgeleri yeniden belirlendi. Bu değişikliklerin Temsilciler Meclisi'ndeki sandalye dağılımına etkisi seçimlerin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

Seçim kampanyasının maliyeti de dikkat çekti. Bağımsız seçim finansmanı izleme kuruluşu OpenSecrets'in tahminlerine göre, adaylar ve siyasi grupların harcamalarının toplamının 11,9 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, ara seçim kampanyalarının finansmanına yönelik tartışmaları da gündeme taşıdı.

Seçimlerin son günlerinde Trump, Cumhuriyetçi seçmenlerin sandığa katılımını artırmak için mitingler düzenlerken, Demokratlar özellikle hayat pahalılığı, sağlık hizmetleri ve yönetimin politikalarına yönelik eleştirilerine ağırlık verdi.

ABD Senatosunda Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların ise 45 sandalyesi bulunuyor. İki bağımsız senatör, Demokratlarla birlikte hareket ediyor.

Temsilciler Meclisi'nde ise Cumhuriyetçiler 218, Demokratlar 214 ve bağımsızlar 1 sandalyeye sahip. Mecliste 2 sandalye ise boş bulunuyor.

Temsilciler Meclisi'ndeki bağımsız üye Kevin Kiley'nin Cumhuriyetçilerle birlikte hareket etmesi nedeniyle Cumhuriyetçi grubun toplam sandalye sayısı 219'a ulaşıyor.

Mevcut dağılımda Kongre'nin her iki kanadını da kontrol eden Cumhuriyetçiler, seçimlerin ardından bu çoğunluklarını korumaya çalışırken, Demokratlar güç dengesini değiştirmeyi hedefliyor.

ABD'de Kongre ara seçimleri öncesinde yapılan kamuoyu yoklamaları ve seçim haritaları, Demokratların özellikle Temsilciler Meclisi'nde avantajlı olduğunu gösteriyor. Ancak Kongre'deki güç dengesini, iki parti arasındaki yarışın başa baş sürdüğü eyaletler ve seçim bölgelerindeki sonuçlar belirleyecek.

Anketleri ve seçim bölgelerine ilişkin değerlendirmeleri derleyen RealClearPolitics (RCP) platformunun seçim haritasında, Senatodaki 47 sandalye Demokratlar ve onlarla birlikte hareket eden bağımsızlar, 44 sandalye ise Cumhuriyetçiler lehine sınıflandırılıyor. Kalan 9 sandalye çekişmeli yarış kategorisinde bulunuyor.

Bu 9 sandalyenin 8'i halihazırda Cumhuriyetçilerin, 1'i ise Demokratların elinde bulunuyor. Cumhuriyetçilerin çekişmeli 9 sandalyenin en az 6'sını kazanması, Senato'da 50 sandalyeye ulaşmalarını sağlayabilecek. Bu durumda 50-50 eşitlik oluşursa, Başkan Yardımcısı JD Vance'in oyu çoğunluğun hangi tarafta olacağını belirleyecek.

Temsilciler Meclisi'nde ise RCP'nin seçim haritasında Demokratlar 227, Cumhuriyetçiler 180 sandalyede avantajlı gösteriliyor. Kalan 28 seçim bölgesi ise çekişmeli yarış kategorisinde yer alıyor.

Bu dağılıma göre Demokratlar, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk için gerekli 218 sandalye eşiğinin üzerinde bulunuyor. Ancak söz konusu veriler kesin sonuçları değil, seçim öncesindeki siyasi eğilimleri ve yarış değerlendirmelerini yansıtıyor.

Senatodaki güç dengesinin belirlenmesinde özellikle Alaska, Iowa, Kansas, Maine, Michigan, Nebraska, Ohio, Güney Carolina ve Teksas'taki seçimler yakından takip ediliyor.

RCP'nin seçim haritasında bu dokuz eyaletteki Senato yarışları başa baş kategorisinde yer alıyor. Bu eyaletlerde alınacak sonuçlar, Cumhuriyetçilerin mevcut çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı açısından belirleyici olacak.

Özellikle Alaska, Iowa, Kansas, Maine, Ohio ve Teksas'ta Cumhuriyetçilerin elinde bulunan sandalyeler için çekişmeli yarışlar yaşanıyor. Michigan'da ise Demokratların elindeki sandalyenin korunması önem taşıyor.

Nebraska ve Güney Carolina da çekişmeli yarış kategorisinde yer alırken, Kuzey Carolina'daki Cumhuriyetçi sandalyenin Demokratlara geçmesi olasılığı yakından izleniyor.

Temsilciler Meclisi'nde ise ülke genelindeki çekişmeli seçim bölgelerinde alınacak sonuçlar, çoğunluğun hangi partide kalacağını belirleyecek. Özellikle Pennsylvania, New York, California, Iowa, Michigan ve Teksas'taki bazı seçim bölgeleri dikkat çekiyor.

ABD'de ara seçimler için oy verme işlemleri bugün sona erecek. Ülkede seçmenler, 18 Eylül'den itibaren farklı eyaletlerde erken oy kullanma imkânından yararlandı.

Erken oy verme süreci ilk olarak 18 Eylül'de Virginia, Minnesota ve South Dakota eyaletlerinde başladı. Daha sonraki günlerde diğer eyaletlerde de erken oy verme merkezleri seçmenlerin kullanımına açıldı.

Florida Üniversitesi Election Lab verilerine göre, 2 Kasım itibarıyla erken oy kullananların sayısı 57 milyonu aştı. Bu rakam, 2022'deki ara seçimlerde erken oy kullanan yaklaşık 46 milyon seçmenin üzerinde gerçekleşti.

Erken oylar, seçim günü öncesinde sandıkta veya posta yoluyla kullanılan oyları kapsıyor. Erken oy kullanma oranının yüksek olması, seçmenlerin hangi partiyi desteklediğini tek başına göstermiyor.

ABD'de oy verme işlemleri, eyaletlerin bulunduğu saat dilimlerine göre farklı zamanlarda sona erecek.

İlk sandıklar Türkiye saatiyle 4 Kasım Çarşamba günü saat 02.00'de Indiana ve Kentucky'nin bazı bölgelerinde kapanacak. Ardından diğer eyaletlerde de oy verme işlemleri kademeli olarak tamamlanacak.

Başta Georgia, Florida ve Virginia olmak üzere bazı eyaletlerde sonuçların daha erken netleşmesi beklenirken, posta yoluyla kullanılan oyların sayımının uzun sürdüğü California gibi eyaletlerde sürecin birkaç gün devam etmesi mümkün.

Alaska ve Maine'de kullanılan tercih sıralamalı oy verme sistemleri de yakın geçen yarışların sonuçlarının kesinleşmesini geciktirebilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Seçimlerin ardından oluşacak yeni Kongre, 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor
Haberler ›

Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor

Real Madrid, Manchester United'ın genç yıldızı JJ Gabriel'i kadrosuna katıyor
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Real Madrid, transfer yarışında dev rakiplerini geride bırakarak Manchester United'ın 16 yaşındaki yeteneği JJ Gabriel'i Madrid'de antrenmanlara çıkardı.

Real Madrid, Carrington'a dönmeyi reddeden Manchester United'ın genç yeteneği JJ Gabriel'i kadrosuna katma yarışında Avrupa'nın birkaç devini geride bıraktı. 16 yaşındaki futbolcu, Old Trafford'dan ayrılışının resmiyet kazanmasını beklerken İspanya'nın başkentinde antrenmanlara başladı.

talkSPORT 'a göre Madrid, 16 yaşındaki United yeteneğini kadrosuna katmak için Barcelona, Bayern ve PSG'nin ilgisini geride bıraktı. Premier League'den rakibi Chelsea de genç oyuncuyla ilgileniyordu ancak bir başka İngiliz takımına transfer olması daha büyük yasal engeller içeriyordu.

Ekim ayında 16 yaşına giren genç oyuncu, geçen ay yaptığı transfer talebinin ardından artık yurt dışındaki bir kulübe katılmaya uygun durumda.

Gabriel, 16 Eylül'de Brighton and Hove Albion ile oynanacak Carabao Cup maçından önce takımdan ayrıldığından beri United'ın antrenman tesislerinden uzakta çalışmalarını sürdürüyor. O maçta A takımda ilk kez forma giymesi planlanmıştı. Ancak temsilcileri, burs anlaşmasını görüşmeden önce Sabah FK, Brighton ve Bournemouth maçlarında toplam en az 20 dakika oynama garantisi verilmesini şart koşarak kulüpten oyuncunun kaydını iptal etmesini istedi.

Old Trafford yetkilileri ilişkileri düzeltmek için defalarca çaba gösterse de oyuncunun ailesi ayrılma konusunda kararlı kaldı. Kaynaklar, genç oyuncunun İrlanda pasaportu taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle FIFA transferi onaylayıp United'ın tazminat alacağını teyit ettiğinde oyuncu bir Avrupa Birliği kulübüne katılabilecek. talkSPORT daha önce bu tazminatın 300 bin sterlin kadar düşük olabileceğini bildirmişti .

Eski United kaptanı Rooney, kendi oğlu Kai ile birlikte altyapı kademelerinde ilerleyen genç oyuncunun gelişimini yakından takip etti ve ayrılığın kendisini şaşırtmadığını kabul etti.

Kulübün efsane isimlerinden Rooney, daha önce talkSPORT'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “JJ'nin durumuna gelince, büyümesini izledim, [oğlum] Kai'nin takımındaydı. Dürüst olmam gerekirse herkes bunun olacağını görüyordu.

“Yurt dışında, belki İspanya'da oynama isteği vardı. Unutmamalıyız ki o 15 yaşında, hâlâ bir çocuk. Bu çok büyük bir baskı ve kararların doğru nedenlerle alınmasını umuyorsunuz.

“Brighton maçından sonra Michael Carrick'in bu konuda söylediklerini dinledim ve bence çok iyi konuştu.

“Man United'da yaşanan diğer her şeyle birlikte bu öyle büyük bir konu hâline geldi ki işin içinde bir çocuk olduğunu unutuyorsunuz.”

Gabriel, transferini tamamlamak için FIFA'dan nihai idari onayı beklerken önümüzdeki günlerde Madrid'de antrenman yapmayı sürdürecek. Dünya futbolunun yönetim organı, Manchester United'a ödenecek tazminat paketini onayladığında genç oyuncu İspanya'daki yeni akademi takım arkadaşlarına resmen katılabilecek. Bu sırada United yönetimi, gergin geçen bu süreci geride bırakıp kulüpte kalan diğer genç yeteneklerini elde tutmaya odaklanacak.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar
Haberler ›

Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar

Fabio Silva'dan Bayern Münih Maçı Sonrası Çarpıcı Açıklamalar
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Borussia Dortmund'un Bayern Münih ile 2-2 berabere kaldığı maçta gol atan Fabio Silva, takımındaki rolü ve geleceği hakkında konuşarak dikkat çekti.

Fabio Silva nadiren ilk 11'de başlıyor ve yazın Borussia Dortmund'dan ayrılmak istemişti. Ancak 24 yaşındaki hücum oyuncusu takımda kaldı ve BVB için büyük önem taşıyor.

İçki oyunu için fikir ister misiniz? Kuralı şöyle: Fabio Silva bir röportajda her "the most important" dediğinde bir tek atın. Ama dikkat, buna dayanabilecek biri olmanız gerek!

Silva, cumartesi akşamı Borussia Dortmund'un Bayern Münih ile 2-2 berabere kaldığı maçta sonradan oyuna girip gol attıktan sonra basına konuşurken, Türkçesi "en önemlisi" olan bu ifadeyi tam dört kez kullandı. Ancak forvetin karma alanda geçirdiği birkaç dakikada kendine ikinci bir favori ifade daha bulduğu anlaşıldı: "Everyone can see."

İşte bir örnek: "En önemlisi zihniyetti. Buraya şampiyonluklar için mücadele etmek istediğimizi ve hiçbir takımdan korkmadığımızı göstermek için geldik. Bence herkes, bu sezon büyük hedefler için mücadele edebilecek üst düzey bir kadromuz olduğunu görebiliyor" diyen Silva, kısa süre önce orada bulunan takım arkadaşı Nico Schlotterbeck gibi sözleriyle ifade ettiği özgüveni tavırlarıyla da yansıtıyordu.

Portekizli oyuncu Münih'te yedek kulübesinden gelerek yine mükemmel bir performans sergiledi. Topun nereye geleceğini sezmesi, topu kendisini hemen şut pozisyonuna sokacak şekilde bilinçli olarak kontrol etmesi, dar alanda dönmesi ve isabetli vuruşu: Golü, teknik açıdan seyir zevki yüksek bir pozisyondu.

"Babam bana hep ceza sahasında topun nereye düşeceğini 'koklamam' gerektiğini söylerdi. Dönen topu değerlendirmek için doğru yerdeydim. Takımıma yardım edebildiğim için mutluyum" dedi. Bu, Silva'nın bu sezon resmî maçlardaki beşinci golüydü. Geçen yılın tamamında ise üç gol atmıştı. Yalnızca beş kez ilk 11'de başlayan bir oyuncu için 13 maçta yedi gole katkı sağlaması güçlü bir istatistik.

Hatta Silva'nın gerçekten Dortmund kulüp tarihinin en iyi yedeği olduğu bile söylenebilir. Bu kategoride akla elbette öncelikle, aynı zamanda Bundesliga rekorunu elinde tutan eski BVB forveti Paco Alcacer geliyor. İspanyol oyuncu, 2018 ile 2020 arasında Dortmund formasıyla oyuna sonradan girerek 12 gol attı. Lig tarihinde hiçbir oyuncu bu şekilde daha fazla gol atamadı.

Silva ise Borussia Dortmund'daki döneminde oyuna sonradan girerek altı gol attı. Ancak elbette hiç de önemsiz olmayan "gol" ölçütü bir kenara bırakıldığında, 24 yaşındaki oyuncu Alcacer'in önüne geçiyor. Çünkü Silva sahaya adım atar atmaz bulaşıcı bir enerji getiriyor, oyuna hemen etki ediyor, sık sık pas almak için kendisini gösteriyor ve golcü ya da asistçi olarak tehlike yaratıyor. Oyuna sonradan giren bir oyuncu olarak çalışma azmi gerçekten dikkate değer.

Bu etki istatistiklere de yansıyor. Silva'nın Dortmund formasıyla çıktığı 52 resmî maçta yaptığı toplam 17 gol katkısından (sekiz gol, dokuz asist) yedisi, BVB'nin maçları Silva oyuna girmeden önceki duruma göre daha iyi bir sonuçla bitirmesini sağladı.

Oysa millî formayı bir kez giymiş oyuncunun bu sezonu Ruhr bölgesinde geçirip geçirmeyeceği hiç de kesin değildi. Silva ve yakın çevresi, onun için Wolverhampton Wanderers'a 22,5 milyon avro ödenmesinden yalnızca bir yıl sonra, yaz aylarında transferle yakından ilgileniyordu.

Geride kalan sezonun, teknik direktör Niko Kovac'ın ciddi bir gol suskunluğu yaşadığı dönemlerde bile desteğini sürdürdüğü, ilk 11'in değişmez ismi Serhou Guirassy'nin gölgesinde geçmesi, görünüşe göre Silva'yı fazlasıyla yıpratmıştı. Silva o dönemde üç gol ve yedi asistle oldukça iyi sayılabilecek on gol katkısı yapmıştı, ancak 39 resmî maçta yalnızca on kez ilk 11'de yer almıştı.

Silva, Münih'te yaklaşık üç ay önceki o dönemi bir kez daha değerlendirirken, "Transfer döneminde benimle ilgili çok fazla hareketlilik vardı, ama bu normal ve futbolun bir parçası" dedi. Fikrini değiştirmesinde Kovac ve sportif direktör Ole Book ile yaptığı görüşme etkili oldu. "Transfer dönemi kapanmadan önce harika bir görüşme yaptık. Bu kulübe verecek daha çok şeyim olduğunu hissediyordum ve bunu biliyordum. Ona verecek daha da çok şeyim var. Bu kulüp ve taraftarlar için oynamayı seviyorum. Burada mutluyum" dedi.

Silva'nın açmazı, Dortmund'da şu ana kadar oyuna sonradan girdiğinde ilk 11'de başladığı maçlara kıyasla açıkça daha iyi performans göstermesi. İlk 11'de olduğunda bazen gereğinden fazlasını yapmak istiyor, fazla düşünüyor, zaman zaman aşırı bireysel oynuyor ve kendi pozisyonlarını fazla zorlamaya çalışıyor. Geçen sezon BVB, Silva'nın ilk 11'de başladığı on karşılaşmanın yalnızca üçünü kazandı. Bu maçların dördünde Guirassy ile birlikte oynadı.

Özellikle bu ikili arasındaki uyum, devam eden sezonda belirgin biçimde gelişti. İki forvet birlikte sahada olduklarında oyundan keyif aldıklarını gösteriyor ve aralarındaki iş birliği birkaç kez çok iyi sonuç verdi. Silva, "Mesele yalnızca goller değil. Bir oyuncu olarak golcü olmaktan daha fazlasıyım" dedi. "Serhou ile sahadayken bu daha da geçerli. Birbirimizle çok iyi anlaşıyoruz. O, kendi mevkisindeki en iyi oyunculardan biri. Ondan her gün bir şeyler öğreniyorum."

Ardından yeni favori ifadesi yine ortaya çıktı ve Silva ekledi: "Herkes bazen birlikte oynayabildiğimizi ve bundan keyif aldığımızı görebiliyor." Silva, takımdaki konumunu tam da böyle özetledi: Bazen Guirassy ile birlikte oynuyor, bazen maça ilk 11'de başlıyor. Ancak BVB gibi bir kulüpte ve Gineli oyuncu gibi bir rakibi varken bu her zaman böyle olmayacak.

Silva bu durumu kabullenmiş görünüyor. İlk yılında ve sezon başındaki Süper Kupa'da da zaman zaman görülen suratsız, hafif huysuz hâli kayboldu. Sonuç da ortada: Hemen daha iyi oynamaya başladı.

"Elbette yedek kulübesinde oturmaktansa ilk 11'de oynamayı tercih ederim. Aksini söylesem yüzde 100 dürüst davranmış olmam" dedi Silva. "Hafta boyunca hep olumlu kalmaya çalışıyorum. Oynamayacağımı gördüğümde elbette ilk anda canım sıkılıyor, ama takım için önemli olabileceğimi biliyorum. Bu sezon hem ilk 11 oyuncusu hem de oyuna sonradan giren bir oyuncu olarak önemliyim."

Üstelik Kovac'ın oyuna sonradan giren oyuncuları için kullanmayı sevdiği ifadeyle "maçı bitirenlerin" şimdiye kadar çok büyük etki yarattığı görüldü. BVB'nin oyuna sonradan giren oyuncularının 12 gol katkısı, RB Leipzig ile birlikte ligdeki en yüksek sayı. Yalnızca Dortmund'un yedek kulübesinden gelen oyuncularının gole dönüşen asistleri dikkate alındığında ise sekiz maç haftası sonunda ulaşılan sekiz asist, yeni bir Bundesliga rekoru anlamına geliyor.

Sezonun hâlâ oldukça erken olan bu aşamasında bunun nereye varacağını elbette kimse bilmiyor. Ancak cumartesi günü Allianz Arena'nın iç koridorlarında, BVB cephesindekilerin bu yıl kupa kazanma konusunda umutlu oldukları hissediliyordu.

Son şampiyonluğunu üç yılı aşkın süre önce PSV Eindhoven ile yaşayan Silva, "Buraya kazanmak için geldik. Bu sezonki yaklaşımımız bu olmalı" dedi. "Takımımızda çok fazla kalite var. Bu yıl harika bir takımımız olduğunu biliyoruz. İlk 11'deki oyuncular da yedek kulübesinden gelenler de her zaman iz bırakıyor. Bu sezonki silahımız bu: Herkes birbirine kenetleniyor, herkes aynı gemide ve elinden geleni yapıyor. Çünkü taraftarlar ve kulüpteki herkes şampiyonluklar kazanmayı hak ediyor."

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"
Haberler ›

Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"

Manchester United Kaptanı Bruno Fernandes'ten Basına Sert Tepki: "Hakkımda Pek Çok Yalan Söylendi"
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Şampiyonlar Ligi'ndeki Roma galibiyetinin ardından sert açıklamalarda bulunan Bruno Fernandes, hakkında çıkan spekülasyonlara ve kulüpte kriz yaşandığı iddialarına tepki gösterdi.

Manchester United'ın Şampiyonlar Ligi'nde AS Roma karşısında aldığı ezici galibiyetin ardından kaptan Bruno Fernandes, basına sert çıktı.

Portekizli futbolcu, köklü İngiliz kulübünün endişe verici krizi sırasında Michael Carrick'i kamuoyu önünde eleştirmiş, Carrick de bunun üzerine onu AFC Bournemouth'a karşı oynanan lig maçında (0-3) yedek kulübesine mahkûm etmişti. Bununla birlikte, yazın sona erecek sözleşmesi nedeniyle oyun kurucunun ayrılabileceğine dair söylentiler de çıkmıştı.

Roma karşısında 0-2 geriden gelerek alınan iç ferahlatıcı 3-2'lik galibiyetin ardından Fernandes, Amazon Prime mikrofonuna öfkesini açıkça dile getirdi. "Zordu. Medyada pek çok spekülasyon, bu kulüpte benimle teknik direktör arasında yaşanan çeşitli şeyler hakkında pek çok yalan vardı. Örneğin, aramızda sorunları açıklığa kavuşturduğumuz bir görüşme yaptığımız söylendi. Böyle bir şey olmadı" dedi.

Fernandes, Carrick'in kendisini ilk 11'den çıkarma kararının ise başka bir nedeni olduğunu söyledi. "Teknik direktör, iyi performans göstermediğim için beni yedek kulübesine koyma kararı aldı ve bu adil" diyen Fernandes, sözlerini şöyle sürdürdü: "Herkes bunun söylediklerim için bir ceza olduğunu düşündü. Öyleyse de doğru bir karardı. Kararları veren kişi teknik direktör. Bunları kabul etmeli ve yoluma devam etmeliyim. Bu, teknik direktöre duyduğum güveni değiştirmiyor."

Fernandes, yakın dönemin en iyi United oyuncuları arasında yer alıyor. Daha mayıs ayında Carrick yönetimindeki yükselişin simgesi olarak Premier League'in en iyi oyuncusu seçilmişti. 2020/21 sezonunda takıma katılmasından bu yana Red Devils formasıyla çıktığı 340 resmî maçta 112 gol ve 110 asist kaydetti.

Carrick'in hâlâ görevde olması ise oldukça şaşırtıcı. Yer yer hezimet niteliğindeki yenilgiler serisinin ardından görevden ayrılacağı aslında kesinleşmiş gibi görünüyordu. Red Devils, Şampiyonlar Ligi'ndeki bu görkemli galibiyetten önce tam on resmî maç boyunca galibiyet alamamıştı. Premier League'de ise yalnızca yedi puanlık cılız bir toplamla 17. sırada yer alıyor.

Bu nedenle, uzun yıllar United'da orta saha oyuncusu olarak forma giyen Carrick'in görevden alınacağına dair söylentiler haftalardır gündemden düşmüyor.

Son dönemde, kulüpsüz olan Antonio Conte ve Julian Nagelsmann da onun yerine geçebilecek isimler arasında gösterildi. Nagelsmann'ın RB Leipzig'e dönüşüyle de adı anılıyor. Sport Bild'in bilgilerine göre eski Almanya millî takımı teknik direktörü, mevcut teknik direktör Martin Demichelis'in bir tür "gölge adamı".

Carrick, 2021'in sonlarında olduğu gibi bu yılın ocak ayında da görevi Ruben Amorim'den önce geçici olarak devralmıştı. Mayıs ayından bu yana resmen teknik direktörlük yapıyor. Sözleşmesi 2028'e kadar geçerli.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular
Haberler ›

Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular

Eski Epic Games Çalışanından Çarpıcı İtiraf: Steam'in Rakipsiz Olmasının Sebebi Oyuncular
📷 Fotoğraf: DonanımHaber Basın Arşivi

Eski bir Epic Games çalışanı, oyuncuların kütüphanelerini bölmek istememesi nedeniyle Steam'in pazarda rakipsiz olduğunu belirtti.

Ritchie, Steam'i geliştiricilerin ve yayıncıların gelirlerinden pay alan bir platform olarak değerlendirirken oyuncuların da mevcut mağazaya fazlasıyla bağlı olduğunu öne sürüyor. Ona göre kullanıcılar, oyun kütüphanelerinin farklı mağazalara bölünmesini istemiyor ve Steam dışındaki alternatiflere mesafeli yaklaşıyor.

Epic Games'in yeni ücretsiz oyunları belli oldu: Bu hafta ne var? 3 gün önce eklendi Epic Games Store tarafında ise bu özelliklerin önemli bir bölümü hâlâ Steam'deki kadar kapsamlı değil. Epic, ücretsiz oyun kampanyaları ve belirli yapımlara özel anlaşmalarla kullanıcı çekmeye çalışsa da mağazanın sunduğu genel deneyim konusunda Steam'in gerisinde kalıyor.

Epic Games Store'un en büyük sorunlarından biri, oyunculara Steam'den ayrılmaları için yeterince güçlü nedenler sunamaması olarak değerlendiriliyor. Ücretsiz oyunlar kullanıcı sayısını artırsa da bu kullanıcıların mağazayı düzenli olarak kullanmasını sağlamak farklı bir konu. GOG ve itch.io gibi alternatif platformlar ise DRM'siz oyun dağıtımı veya bağımsız yapımlara odaklanma gibi farklı avantajlarla kendi kullanıcı kitlelerini oluşturabiliyor.

Epic Games Store'un özel oyun anlaşmaları üzerinden kullanıcıları platformuna çekme yaklaşımı ise zaman zaman tepkiyle karşılaşıyor.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →