Ctrl + K
Haberler ›

AK Parti'den İktidarda 24. Yıl: Kalkınma ve Reform Süreci Geride Kaldı

AK Parti'den İktidarda 24. Yıl: Kalkınma ve Reform Süreci Geride Kaldı
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

3 Kasım 2002'de iktidara gelen AK Parti, geride bıraktığı 24 yıllık süreçte temel haklar, demokrasi ve sivilleşme alanında önemli reformlara imza attı.

AK Parti, 3 Kasım 2002'deki genel seçimleri kazanarak iktidara gelmesinin ardından kuruluşunda "Kalkınma ve Demokratikleşme Programı" adıyla açıkladığı parti programında yer alan ilkeleri ve projeleri tek tek hayata geçirdi.

AK Parti iktidarının en kritik adımlarından biri Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasının tamamen kaldırılması oldu.

2003 yılında arka arkaya yürürlüğe giren Avrupa Birliği (AB) Uyum Paketleri ile temel haklar, demokrasi ve sivilleşme alanlarında önemli reformlara imza atılırken, bu çalışmalar Türkiye'nin 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi'nde AB ile tam üyelik müzakerelerine başlama kararı almasının hukuki ve siyasi zeminini oluşturdu.

Ömer Çelik: Türkiye'nin AK Partisi kararlılıkla yoluna devam ediyor

Öte yandan Türkiye, Avrupa Birliği'ne uyum süreci ve demokratikleşme hedefleri doğrultusunda 2004 yılında 1982 Anayasası'nda kapsamlı değişikliklere imza attı.

Lüksemburg'da 3 Ekim 2005'te yapılan Hükümetlerarası Konferans ile Türkiye resmen AB'ye katılım müzakerelerine başladı. Yine aynı gün bir basın toplantısı düzenlenerek Türkiye için Müzakere Çerçeve Belgesi yayımlandı.

Böylece, Türkiye ile AB arasındaki inişli çıkışlı ilişki, çok önemli bir dönüm noktasını aşarak yepyeni bir sürece girdi.

AK Parti iktidarının ilk yıllarında uygulamaya konulan "Sağlıkta Dönüşüm Programı" ile vatandaşa sunulan sağlık hizmetinin kalitesini yükseltmek, sağlık sistemini erişilebilir, verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla çok sayıda reform çalışması yapıldı.

"Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın en önemli reformlarından biri, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve Sağlık Bakanlığı hastanelerinin tek bir sistem altında birleştirilmesi oldu. Hastaneler arasındaki ayrım kaldırılarak tüm vatandaşların istediği sağlık kuruluşundan hizmet almasının önü açıldı.

Türkiye, AK Parti iktidarının başlattığı kapsayıcı toplumsal reform hamlesi doğrultusunda, sosyal güvenlik sistemindeki çok başlılığı ve hak kayıplarını sona erdiren önemli bir adımı 2006 yılında attı.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğünü aynı çatı altında toplayan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, 20 Mayıs 2006'da kuruldu.

58. Hükümet Programı ile birlikte açıklanan "Konut ve Kentleşme için Acil Eylem Planı" 1 Ocak 2003'te kabul edildi. Bu planla yenileme, dönüşüm ve nitelikli konut üretimi hedefleri belirlendi ve TOKİ'ye ilgili planın uygulama sorumluluğu verildi.

AK Parti iktidarının ortaya koyduğu "afetlere karşı dirençli yapılar" ve "sosyal devlet" vizyonu kapsamında TOKİ, 2002 yılından bugüne 1 milyon 770 bin konut üretti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolması üzerine AK Parti, Cumhurbaşkanlığı için Abdullah Gül'ü aday gösterdi. Daha önce birçok kez askeri müdahale yaşayan Türk demokrasisi, 27 Nisan 2007'de bu kez "e-Muhtıra" ile karşılaştı.

Meclis'te 28 Ağustos 2007'de yapılan oylamada partinin kurucularından Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.

Bu arada Türkiye 21 Ekim 2007'de anayasa değişikliği için sandık başına gitti. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de içeren halkoylamasında yaklaşık yüzde 69 oranında "evet" oyu kullanıldı.

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından hazırlanan, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 71 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi ile partinin kapatılması taleplerini içeren iddianame, 14 Mart 2008'de Anayasa Mahkemesine sunuldu.

Dava, 30 Temmuz 2008'de karara bağlandı. Parti kapatma talebi reddedildi.

AK Parti iktidarı, ülkeyi yüksek hızlı tren teknolojisiyle buluşturdu. 13 Mart 2009 tarihinde hizmete giren Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattı, Türkiye'nin ulaşım tarihinde dönüm noktası oldu.

Türkiye'nin altıncı halkoylaması olan 12 Eylül 2010 anayasa değişikliği referandumu, siyasi olarak gerilimli ve hassas bir süreçte yapıldı.

AK Parti'nin "Anayasa değişikliği paketi ile ilgili sorular ve cevaplar" isimli yayınının sunuş yazısında dönemin Başbakanı Erdoğan'ın "12 Eylül'ün 30'uncu yıl dönümünde, 30 yıl aradan sonra yine bir 12 Eylül gününde inanıyorum ki halkımız 1982 Anayasası üzerindeki en kapsamlı ve en demokratik değişikliği gerçekleştirecektir." ifadeleri yer buldu.

12 Eylül darbesinin 30. yılına denk gelen ve 1982 Anayasası'nda değişiklik öngören düzenlemeye ilişkin 2010'daki halk oylamasında yüzde 57,88 oranında "evet" oyu çıktı.

AK Parti iktidarı, eğitim alanında da kapsamlı değişikliklere imza attı. "Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi" (FATİH) Projesi, 22 Kasım 2010'da Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim ve teknoloji yatırımı olarak kamuoyuna duyuruldu, 2012 yılında fiilen hayata geçirildi.

Okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm derslikleri etkileşimli tahtalar, fiber internet altyapısı ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile buluşturan bu hamle, iktidarın eğitimde fırsat eşitliği ve teknoloji entegrasyonunun önemli aşamalarından birini oluşturdu.

AK Parti iktidarının ulaştırma alanındaki en büyük yatırımları arasında yer alan, dünyanın en büyük ve önemli projelerinden Türkiye'nin 153 yıllık rüyası Marmaray, Cumhuriyetin ilanın 90. yılında, 29 Ekim 2013'te hizmete açıldı.

Avrupa ve Asya yakalarını İstanbul Boğazı'nın altından birleştiren Marmaray, gelişmiş teknolojik altyapısı, ekonomik büyüklüğü ve demir yolu ulaşımına kazandırdığı ivmeyle dünyadaki ilkler arasında yer alan ve "asrın projesi" olarak anılan dev yatırımlar arasında yerini aldı.

Abdullah Gül'ün görev süresinin dolmasının ardından 10 Ağustos 2014'te yapılan seçimde Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık yüzde 52'lik oy oranıyla doğrudan halk iradesiyle seçilen ilk ve Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı oldu. Bu dönemde AK Parti'nin başına Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu geldi.

Davutoğlu'nun genel başkanlığında ilk sınavını 7 Haziran 2015'teki genel seçimlerde ve ardından yapılan 1 Kasım 2015'teki erken seçimde veren AK Parti, 1 Kasım'da tek başına iktidarı elde etti.

Ahmet Davutoğlu'nun ardından 22 Mayıs 2016'da düzenlenen 2. Olağanüstü Kongre ile partinin kurucularından Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkanlığına seçildi ve 65. Hükümeti kurarak Başbakan oldu.

AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından "yerli ve milli" vizyonla hız verdiği savunma sanayisi hamlesi, Türkiye'nin savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığını kırmasını ve küresel bir aktör haline gelmesini sağladı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 2004 yılında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısında milyarlarca dolar değerindeki hazır dış alım projeleri iptal edilerek, "Yerli, özgün ve milli tasarım" konseptine geçilmesine karar verildi.

Siyasi krizler ve derinleşen bölgesel çatışmaların ortasında Türkiye'nin savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığı kırma iradesinin sahada fiilen kanıtlandığı stratejik eşik ise 2015 yılında aşıldı.

Türkiye merkezli Baykar Teknoloji tarafından üretilen insansız hava aracı Bayraktar TB2'nin 2015'te başlayan silahlanma süreci, Türkiye'nin İHA teknolojisinden SİHA konseptine geçişindeki en kritik dönüm noktalarından biri oldu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Milletimizi, illerimizin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum" yönündeki çağrısı üzerine vatandaşların tankların önüne geçmesiyle engellendi.

15 Temmuz sonrasında darbe girişimine karşı AK Parti ve MHP tarafından gösterilen ortak dayanışma, Cumhur İttifakı'nın da başlangıcı oldu.

AK Parti iktidarı, FETÖ'nün hain darbe girişiminin yaşandığı yıl ve sonrasında da çalışmalarına hız kesmeden devam etti ve çok sayıda önemli yatırıma imza attı.

İstanbul Boğazı'na inşa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Asya ve Avrupa yakalarını deniz tabanının altından bağlayan ve boğaz geçişine imkan sağlayan Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü 2016'da, "Dünyanın yeni kavşağı" olarak adlandırılan İstanbul Havalimanı ilk fazı 29 Ekim 2018'de, "Çanakkale Boğazı'nın gerdanlığı" olarak nitelendirilen 1915 Çanakkale Köprüsü ise 2022'de, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 107. yıl dönümünde hizmete açıldı.

Öte yandan 2022 yılında Türkiye'nin en yüksek barajı olan Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı tören ile su tutmaya başladı.

Türkiye'nin yerli ve milli otomobil hayalini gerçekleştiren Togg'un ilk akıllı cihazı C SUV, 2022 yılında seri üretim bandından indi.

Dünyanın ilk silahlı insansız hava aracı (SİHA) gemisi ve Türkiye'nin en büyük askeri gemisi TCG Anadolu, İstanbul Tuzla'daki Sedef Tersanesi'nde düzenlenen törenle 2023'te Türk donanmasının hizmetine girdi.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından yürütülen Türkiye'nin en önemli teknoloji projelerinden KAAN, ilk uçuşunu 2024'te yaptı.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 86 yıl sonra kılınan cuma namazıyla 2020'de ibadete açıldı.

Türkiye, 16 Nisan 2017'de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini içeren anayasa değişikliği halk oylaması için sandık başına gitti.

Halk oylaması, yüzde 51,41 oranında "evet" ve yüzde 48,59 oranında "hayır" oyu ile sonuçlandı. Böylece, Anayasa'daki, "Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir" hükmü kaldırıldı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a parti üyeliğinin yolu açıldı. Vatandaşlar verdikleri oylarla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesine karar verdi.

Erdoğan, 2014 Cumhurbaşkanı Seçiminin ardından ayrıldığı AK Parti'ye 979 gün aradan sonra gelerek, üyelik beyannamesini imzaladı ve üye oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan olağanüstü kongre kararı sonrasında 21 Mayıs 2017'de yapılan 3. Olağanüstü Büyük Kongre'de 1414 geçerli oyun tamamını alarak 998 gün sonra yeniden AK Parti Genel Başkanlığına seçildi.

AK Parti ve MHP arasında "Cumhur İttifakı" adı verilen ittifak, ilk sınavını 24 Haziran 2018'deki seçimde verdi.

Seçmenler ilk kez 24 Haziran'da hem Cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimi için aynı gün sandık başına gitti. Seçimlerde yüzde 52,59 oy alan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Milletvekili seçiminde ise AK Parti, yüzde 42,56 oy alarak 13. seçimini de birinci sırada tamamladı.

TBMM'de 9 Temmuz 2018'de yemin ederek görevine başlayan Erdoğan, yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'ni de aynı gün açıkladı.

Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Seçiminin yapıldığı 14 Mayıs 2023'te, Cumhur İttifakı'nın adayı Erdoğan yüzde 49,52 oy aldı ancak ilk turda yüzde 50 artı 1 oy alamadığı için Cumhurbaşkanı seçilemedi.

AK Parti ise aldığı yüzde 35,62 oyla parlamentoda 268 milletvekili çıkardı.

Cumhurbaşkanı Seçiminin 28 Mayıs'taki ikinci turunda Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,18 oranında oy alarak Cumhurbaşkanı seçildi.

Kurulduğu günden bu yana girdiği tüm genel seçimlerde birinci parti olmayı başaran AK Parti, çok partili siyasi hayatın başladığı 1946'dan bu yana en uzun süre iktidarda kalan parti oldu.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'teki çağrısıyla başlayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sahiplenmesiyle yürüyen "Terörsüz Türkiye" hedefinde önemli bir mesafe alındı.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından TBMM'de temsil edilen siyasi partilere gönderilen bir yazı ile kuruldu.

"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ise 5 Ağustos 2026'da TBMM Başkanlığına sunuldu, 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'nda görüşmelerde 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı.

Kanun kapsamında Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu kuruldu ve çalışmalarına başladı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı
Haberler ›

Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı

Tata Motors, İtalyan ticari araç üreticisi Iveco'nun çoğunluk hissesini devraldı
📷 Fotoğraf: DonanımHaber Basın Arşivi

Hintli otomotiv dev Tata Motors, 3,91 milyar avroluk dev anlaşmayla İtalyan üretici Iveco'nun hisselerinin yüzde 89,42'sini satın alarak şirketin kontrolünü resmen ele geçirdi.

Otomotiv dünyasına ilişkin gelişmeleri yakından takip eden Barış, DonanımHaber okurlarına otomobil haberleri çoğunlukta olmak üzere Türkiye gündemine ilişkin içerikler de aktarıyor.

Seslendirme ve özetler yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Hintli Tata Motors , Iveco’yu satın alma sürecindeki ilk hisse devir ve ödeme aşamasını tamamladı. Hollanda merkezli iştiraki TML CV Holdings üzerinden Iveco sermayesinin yaklaşık yüzde 89,42’sine sahip olan şirket, İtalyan üreticinin kontrolünü resmen ele geçirdi. 2027 MTV ne kadar olacak? MTV zam hesaplama 23 sa. önce eklendi Tata, Temmuz 2025’te açıkladığı hisse başına 14,10 euroluk teklifini , ekim ayında 14,40 euroya yükseltmişti.

Böylece işlemin toplam değeri yaklaşık 3,91 milyar euroya çıktı. Kalan hissedarlar için teklif süreci 6 Kasım’a kadar devam edecek. Bu döneme ilişkin işlemlerin 13 Kasım’da tamamlanmasıyla Tata’nın payı daha da artabilecek.

Tata ve Iveco’nun birleşen ticari araç faaliyetlerinin yıllık 590 binin üzerinde araç satışı ve yaklaşık 21 milyar euro ciroya ulaşması bekleniyor. Satın alma, Tata’ya Avrupa’da üretim tesisleri ve güçlü bir satış ağı kazandırırken gelirlerinin büyük bölümünü Avrupa’dan elde eden Iveco’nun farklı pazarlara açılmasını destekleyecek.

Iveco’nun savunma faaliyetleri ise satın almaya dahil değil. Bu bölüm, daha önce yaklaşık 1,6 milyar euro karşılığında Leonardo’ya satılmıştı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak
Haberler ›

Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak

Al Riyadh ile Al-Fayha, Kral Kupası son 16 turunda kozlarını paylaşacak
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Kral Kupası son 16 turunda Al Riyadh, sahasında Al-Fayha'yı konuk ediyor. Çeyrek final biletinin aranacağı kritik maçın detayları netleşti.

Al Riyadh, Kral Kupası'nda Al-Fayha ile karşılaşıyor. İşte biletlerinizi nasıl alabileceğiniz

Kral Kupası'nda heyecan artıyor. Başkent temsilcisi Al Riyadh, son 16 turundaki kritik mücadelede bölgesel rakibi Al Fayha ile karşılaşacak. Riyad'daki Prens Faysal bin Fahd Spor Şehri Stadyumu'nda oynanacak maçta, üst ligde mücadele eden iki kulüp çeyrek finale yükselmek için sahaya çıkacak.

GOAL , biletlerle ilgili tüm önemli ayrıntıları ve biletlere nasıl ulaşabileceğinizi aktarıyor.

Al Riyadh ile Al Fayha arasındaki Kral Kupası maçı, Riyad'daki Prens Faysal bin Fahd Stadyumu'nda oynanacak. Resmî başlama saati henüz açıklanmadı.

Kral Kupası maçlarının resmî biletleri öncelikle Webook gibi resmî Suudi spor bileti platformlarında ve ev sahibi kulübün belirlediği bilet satış kanallarında satılıyor. Taraftarlar, biletleri doğrudan satış fiyatından alabilmek için ön satış ve genel satış dönemlerinde bu kanalları takip etmeli.

Resmî sitedeki biletler tükenirse GrintaHub bir seçenek. İkincil platformlarda en ucuz bileti aramak, taraftarlara bu önemli eleme maçını kaçırmamak için pratik bir yol sunuyor.

Resmî bilet satış kanallarında genel giriş biletleri yaklaşık 20 ila 40 Suudi Arabistan riyalinden başlıyor. Bu fiyatlar, turnuvanın ilk eleme turlarını yerel taraftarlar için erişilebilir kılıyor.

GrintaHub gibi ikincil satış platformlarında ise bilet fiyatları yaklaşık 60 Suudi Arabistan riyalinden başlıyor. Bu platformlar, resmî kontenjanların tükenmesi hâlinde taraftarlara mevcut en ucuz bileti bulmak için alternatif bir yol sunuyor.

Al Riyadh, Suudi Pro Ligi'ndeki son beş maçında iki galibiyet, bir beraberlik ve iki mağlubiyet aldı. Son maçında Al Qadsiah'a 6-0 yenilerek bu dönemdeki en ağır mağlubiyetini yaşadı. Al-Taawoun'u 2-1, Al Kholood'u da 2-0 yenmesi, işler yolunda gittiğinde galip gelebildiğini gösterdi. Al Fayha ile 1-1 berabere kalması ve Al Diriyah'a 1-0 yenilmesi ise takımın hâlâ istikrar aradığını ortaya koyan bu beş maçlık seriyi tamamlıyor.

Al Fayha, son beş maçında bir galibiyet, iki beraberlik ve iki mağlubiyet aldı. Son maçında Al-Faisaly'yi 4-1 yenerek Al Ahli'ye 3-2 ve Al Khaleej'e 2-0 kaybettiği karşılaşmaların ardından olumlu bir sonuç elde etti. Bu beş maçta Al Hazem ile 2-2, Al Riyadh ile 1-1 berabere kaldı; toplam dokuz gol atıp yedi gol yedi.

İki takım arasında Suudi Pro Ligi'nde 11 Ekim 2026'da Al Fayha'nın sahasında oynanan son maç 1-1 sona erdi. Al Fayha, bundan önce Mayıs 2026'da yine kendi sahasında Al Riyadh'ı 4-2 mağlup etmişti. Ocak 2026'da Al Riyadh'ın ev sahipliği yaptığı karşılaşma ise 1-1 bitmişti. Son beş karşılaşmada Al Fayha iki, Al Riyadh bir galibiyet aldı; iki maç berabere sona erdi. Bu beş maçta toplam 16 gol atıldı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet
Haberler ›

Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet

Bayern Münih, Atletico Madrid deplasmanında kazandı: Zorlu dönem sonrası kritik galibiyet
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Kadro ve moral açısından sıkıntılı bir süreçten geçen Bayern Münih, Atletico Madrid'i deplasmanda 2-0 mağlup ederek önemli bir dönüşe imza attı.

Bayern Münih, kadro, moral ve sportif açıdan yaşadığı çok sayıda sıkıntının ardından Atletico Madrid deplasmanında aldığı 2-0'lık galibiyetle etkileyici bir dönüş yaptı. Özellikle üç nokta sevinç yaratıyor.

Deplasmanda Atletico Madrid'e karşı oynamak, Avrupa futbolundaki en zorlu görevlerden biri. Neredeyse 30 yıl boyunca bütün Alman takımları burada az ya da çok acı bir şekilde başarısız olmuştu. Ta ki birçok açıdan ağır darbeler alan Bayern Münih, Kasım 2026'nın bu salı gününde Estadio Metropolitano'da dikkat çekici bir 2-0'lık galibiyet elde edene kadar.

Münih ekibi açısından maç öncesindeki tablo daha kötü olamazdı. Son haftalarda Bayern Münih, neredeyse aralıksız olarak farklı türden kötü haberlerle sarsılmıştı. Joshua Kimmich'in babasının ölümü, teknik direktör Vincent Kompany'nin yere yığılması, özellikle hücum hattını ciddi biçimde eksilten sakatlıklar... Bunlara FC Augsburg ve Viking Stavanger karşısındaki hatalar ile cumartesi günü Borussia Dortmund'la oynanan Bundesliga zirve maçında son dakikalarda yenilen beraberlik golü gibi sportif hayal kırıklıkları da eklendi.

Ancak geçici teknik direktör Aaron Dank yönetimindeki takım, Madrid'de bir anda haftalardır kusursuz bir uyum içinde oynuyormuş ve arkasında bir galibiyet serisi varmış gibi sahaya çıktı. Bir bakıma, geçen sezonun büyük bölümündeki Bayern Münih gibi.

Maçın ardından sportif direktör Max Eberl, "Tek kelimeyle dünya çapında bir performanstı" diyerek takımını övdü. Eberl'e göre oyuncuları "ilk dakikadan son dakikaya kadar neredeyse her şeyi doğru yaptı". İyileşerek sahalara dönen kaptan Manuel Neuer ise şunları söyledi: "İlk dakikadan 93. dakikaya kadar tam bir üstünlük kurduk. Atletico karşımıza ne çıkardıysa her zaman bir yanıtımız oldu."

Münih ekibi, Atletico'ya özgü sürtüşmelere girmedi. Böylece Metropolitano'nun coşkulu taraftarları da maça iyice kapılma fırsatı bulamadı. Teknik direktör Diego Simeone'nin alışıldık duygusal tavrıyla sık sık teknik alanından sahaya yönelmesi nedeniyle Atletico'nun zaman zaman 12 kişiyle oynaması da Bayern'in dikkatini dağıtmadı. Baştan itibaren büyük üstünlük kurmalarına rağmen uzun süre pozisyon, hele gol bulamamaları da onları etkilemedi.

Beklenen golü sonunda 54. dakikada Lennart Karl attı. Üstelik bu gol, son haftalarda Bayern Münih'in diğer bütün oyuncularından daha fazla tartışılan Karl'dan geldi. Sosyal medyayı fazla kullanması, yeterince mütevazı olmaması ve daha nicesi konuşulmuştu. Onursal başkan Uli Hoeneß, 18 yaşındaki oyuncuyla "ciddi bir görüşme" yapacağını açıklamıştı. Karl şimdi yanıtını sahada verdi. Bayern Münih açısından son derece sevindirici ilk nokta buydu.

Maçın sonucunu belirleyen 2-0'lık golü ise 74. dakikada sağ bek Konrad Laimer kaydetti. Bu aynı zamanda iki yıldız Harry Kane ve Michael Olise'nin yine gol atamadığı anlamına geliyor. Laimer ile Dayot Upamecano'nun fileleri havalandırdığı Dortmund'la oynanan 2-2'lik maçta da durum aynıydı.

Kane artık üç maçtır gol atamıyor. BVB karşısında fırsatları cömertçe harcayan dünyanın en iyi futbolcusu, Madrid'de de beş şutundan sonuç alamadı. Yine de Laimer'in 2-0'ı getiren golünün asistini yaptı. Olise ise Dortmund maçını bir sakatlık yaşayarak tamamlamıştı. Buna bağlı olarak Madrid'de alışılmış çabukluğundan uzaktı. Fransız oyuncu çabalayıp sık sık topla buluşsa da driplinglerinde defalarca rakiplerine takıldı, yönünü değiştirdi ya da yere düştü.

Elbette şimdi ikisinin formu konusunda endişelenmek mümkün. Ancak son aylardaki üstün kaliteleri ve istikrarları, Kane ile Olise'nin çok yakında yeniden alışıldık performanslarına döneceklerine dair sarsılmaz bir güven veriyor. Dolayısıyla öne çıkan ikinci sevindirici nokta şu: Bayern Münih, iki büyük yıldızı en iyi formunda olmasa bile güçlü rakipleri yenebiliyor. Üstelik bunu Luis Diaz, Jamal Musiala, Serge Gnabry ve Ismael Saibari olmadan da yapabiliyor.

Gelelim üçüncü sevindirici noktaya: Üst üste yedi maçta en az bir gol yiyen Bayern Münih, Madrid'de yeniden kalesini gole kapattı. Bunda en büyük pay, Metropolitano'da Münih ekibinin en iyi oyuncusu olan savunmanın lideri Dayot Upamecano'ya aitti.

Son dönemde performansı düşen stoper partneri Jonathan Tah ise maça tutuk başladıktan sonra giderek daha iyi oynadı ve Min-Jae Kim'le girdiği forma rekabetinde yeniden kendini gösterdi. İki bek Laimer ve Josip Stanisic, savunma görevlerini ihmal etmeden hücuma büyük istekle katıldı. Bu nedenle sahalara dönen kaleci Manuel Neuer'e neredeyse hiç iş düşmedi.

Bu galibiyetle Bayern Münih, en azından şimdilik, tabloda son 16 turuna doğrudan katılım için yeterli olan sekizinci sıraya yükseldi. Münih ekibi, son haftalarda yaşadığı bütün aksiliklerin ardından Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun en büyük favorilerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Bayern Münih, 5 Haziran 2027'de final için Metropolitano'ya dönerse bu galibiyet, sezonun duygusal dönüm noktası olarak anılabilir.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti
Haberler ›

İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti

İspanya İkinci Ligi'nde Acı Kayıp: Tenerife Futbolcusu Jesus de Miguel Hayatını Kaybetti
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Segunda Division'daki maçta kaleciyle çarpışarak ağır yaralanan Tenerife forveti Jesus de Miguel, hastanede yaşamını yitirdi.

Haberlere göre Andorra kalecisi Jesus Owono, Tenerife forveti Jesus de Miguel'in trajik ölümünün ardından büyük yıkım yaşadı. 30 yaşındaki forvet, İspanya ikinci liginde iki oyuncunun uzatma dakikalarında yaşadığı dehşet verici çarpışmada ağır yaralanmasının ardından salı sabahı hayatını kaybetti.

Pazartesi günü oynanan Segunda Division karşılaşmasının uzatma dakikalarında Owono ceza sahasından çıkarak De Miguel ile sert biçimde çarpıştı. Bu müdahale 25 yaşındaki kalecinin kırmızı kart görmesine yol açarken Tenerife forveti hareketsiz kaldı. Sağlık ekipleri, ciddi baş ve göğüs yaralanmaları yaşayan futbolcuya müdahale ettikten sonra onu yoğun bakıma kaldırdı.

Sahada kalbi durduktan sonra yeniden hayata döndürülen De Miguel'in durumu gece boyunca kötüleşti. Salı sabahı hayatını kaybetti. Karşılaşma, skor 2-2 iken tatil edildi.

Tenerife, 30 yaşındaki hücum oyuncusunun ölümünü salı günü doğruladı ve derin üzüntüsünü dile getirdi. Kulüp, futbol camiasına desteği için teşekkür ederken oyuncunun yakınları için mahremiyet talep etti.

Kulübün resmî açıklamasında, “Acı içindeyiz, boğazımız düğümlendi ve bunun gerçek olduğuna inanamıyoruz. CD Tenerife olarak Jesus de Miguel Alameda'nın trajik biçimde hayatını kaybettiğini... duyuruyoruz” denildi. Açıklama, “Teselli edecek söz yok; içimizi kaplayan bu derin üzüntüyü hafifletebilecek hiçbir şey yok” ifadeleriyle devam etti.

Andorra da kısa süre sonra bir taziye mesajı yayımladı: “Kalbimiz kırık, yıkılmış durumdayız. Jesus de Miguel'in ailesine, tüm takım arkadaşlarına, dostlarına ve CD Tenerife'ye en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.”

İspanyol yayın organı AS 'a göre olay Owono'yu derinden sarstı; kaleci soyunma odasında ağladı ve dua etti. Ekvator Ginesi millî futbolcusuna yakın, adı açıklanmayan bir kaynak ise onun kişiliğini savunarak “O, başkalarını önemseyen, çok iyi kalpli biri. Kötü niyeti yok” dedi.

Andorra, müdahalenin ardında kötü niyet bulunmadığını vurguladı. Buna rağmen Owono, internette yoğun hakaretlere maruz kaldı ve Instagram profilini silmek zorunda kaldı. Başlangıçta De Miguel'in ailesiyle özel olarak iletişime geçip desteğini sunmayı planlıyordu, ancak forvetin hayatını kaybetmesi bu planları tamamen değiştirdi.

Yaşanan trajedi, iki kulüp için de sahadaki tüm konuların önüne geçti. Alaves'ten kiralık olarak forma giydiği dönemin ardından bu yaz Andorra'ya kalıcı olarak katılan Owono, sahalara dönmeye ruhen hazır olup olmamasından bağımsız olarak kırmızı kartı nedeniyle cezalı duruma düşecek.

Andorra'nın pazar günü ligde Mallorca'yı ağırlaması planlanıyor, ancak takımın maça çıkmaya hazır olup olmayacağı belirsiz. Yaşananların Owono, takım arkadaşları ve büyük üzüntü içindeki Tenerife kadrosu üzerindeki duygusal etkisi, İspanyol futbol yetkililerinin yaklaşan maç takvimini nasıl ele alacağını kuşkusuz belirleyecek.

Bal-balan terbaik adalah bal-balan yang chaos . Dan ch-nya Chelsea adalah singkatan untuk chaos. Lebih sering duduk manis main Dungeons & Dragons dan mendengarkan Majelis Lidah Berduri ketimbang nonton pertandingan.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →