Sıkı bir beyaz perde takipçisi olan Erdem, DonanımHaber'de sinema ve dizi sektörüne dair haberleri kaleme alıyor.
Washington Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen model, bir gezegenin iç ve dış katmanları arasındaki kimyasal alışverişi milyarlarca yıl boyunca takip ediyor. Dünya'nın çekirdeği, mantosu, kabuğu, yüzeyi ve atmosferi arasındaki etkileşimleri hesaba katan simülasyon , gezegenin yaklaşık 4,5 milyar yıl önceki oluşumundan başlayarak 500 milyon yıl sonrasına kadar uzanan toplam 5 milyar yıllık bir süreci kapsıyor.
Böylece bilim insanları, Dünya'nın kimyasal ve jeolojik açıdan nasıl bir evrim geçireceğini, yaşamın bu süreçteki etkisini tamamen dışarıda bırakarak inceleyebiliyor.
Araştırmacılar, geliştirdikleri modelin Dünya'ya ait 19 farklı gezegensel özelliği yeniden üretebildiğini de gösterdi. Bu özellikler arasında Dünya'nın mantosu boyunca gerçekleşen ısı akışı da bulunuyor. Modelin gerçek Dünya'nın gözlemlenen özelliklerini bu ölçüde yeniden üretebilmesi, yaşamın olmadığı varsayımsal gezegenlerin incelenmesi açısından önemli bir temel oluşturuyor.
Gökbilimciler bugüne kadar Güneş Sistemi dışında 6.000'den fazla ötegezegen keşfetti. Bunların bir kısmı, yüzeylerinde sıvı su bulunmasına imkân tanıyabilecek koşullara sahip oldukları için yaşanabilir gezegen adayları olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar, özellikle bu gezegenlerin atmosferlerini inceleyerek yaşamın varlığına işaret edebilecek kimyasal bileşikleri tespit etmeye çalışıyor.
Oluşturulan bu yeni Dünya simülasyonu, bilim insanlarının yaşamın olmadığı gezegenleri daha iyi tanımasını sağlayacak ki bu da ötegezegen araştırmalarında kıymetli bir rehber sunacak.
Elon Musk, körlüğü tedavi etmeye hazır olduğunu açıkladı 1 gün önce eklendi Eğer bir gezegende gözlemlenen atmosferik koşullar, yaşamın hiç bulunmadığı gezegen modeliyle de açıklanabiliyorsa, bu durum tespit edilen gazların biyolojik kökenli olduğu iddiasını zayıflatacak. Ancak mevcut jeolojik süreçler gözlemlenen atmosferi açıklamakta yetersiz kalıyorsa, o gezegen yaşam belirtileri açısından daha yakından incelenmeye değer bir hedef hâline gelecek.
Araştırmacılar, çalışmalarının NASA'nın gelecekte hayata geçirmeyi planladığı Yaşanabilir Gezegenler Gözlemevi (HWO) gibi uzay teleskoplarının tasarımına da katkı sağlayabileceğini düşünüyor.